MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
BİRLEŞEN DAVA
MAHKEMESİ : Adana Asliye 2. Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün temyizen tetkiki davacılar ve davalılar vekilince istenilmiş, davalı ... A.Ş vekilince duruşma talep edilmiş olmakla duruşma için tayin edilen 30.11.2010 Salı günü davacılar tarafından gelen olmadı. Davalı ... A.Ş vekili Av. ..., ... A.Ş ... vekili
2010/8242
2010/10590
Av. ... geldiler. Diğer davalılardan gelen olmadı. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davalılar vekilleri dinlendikten sonra vaktin darlığından dolayı işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmış olup, dosya incelendi, gereği düşünüldü.
-K A R A R-
Davacı vekili asıl ve birleşen davada davalı borçlular ...A.Ş ve ... aleyhine icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak mal bulunamadığını ileri sürerek borçluların sahip oldukları dava konusu taşınmazları 3. kişi Berrak’a satışlarına ve 3 parseldeki taşınmazın Berrak tarafından davalı ... Ltd. Şti’ye onun tarafından davalı ...’a onun tarafından davalı ...’na onun tarafından davalı ... A.Ş’ye satışına ve bu davalı tarafından davalı ... A.Ş’ye ipotekler verilmesine, ... ve ... parselin davalı ... tarafından davalı ...’a satışı ile diğer davalı parsellerin davalı ... adına geçtikten sonra bu davalının davalı ...Ş lehine ipotekler tesis edilmesine dair tasarrufların iptaline karar verilmesini istemiş davalı borçluların iflasından sonra da iflas idaresi davacı yerine geçerek tasarrufların iflas idaresi lehine iptal edilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... ve ... Ltd. Şti dışındaki davalı vekilleri davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava konusu 6,7,15,16,17 ve 18 parsellerde davalı 3. kişinin borçlunun durumunu bilebilecek durumda olduğu aynı şekilde davalı ... vekilinin de borçlunun durumunu bildiği ve ipotek alacağından iflas idaresi lehine feragat ettiği nazar alınarak bu taşınmazlardaki tasarrufların iptaline, 1235 parseldeki satışın davalı ...’a ve ondan da davalı ...’a düşük bedelle satılmasından dolayı iptaline, 343 sayılı parselde de hem davalı ...’a satışta hem de onun tarafından Coşkun’a satışında bedel farkı bulunduğu ve davalı ...’un önceden borçluya ait olan başkaca taşınmazları da kısa aralıklarla satın aldığı o nedenle borçlunun mevcudunu eksilttiğini bilmesi gerektiği gerekçesiyle tasarrufların iptaline, 3 parsel sayılı üzerinde fabrika da bulunan taşınmazda dahi
2010/8242
2010/10590
davalılar arasındaki satışının bedel farkı ile gerçekleştiği ... Ltd. Şti’nin borçlu Ahmet ve Cengiz Avcı’nın kızları tarafından kurulduğu ayrıca bu taşınmaz üzerinde tesis edilen ipoteğin de muvazaalı olduğu gerekçesiyle satışların ve ... A.Ş lehine tesis edilen ipoteğin iptaline karar verilmiş hüküm davacı ..., ... A.Ş, ...bank A.Ş, ... A.Ş, Coşkun ve Ziya vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-HUMK’nun 388.maddesinin son fıkrasında hükmün sonucu kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hüküm taraflara borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık şüphe ve terettüd uyandırmayacak şekilde belirtilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Mahkemece hüküm fıkrasının ilk bendinde sayılan “tasarrufların iptali ile davalılardan tahsili” şeklindeki hüküm az yukarıda belirtilen hükmün açık olması gerektiğine dair amir hükme aykırı olup infazda tereddüt oluşturacak şekildedir. Davanın kabulü ve tasarrufların davacı alacağı ile sınırlı olmak üzere iptale karar verilmesi gerekir. Somut olaydaki durumda ise davacının yerine iflas idaresinin geçtiği durumda hükmün iflas idaresi lehine kurulmuş olmasında usul ve yasaya aykırı bir durum bulunmasa da hem davacı takibindeki alacak ile sınırlı olarak tahsile şeklinde hem de davalılardan tahsiline şeklinde karar verilmesi doğru değildir.
