MAHKEMESİ : ... Asliye 4. Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı borçlu ... aleyhine icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak malı bulunmadığını ileri sürerek borçlunun dava konusu taşınmazını diğer davalı eşine satışına ilişkin tasarrufun iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili ve davalı ... davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, yapılan satışta bedeller arasında fahiş fark bulunduğu, 3. kişi durumundaki ...’nın boşanmış olmasına rağmen eski eşi olan borçlunun durumunu bilebilecek olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş hüküm davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava İİK’nın 277 vd. maddelerine dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
İcra ve İflas Kanununun 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz yada iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da "iyiniyet kurallarına aykırılık" nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır.
Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, tasarruf konusu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını almak yetkisini elde eder ve tasarruf konusu taşınmaz mal ise, davalı üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek
olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir (İİK.md.283/1 ). Bu yasal nedenle iptal davası, alacaklıya alacağını tahsil olanağını sağlayan, nisbi nitelikte yasadan doğan bir davadır.
Davacı tarafın dava açmaktaki amacı tasarrufa konul mal üzerinde cebri icra yetkisi elde etmek olmasına göre dava açılmadan önce de böyle bir imkana sahip olması durumunda davacının bu davayı açmakta hukuki yararı yoktur. Somut olayda davacı tarafın tasarruf sırasında taşınmaz üzerinde davanın dayanağı olan takipte konulmuş haczi bulunmakta olup bu haciz işlemini takiben taşınmazın satışının yapıldığı ve satış bedelinin büyük bir bölümünün de davacı tarafa ödendiği gelen yazı cevaplarından anlaşılmaktadır. Bu durumda davacının bu davayı açmakta hukuki yaranının bulunmadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
2- Kabule göre de Tasarrufun iptali davalarında tarifeye göre hesaplanacak karar ve ilam harcının takip konusu alacak miktarı ile tasarruf konusu malların tasarruf tarihindeki değerlerinden hangisi az ise o değer üzerinden belirlenmesi gerekir.
Dava konusu olayda ise ne taşınmazın tasarruf tarihindeki değeri ne de alacak miktarı nazara alınmadan yazılı şekilde harç hesabı yapılması da doğru değildir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı ...’na geri verilmesine 25.10.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.