MAHKEMESİ : İstanbul Asliye 2. Hukuk Mahkemesi
BİRLEŞTİRİLEN DAVA MAHKEMESİ : İstanbul 7.Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün temyizen tetkiki davacı vekili ve davalı ... Uzun vekilince istenmiş, davacı vekilince duruşma talep edilmiş olmakla, duruşma için tayin edilen 30.11.2010 Salı günü davacı ...Katılım Bank AŞ vekili avukat ... ve davalı ... vekili avukat ...., geldi. Diğer davalılar tarafından gelen olmadı. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davacı ve davalı ... vekili dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı borçlu... aleyhine icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak malı bulunamadığını ileri sürerek borçlunun, dava konusu taşınmazlarını davalı ...’ye, onun tarafından da diğer davalılara satışına ilişkin tasarrufların iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı ..., ...vekilleri davanın reddini savunmuştur.
Diğer davalılar usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara gelmemiş ve davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, taşınmazların ...’ye devri sırasında yapılan satışlarda taşınmazların satış bedeli ile gerçek değerleri arasında fahiş fark bulunduğu gerekçesiyle ve taşınmazların bu davalı tarafından elden çıkarılmış olması ancak sonraki maliklerin kötüniyetlerinin bulunduğu hususu ile borçlu ile irtibatlarının olduğu hususlarının ispat edilemediği gerekçesi ile davanın bedele dönüştüğü gözetilerek davalı borçlu ve ... açısından davanın kabulüne diğer davalılar açı-
sından ise reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK’nın 277 vd. maddelerine dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece yazılı şekilde davalı ... açısından davanın kabulü ile davanın bedele dönüştüğü düşünülerek bu davalının bedel ile sorumlu tutulmasına karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir.
Dava konusu olayda 3. kişi durumundaki ... hakkında verilen kabul kararında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak dava konusu 47 numaralı mesken davalı ... tarafından davalı ...’ye satılmış olmasına rağmen taşınmazların değerlerinin belirlenmesi amacıyla 21/01/2009 tarihinde yapılan keşif sırasında bu taşınmazda kiracı olarak bulunan ve borçlunun bir dönem de muhasebe müdürlüğünü yapan kiracı ... tarafından kira bedellerinin keşif tarihi itibariyle dahi borçluya ödendiğinin ifade edilmesi karşısında davalı ...’nin satın aldığı taşınmazın kiralarının satıştan 18 ay sonra bile borçluya ödenmesine ... göstermesi hayatın olağan akışına uygun olmadığından davalı ... açısından da davanın kabulüne karar vermek gerekir.
Davaya konu diğer taşınmazlar 13 ve 47 numaralı meskenleri davalı ... satın aldıktan 15 gün sonra her ikisini de aynı gün davalı ...’a satmıştır. Davalı ... ise davalı borçlu ile aynı sitede ve aynı sektörde çalışan kişi olarak borçlunun içinde bulunduğu durumu ve mal kaçırma amacını bilebilecek kişilerdendir. Bu davalının taşınmazlardan 40 numaralı meskeni satın aldıktan 28 gün sonra devrettiği davalı ..., davalı ...’ı yapmakta oldukları işten dolayı uzun süredir tanıyan bir kişi olduğunu cevap dilekçesinde açıkça beyan etmiştir. Yaptığı iş ve tanıdığı Hasan dolayısıyla borçlunun alacaklıdan mal kaçırma ya da alacaklıya zarar verme kastını bilebilecek durumdadır. Davalı ...’ın satın aldıktan 32 gün sonra devrettiği 13 numaralı meskeni satın alan davalı ... ise satın aldığı taşınmazın bulunduğu binada oturmakta olup aynı sitede emlakçilik yapan tanık İhsan vasıtasıyla satın almıştır. Taşınmaz satın alınmadan önce üzerinde bulunan ipoteğin kaldırtıldığı sonra taşınmazın satın alındığı da davalı ...’in cevap dilekçesinde ve tanık İhsan’ın beyanlarında belirtilmiştir.Bu
şekilde uzun yıllardır tanışıklığı bulunan emlakçi vasıtasıyla aynı binadaki taşınmazı alırken bu taşınmazın satış nedeni ve giderek borçlunun mal kaçırma kastını ya da alacaklıyı zarara uğratma iradesini bilebilecek durumdadır. Ayrıca davalı ... ile davalı ...’ın satış bedeline mahsuben ödediklerini iddia ettikleri paraların, satışların aynı gün bile yapılmadığı nazara alındığında aynı banka aynı şube ve aynı dakika içinde havale edilmiş olması da hayatın olağan akışına uygun bulunmamıştır. Bu durumda davalılar ...yönünden de davanın kabulüne karar verilmek gerekirken yazılı gerekçelerle bu davalılar hakkındaki davaların da reddine karar verilmesi de doğru değildir.
Yukarıda açıklanan olaylar karşısında davanın tüm davalılar açısından kabulüne karar vermek gerekirken yazılı gerekçelerle bir kısım davalılar yönünden davanın reddine karar verilmesi isabetli değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına ve 750,00 TL vekalet ücretinin davalı ... ....,'dan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacıya verilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı ve davalı ......,'a geri verilmesine 30.11.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.