Mahkemesi :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı üçüncü kişi tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı (üçüncü kişi) vekili, ... 7. İcra Müdürlüğü’nün 2006/11317 Esas sayılı dosyasında yazılan talimat uyarınca,... 1. İcra Müdürlüğü’nün 2006/1187 Talimat sayılı dosyasında yapılan 04.12.2006 günlü haczin davacının ticaret sicilde kayıtlı şube adresinde yapıldığını ve ardiyecilik ve taşımacılık faaliyeti nedeni ile kendilerine müşterileri tarafından yediemin olarak teslim edilmiş faturalı malların haczedildiğini, borçlu şirketin gayri faal olduğunu, belirterek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına ve tazminata karar verilmesini istemiştir.
Davalı (alacaklı) vekili, davacı ve borçlu şirketin aynı adreslerde,aynı işçiler ve ortaklarla birlikte faaliyet gösterdiğini,aralarında organik bağ bulunduğunu ve üçüncü kişinin borçlunun vergi borçları nedeni ile paravan şirket olarak kurulduğunu, belirterek davanın reddine ve tazminata karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre: “dava yasal süresinde açılmakla birlikte, üçüncü kişinin davacı olarak taraf sıfatının bulunmadığı, öte yandan derdestlik itirazının yasal süresi içinde ileri sürülmediği, borçlu ve üçüncü kişi şirket arasında organik bağ bulunduğu“ gerekçesi ile davanın reddine ve yasal koşulları oluşmadığından alacaklı tarafın tazminat talebinin de reddine karar verilmiş; hüküm, davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1.Bu davaya konu 30.11.2006 günlü hacizle ilgili üçüncü kişi, alacaklıya karşı ... 1. İcra Hukuk Mahkemesi’nde 2006/474 Esas sayı ile dava açmış,duruşmalı yargılama sonucunda 23.05.2007 tarih, 2007/182 Karar sayı ile davanın reddine karar verilmiştir.
Temyiz incelemesi
sırasında bu karar onanarak 23.09.2008’de kesinleşmiş, bu sırada davanın türü de istihkak olarak değerlendirilmiştir.
Bu durumda davanın kesin hüküm nedeni ile reddi gerekirken yazılı biçimde karar verilmesi hatalıdır, ancak sonucu itibarı ile verilen davanın reddi kararı doğru olduğundan, bu husus bozma nedeni yapılmamış ve hükme yönelik davacı üçüncü kişi vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2.Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı “istihkak” davası niteliğindedir.
İstihkak davalarında dava değeri alacak miktarı ile hacizli malın değerinden hangisi az ise ona göre belirlenir.
Somut olayda nispi vekalet ücretinin alacak miktarı üzerinden hesaplanması gerektiğinin dikkate alınmaması isabetli değildir ve kesin hüküm nedeni ile davanın reddi halinde de Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 7/2. maddesi uyarınca, maktu vekalet ücretini geçmeyecek şekilde dava değeri üzerinden hesaplanacak nispi vekalet ücretinin 1/2’sine hükmedilmesi gerekecektir.
Ne var ki vekalet ücreti ile ilgili yanlışlık ve eksikliğin giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden, HUMK’nun 438/7. maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
SONUÇ: Davacı üçüncü kişi vekilinin yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle diğer temyiz itirazlarının reddine; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulüne ve kararın hüküm fıkrasının 4. bendindeki “Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ne göre 1.800,00.-TL nispi ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine” tümcesinin çıkartılarak yerine “Karar tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 7/2. maddesi uyarınca, alacak miktarı olan 14.533,00.-TL üzerinden hesaplanan nispi vekalet ücretinin 1/2’si maktu vekalet ücretinin üzerinde olduğundan, 285,00 TL. vekalet ücretinin davacı üçüncü kişiden alınarak davalı alacaklıya verilmesine” tümcesinin yazılmasına, hükmün düzeltilen bu şekli ile ONANMASINA peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı 3.kişiye geri verilmesine 7.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.