MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından duruşma istekli olarak temyiz edilmiş ise de; davada aleyhine hükmedilen miktar karar tarihi itibariyle duruşma sınırının altında kaldığından duruşma isteğinin reddi ile incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı şirkete kasko sigortalı müvekkiline ait aracın çalındığını ve daha sonra hasarlı şekilde bulunduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 10.000 TL'nin 1.1.2009 tarihinden işleyecek ticari faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili araçta immobilizer sistem olduğunu kontak anahtarı olmadan çalıştırılamayacağını, eksper raporunda aracın direksiyon muhafazısında zorlama bulunmadığının tesbit edildiğini, çalınma ihbarının aracın maliki olduğunu söyleyen davacı dışında ... isimli şahıs tarafından yapıldığını bu şahıs ve araçla ilgilenen ... ...'un oto sanayide ortak işyerleri olduğunu sigortalı aracın çalınmaya karşı tedbirinin alınmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, kasko sigorta sözleşmesine dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Sigorta sözleşmeleri gerek kuruluşlarında, gerek devamı sırasında ve gerekse rizikonun gerçekleşmesi aşamasındaki ihbar yükümlülükleri bakımından iyiniyet esasına dayalı sözleşme türlerindendir. Tarafların ve özellikle sigorta ettiren sigortalının bu yükümlülüğü gerçeğe uygun bir şekilde yerine getirebilecek ve koşulların oluşması halinde mal sigortalarında sigorta ettirenin yerine ...’nın 1301.maddesi hükmüne dayalı olarak geçecek ve sigortalısına ödediği tazminatı zarar sorumlusundan geri alabilecektir.
Mal sigortaları türünden olan kasko sigortası poliçesinin teminat kapsamını belirleyen A/1 maddesine göre gerek hareket gerekse durma halinde iken sigortalının veya araç kullanın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler nitecesinde sabit veya hareketle bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması müsademesi, devrilmesi, düşmesi, yuvarlanması gibi kazalar ile 3. kişilerin kötüniyet ve muziplikle yaptıkları hareketler aracın yanması, çalınması veya çalınmaya teşebbüs sonucu oluşan maddi zararların bu tür sigortanın teminat kapsamında olduğu anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan TTK.nun 1282 maddesi uyarınca sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı yasanın 1281. maddesi hükmüne göre kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise, bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5 maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir.
İlkeler yukarıda anlatılan şekilde olmakla birlikte sigortalı kasko poliçesi genel şartlarının 1.5.maddesi ve TTK. 1292/3 maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminat içinde imiş gibi ihbar ederse ispat külfeti yer değiştirip oluşan rizikonun teminat içinde kaldığını ispat külfeti sigortalıya geçer.
Bu ilkeler doğrultusunda somut olaya baktığımızda, olayın kasko poliçesinin yürürlükte olduğu sırada meydana geldiği aracın çalınma olayını davacı sigortalının rızası ve bilgisi dahilinde aracı o tarihte elinde bulunduran dava dışı ...'un karakola bildirdiği karakol ifadesinde dahi
Aracın davacı adına trafikte kayıtlı olduğunu ifade ettiği davalı sigorta şirketi tarafından bu şahsın ortağı ... ... ile oto sanayiinde ortak işyeri olduğu, ...'un şüpheli kazalar sonucu sigorta şirketlerinden hasar taleplerinde bulunduğu bu davanın derdest olduğu iddia edilmiş ise de, henüz kesinleşmeyen ... 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2006/202-2009/376 Esas sayılı hasarların kasko sigortası poliçesi kapsamında kaldığından bahisle davanın kabulüne karar verildiği, davaya konu aracın sigortalının rızası ile bir başkasının kullanımında olmasının poliçede teminat dışında bırakılmadığı hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda immobilizerli aracın ancak orjinal kontak anahtarı ile çalıştırılabileceği bunun dışında aracın bir çekici ile bir başka notkaya götürülüp bırakılabileceği bunun yapılması halinde alarm sisteminin devreye gireceği aracın bulunduğu noktadan bir başka notkaya herhangi bir sorun olmadan bırakılmış olmasında davacı aracına ait ikinci bir orjinal kontak anahtarının mevcut olmasının gerektiğinin belirtildiği davacı vekilinin bu rapora karşı itirazların içeren dilekçesinde immobilizer sistemine sahip en son teknolojiye sahip araçların dahi çalınabildiğini kaldı ki, müvekkiline ait araçta alarm cihazı bulunmadığını bu nedenle çekici ile götürülmüş olabileceğini ileri sürdüğü bu hususun mahkemece irdelenmediği sigortalı aracın çalındığının karakola ihbarı sırasında aracın camları kırık, ön göğüs ve direksiyondaki parçalar sökülmüş vs. hasarlı şekilde resmi görevlilerce bulunduğu dosyadaki delillerle sabit olduğu gibi davacı sigortalının kasten ve iyiniyet kurallarına aykırı olarak rizikonun gerçekleşme şeklini iyiniyet kurallarına aykırı şekilde bildirdiği sabit olmamıştır. Bu nedenlerle rizikonun ihbar edilenden farklı şekilde gerçekleştiğini ispat külfeti sigortacıda bulunmaktadır. İsbat külfeti somut olayda davalı sigortacıda olmakla sigortacı rizikonun ihbar edilenden farklı şekilde oluştuğunu aracın sigorta teminatı dışında hasarlandığını soyut iddialarla değil somut delillerle kanıtlamalıdır. (HGK'nın 10.12.1997 gün ve 1197/11-772-1043, HGK'nın 16.12.1998 gün ve 1998/11-872-905 sayılı kararları)
O halde; mahkemece, önceki bilirkişi kurulu dışında ... veya Karayolları Genel Müdürlüğü fen heyetinden seçilecek konusunda uzman bilirkişi kurulundan, araçta alarm sisteminin bulunup bulunmadığı ve davacı vekilinin bilirkişi raporuna yaptığı itirazlar da dikkate alınarak ayrıntılı, gerekçeli ve
denetime açık rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 21.10.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy