(6762 S. K. m. 1264, 1266)
Dava ve Karar: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirkete kasko sigortalı müvekkiline ait aracın trafik kazasında hasarlandığını, ihbara rağmen davalının hasar bedelini ödemediğini belirterek şimdilik 250 TL'nin 10.05.2009 tarihinden işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiş, 05.11.2010 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 3.067 TL daha artırarak toplam 3.317 TL'nin aynı tarihten işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı vekili davacı aracının özel oto olarak sigorta poliçesinin düzenlendiğini ancak davacının aracı kiralık araç olarak kullandırdığını, kazanın bu esnada meydana geldiğini, davacının araç kiralama faaliyetinde bulunduğunu, adına kayıtlı çok sayıda araç bulunduğunu, hasarın teminat kapsamında olmadığını, davacının ticari defterlerinde inceleme yapılması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davacı şirketin ticari defter ve kayıtlarında uzman bilirkişice yaptırılan bilirkişi raporunda davacı tarafın bir başka şirket aracılığıyla araçlarını kiralandığının, araç kiralamadan gelir sağladığının tespit edilmesine, duruşmada dinlenen davalı tanığının (kazaya karışan karşı aracın zilyedi Harun) davacı tarafa ait aracın sürücüsünün aracı kiraladığını kendisine beyan ettiğini söylemesine, davacı aracının kiralık araç olarak kullanıldığının sabit olmasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Taraflar arasında düzenlenen kasko sigorta poliçesinin 3. sayfasında kullanım şekli istisnası klozunda sürücü kursu aracı taksi veya dolmuş olarak işletilen veya kullanılan ayrıca günlük veya kısa yahut uzun süreli olarak kiralanan araçlarda meydana gelen yangın ve çalınma dahil tüm hasarlar aksi açıkça kararlaştırılmış ve gereken ek prim de ödenmiş olmadıkça sigorta teminatının dışında olduğu belirtilmiştir. Somut olayda davaya konu aracın dosya kapsamına göre kiralık araç olarak kullanıldığının davacı tarafça kiraya verildiğinin kabulü gerekmekte ise de kasko sigortası genel şartlarında özel aracın sigortacının bilgisi dışında ticari amaçla (kiralık) kullanılması teminat dışı bir hal olarak düzenlenmemiştir. Bu maddenin amacı sigortacının sigorta priminin yükseltilmesini sağlayabilmektir.
TTK'nın 1266. maddesine göre poliçede nelerin yazılı olacağı belirlenmiştir. TTK'nın 1264/4. maddesine göre de genel şartlarda yazılı olmayan bir husus sigortalı aleyhine değiştirilemez. Değiştirilmiş ise bu değişiklik geçersizdir. BK'nın hükümleri TTK 1264/1 maddesi gereğince Ticaret Kanunu'nun bu konuları düzenleyen beşinci kitabında düzenleme olmazsa uygulanır. Ancak, poliçe genel şartlarının sigortalı aleyhine değiştirilemeyeceği TTK 1266, 1264/4 maddeleri kapsamında düzenlendiğinden TTK 1264/1 maddesi gereğince somut olayda BK'nın hükümlerinin uygulanması mümkün değildir.
Bu durumda mahkeme rizikonun gerçekleştiği tarihte sözleşme geçerli olduğuna göre Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği ile davalı sigorta şirketi ile diğer bir kısım sigorta şirketlerinden davacı şirkete ait aracın tüm özellikleri de belirtilerek kasko poliçesinin düzenlendiği tarihte (20.10.2008) aracın kiralık olarak kullanılacağı beyan etmiş olsaydı alınması gereken prim bedelinin araştırılıp sorulması, bununla ilgili düzenlenen poliçe örneklerinin istenilmesi, daha sonra 12.10.2010 tarihli raporu düzenleyen bilirkişi kurulundan tahakkuk ettirilen prim ile aracın kiralık olarak kullanılacağının bilinmesi durumunda ödenmesi gereken prim arasındaki oran belirlenerek bu orana göre tespit edilen hasar bedelinden proporsiyon indirimi yapılarak davalı sigorta şirketinin sorumlu olduğu (ödenmesi gereken) hasarın tespiti yönünden ek rapor alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı T... Mob. Dekorasyon Tur. Haki. San. Tic. Ltd. Şti. vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 12.04.2012 tarihinde Başkan A. V. ile Üye E.S. B.'ın karşı oyu ve oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dava, Kasko Sigorta Poliçesine dayalı tazminat istemine ilişkindir.