2-Kabule göre de kararı temyiz etmeyen davalı ...’a yapılan satışlar için iptal kararı doğru ise de bu davalı tarafından davalı ...’a yapılan satışların da iptali isabetli olmamıştır. Üçüncü kişinin borçludan satın aldığı malı elinden çıkarması ve satın alan dördüncü kişinin iyi niyetli olması halinde İİK’nın 283/2 maddesi uyarınca üçüncü kişinin malı elinden çıkardığı tarihteki gerçek değeri oranında bedelle sorumlu tutulması gerekir. Somut olayda davalılardan ... doğrudan borçlu ile hukuki muamelede bulunan kişi olmayıp 1235 ve 343 parsel sayılı taşınmazları üçüncü kişi davalı ...’dan satın alan dördüncü kişidir. Bu davalı hakkındaki davanın kabul edilebilmesi dolayısıyla onun yaptığı tasarrufun iptali ancak kötü niyetli olduğunun kanıtlanması durumunda mümkündür. Dördüncü kişi yönünden bedel farkı ve yakın tarihlerdeki
2010/8242
2010/10590
satış başka delillerle desteklenmediği takdirde tek başına iptal nedeni sayılamaz. Ayrıca aynı tasarrufla ilgili olarak bir başka alacaklı tarafından açılan davada da davalı ...’un iyi niyetli olduğu belirtilerek hakkındaki dava reddedilmiş ve karar Yargıtay’dan geçerek kesinleşmiştir. Bu durumda davalı ...’nun kötü niyetli olduğu kanıtlanamadığından hakkındaki davanın reddine, İİK.nun 283. maddesine göre de davanın bedele dönüştüğü dikkate alınarak davalı ...’ın taşınmazları elinden çıkardığı tarihteki gerçek değeri oranında tazminata mahkum edilmesine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle bu davalı hakkında da davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
Yakapınar Köyü 159 ada 3 parsel sayılı taşınmazın davalı ...’a onun tarafından da davalı ... Ltd. Şti’ye devrine ilişkin taşınmazların iptaline yönelik kabul kararı doğru ise de bu davalıdan sonraki hükmü temyiz etmeyen davalı ... ve ondan sonra taşınmazı satın alan malikler için yeterli araştırma yapılmadan ve yeterli gerekçe gösterilmeden yazılı şekilde taşınmaza ilişkin tüm satışların iptaline ve son malik tarafından alınan kredi karşılığı verildiği öne sürülen davalı ...A.Ş lehine ipoteğin de iptaline yönelik hüküm kurulması isabetli değildir.
Davalı ...Ş’nin yargılama sırasında ipotekten iflas idaresi lehine feragat ettiğini belirtmiş olup, feragatin hukuki sonuçları üzerinde durularak bu davalı ile ilgili davanın konusu kalıp kalmadığı değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde ... Bank A.Ş lehine yapılan ipoteklerin iptaline şeklinde karar verilmesi,
Dava konusu parsellerden biri olan 343 numaralı parselin satış tarihindeki gerçek değeri ile bedele dönüşme ihtimali için 3. kişi tarafından elden çıkarıldığı tarihteki gerçek değeri belirlenmeden yargılamanın bitirilmesi de doğru değildir.
3- İflas İdaresinin vekalet ücretine yönelik itirazının bozma nedenlerine göre incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle tüm davalıların temyiz itirazlarının kabulü ile
2010/8242
2010/10590
hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacı ... ve davalı ...Ş vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 750,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalılara verilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edenlere geri verilmesine 06.12.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.