Mahkemesi :İcra Hukuk Mahkemesi
.
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı üçüncü kişi tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı (üçüncü kişi) vekili, ... 1.İcra Müdürlüğü’nün 2006/621 Esas sayılı dosyasında trafik kaydına haciz konulan ... plaka sayılı aracın, davacı tarafından noterde yapılan sözleşme ile 12.05.2006’da satın alındığını, daha sonra konulan 21.09.2006 günlü haczin hukuka aykırı olduğunu belirterek haczin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir
Davalı (alacaklı) vekili, istihkak davasının yasal süresinde açılmadığını, satış işleminin alacaklıdan mal kaçırmak için danışıklı olarak yapıldığını, borçlu ve üçüncü kişi vekilinin aynı kişi olmasının da bunu kanıtladığını belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı (borçlu), usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara katılmadığı gibi cevap da vermemiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre: “davacı vekilinin araç üzerindeki hacizlerin kaldırılması için önce takip borçlusu vekili sıfatı ile 18.11.2008’de Mahkeme’ye şikayet başvurusunda bulunduğu, ardından üçüncü kişi vekili olarak 22.12.2008’de istihkak davasını açtığı, yasada belirlenen hak düşürücü süreden sonra davanın açıldığı,ayrıca borçlu ile üçüncü kişinin vekilinin aynı kişi olması nedeni ile aralarındaki satışın alacaklıdan mal kaçırmaya yönelik danışıklı işlem niteliğinde bulunduğu” gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş;hüküm, davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1.Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı “istihkak” davası niteliğindedir.
Dava dilekçesinde 21.09.2006 tarihli haczin kaldırılması istemi ileri sürülmüştür, ancak bu haciz, İİK’nun 106,110. maddeleri uyarınca, 1 yıl içinde satış istenmediğinden ortadan kalmıştır. 22.03.2007’de konan ikinci haciz de aynı nedenle ortadan kalmıştır.Borçlu vekilinin 18.11.2008 tarihli şikayet başvurusu üzerine verilen Mahkeme kararı ile de bu durum belirlenmiştir.
Son haciz tarihi 28.10.2008’dir. Dava ise 22.12.2008’de açılmıştır. Takip dosyası içeriğinden de; dava açılmadan önce İcra Müdürlüğü’ne yöneltilmiş bir istihkak iddiasının varlığı anlaşılamamaktadır.
Bu durumda yapılacak ... öncelikle, dava dilekçesindeki haciz tarihinin maddi hata sonucu yazılıp yazılmadığını, davanın son hacze yönelik açılıp açılmadığını belirlemektir. Maddi hata yoksa dava tarihi itibarı ile geçerli bir haciz bulunmadığı için, dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerekir.
Dava konusu haciz 28.10.2008 tarihli son hacizse bu kez, 7 günlük yasal hak düşürücü sürenin başlangıç tarihi ve bu süreyi kesen bir işlemin bulunup bulunmadığı (örneğin icra dosyası içine yapılan istihkak iddiası vb.) belirlenmelidir. Öğrenme tarihine göre dava süresinde açılmışsa ve aksini ortaya koyan delil de yoksa, işin esasına girerek toplanan delillere göre bir karar verilmesi gerekir.
Belirtilen hususlar dikkate alınmadan eksik incelemeye dayalı olarak yazılı biçimde karar verilmesi hatalı olmuştur.
Kabule göre de; borçlu vekili ile üçüncü kişi arasında bulunan eski tarihli vekalet ilişkisinin tek başına,davacının haczi önceden öğrenmesini gerektirecek, bir delil olarak değerlendirilmesi isabetli değildir .
2. Bozma neden ve şekline göre diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesi gerekli görülmemiştir.
SONUÇ :Davacı üçüncü kişi vekilinin yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle bozma neden ve şekline göre diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı 3.kişiye geri verilmesine 7.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.