TC Anayasasının 48. maddesinde herkesin sözleşme hürriyetine sahip olduğu...,
818 sayılı BK 19. maddesinde bir akdin mevzuunun, kanunun gösterdiği sınır dairesinde serbestçe tayin olunabileceği, kanunun kati suretle emreylediği hukuki kaidelere veya kanuna muhalefet, ahlaka (adaba) veya umumi intizama yahut şahsi hükümlere müteallik haklara mugayir bulunmadıkça iki tarafın yaptıkları mukavelelerin muteber bulunduğu öngörülmüştür.
Görüldüğü üzere hukuk sistemimizde emredici hükümlere aykırı olmamak koşuluyla, irade hürriyeti ve akit serbestisi sınırları içerisinde tarafların diledikleri gibi sözleşme yapabilmeleri mümkündür.
Somut uyuşmazlıkta, taraflar arasında düzenlenen kasko sigorta poliçesinde özel şart (kloz) olarak kiralanan araçlardaki bütün hasarların aksi açıkça kararlaştırılmış ve gereken ek primin ödenmiş olmadıkça sigorta teminatı dışında kalacağı kararlaştırılmıştır.
Davalı sigorta vekili, aracın rent a car olarak kullanıldığını, bu nedenle rizikonun teminat dışında kaldığını ileri sürmüştür.
Dosya içeriği ile rizikonun, aracın rent a car olarak kullanımı sırasında gerçekleştiği anlaşılmaktadır.
Davacı sözleşme özel şartı gereğince ek prim ödediğini ve özel şartının aksinin kararlaştırıldığını ileri sürmediği gibi kanıtlanmamıştır.
Taraflar arasında düzenlenen Kasko Poliçesindeki Özel Şart TTK 1264. maddesinde sayılan emredici kanun hükümlerine aykırı olmadığı gibi, TTK 1266/son ve 1281/2 maddesi hükümlerine uygun bulunmaktadır.
O halde poliçe özel şartını geçerli kabul ederek davayı reddeden yerel mahkeme kararının onanması gerekirken, tarafların serbest iradeleri ile akit serbestisi sınırları içerisinde kararlaştırıldıkları poliçe özel şartına değer vermeyerek yerel mahkeme kararını bozan sayın çoğunluk görüşüne muhalifiz.
NOT: KONUNUN ÖNEMİ GEREĞİ YEREL MAHKEME İLAMINI AŞAĞIDA YAYIMLIYORUZ.
T.C.
ANKARA
7. SULH HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO: 2010/119
KARAR NO: 2011/1061
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan dava ile ilgili mahkememizde yürütülen açık yargılama sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili, müvekkiline ait bulunan 06
... plakalı aracın kasko sigortasının davalı şirketin yetkili acentasınca yapıldığını, ancak poliçenin müvekkiline teslim edilmediğini, müvekkiline ait aracın yakının sevk ve idaresinde iken 21.04.2009 tarihinde hasarlandığını, davalının bu kazanın teminat dışı olduğunu belirterek müvekkiline ait araçtaki hasar bedelini ödemediğini belirterek 250 TL'nin 10.05.2009 tarihinden itibaren işleyecek olan değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; davacının başvurusu üzerine müvekkili şirket nezdinde hasar dosyası açıldığını, ancak kazaya karışan aracın kiralık olduğunun tespit edildiği, aracın rent a car olarak kullanılırken kazaya karışması nedeniyle teminat dışı kaldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, maddi hasarlı trafik kazasından kaynaklanan hasar bedelinin kasko şirketinden tahsili istemine ilişkindir.
Mahkememizce tayin edilen bilirkişiler T. G. ve R. A. tarafından düzenlenen 12.10.2010 tarihli raporda; davacıya ait araçta dava konusu kaza sonucu toplam 3.317 TL hasar oluştuğu, aracın rent a car olarak kullanılmadığı esnada hasarlandığına kanaat getirilir ise davalı şirketin hasarı gidermekle yükümlü olduğu, aracın rent a car olarak kullanımı esnasında hasarlandığı düşünülür ise poliçede rent a car olarak kullanımının teminat dışında tutulmasının açıkça kararlaştırılması nedeniyle davalının hasarı giderme yükümlülüğünün bulunmadığı belirtilmiştir.
Davacı vekili 05.11.2010 havale tarihli dilekçesi ile davasını ıslah ederek dava değerini 250 TL'den 3.317 TL'ye yükseltilmesini talep etmiştir.
Mahkememizce tayin edilen S.M. Mali Müşavir bilirkişi Kamber Güneş tarafından düzenlenen 19.01.2011 tarihli raporda; davacı tarafın ticari defterlerinin incelenmesi sonucu davacı firmanın araç kiralama işini yaptığının kabul edilmesi gerektiği, davaya konu aracın olay tarihinde rent a car olarak kullanılıp kullanılmadığının anlaşılmadığı belirtilmiştir.
Davaya konu araca ilişkin 20.10.2008 başlangıç, 20.10.2009 bitiş süreli poliçe tanzim edildiği, poliçenin kullanım şekli istisnası bölümünde "sürücü kursu aracı, taksi veya dolmuş olarak işletilen veya kullanılan, ayrıca günlük veya kısa yahut uzun süreli olarak kiralanan araçlarda meydana gelen yangın ve çalınma dahil tüm hasarlar aksi açıkça kararlaştırılmış ve gereken ek prim de ödenmiş olmadıkça sigorta teminatının dışındadır" hükmünün kararlaştırıldığı, aksine bir prim ödendiği ve hususun kararlaştırıldığına dair davacı tarafından herhangi bir delil sunulmamıştır.
12.05.2011 tarihli son duruşmada davalı tanığı,. kendisinin oto servis sahibi olduğunu, davacının oto kiralama işi yaptığını, sık sık araç tamiri için kendisine araç getirdiğini, dava konusu aracın kiralık olup olmadığını bilmediğini, davalı tanığı
.; davacı şirketin mobilya işi yaptığını, oto kiralama işi yapıp yapmadıklarını bilmediğini, ancak mobilya işini bırakıp oto kiralama işine gireceğini duyduğunu, davalı tanığı
. davacıya ait dava konusu aracın kendisine ait
. plaka sayılı araca çarparak hasarlandığını, kendisinin araç sürücüsüne aracın sahibini sorduğumda dava konusu aracı kullananların aracı kiraladıklarını söylediklerini, aracı kimin kullandığını hatırlayamadığını yeminleri tahtında beyan ve imza etmişlerdir.
Tüm bu gerekçelerle; davacıya ait dava konusu aracın rent a car aracı olarak kullanıldığı, aracın kiraya verildiği ve kiraya verildiği esnada kazaya karışarak hasarlandığı tanık beyanları, bilirkişi raporları ve taraflarca sunulan tüm belge ve defterlerden anlaşıldığı, davalı şirket yetkili acentası tarafından tanzim edilen poliçede aracın kiralık olarak kullanılması sonucu meydana gelecek tüm hasarların teminat dışı bırakıldığının açık şekilde karalaştırıldığı anlaşılmakla davanın reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.
Bu itibarla;
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı gibi;
Davanın reddine,
Peşin harcın mahsubu ile 44,30 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine,
AAÜT uyarınca davalı vekili için hesaplanan 550 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Davalı tarafça yapılan 116,75 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, tebliğden itibaren 8 gün içinde Yargıtay nezdinde temyizi kabil olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı: 12.05.2011(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy