MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili müvekkili şirkete kasko sigortalı araçta meydana gelen 28.346 TL hasar bedelinin sigortalıya ödendiğini, kazanın davalı Belediyenin kusurlu çalışması nedeniyle meydana geldiğini, kaza tutanağında rogar kapağının tadilatını yapan kurumun tam kusurlu bulunduğunu, davalının ihtara rağmen hasarı ödemediğini, davalı hakkında Bursa 1. İcra Müdürlüğünün 2009/20731 sayılı dosyasında asıl alacak ve ferileri yönünden icra takibi yapıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek itirazın iptali ile takibin devamına ve inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili kusuru, hasarı kabul etmediğini kazanın Bursa Su ve Kanalizasyon İdaresinin yaptırdığı çalışma ve inşaat işi nedeniyle meydana geldiğini, husumetin yanlış yöneltildiğini, inkar tazminatının şartlarının bulunmadığını, müvekkilinin rögar kapağının yükseltilmesi işini ihale ile Simge Mat. Madencilik Asfalt Tic. ve San. A.Ş.ne verdiğini belirterek davanın yüklenici firmaya ihbarına müvekkili aleyhindeki davanın reddine ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini savunmuştur.
Dava ihbar edilen Simge Mat. Madencilik Asfalt Tic. San. A.Ş vekili kusuru, hasarı kabul etmediğini, uzman bilirkişi marifetiye bu hususların belirlenmesi gerektiğini, sigortalı aracın sürücüsünün kusurlu olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davalının Bursa 1.İcra Müdürlüğünün 2009/20731 sayılı dosyasında yapılan icra takibinde asıl alacağa vaki itirazın iptaline, takibin devamına, inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş; hüküm, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, TTK.nun 1301. maddesine dayanılarak itirazın iptali şeklinde açılan rücuen tazminat istemine ilişkindir.
Yargı yolu kavramı bir hukuk sisteminde, herhangi bir davanın o hukuk sistemine dahil yargı kollarından hangisinde bakılacağını ifade eder. Uyuşmazlığın hangi yargı kolunda bakılacağı hususu davanın genel koşullarından olup, mahkemece re'sen dikkate alınması gerekir. Kamu hizmeti görmekle yükümlü olan Belediye kamu hizmeti sırasında verdiği zararlardan dolayı özel hukuk hükümlerine tabi değildir. Hizmet kusuru nedeniyle açılan davaların idari Yargılama Usulü Hakkındaki Kanunun 2. maddesi hükmü uyarınca idare aleyhinde idari yargı yerinde tam yargı davası olarak ikame edilmesi gerekmektedir. Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olup mahkemece kendiliğinden dikkate alınması zorunludur.
Somut olayda davalı ... hakkında rögar kapağının etrafında güçlendirme çalışması yapıldıktan sonra kurumadan trafiğe açılması ve işaretleme yapılmaması nedeniyle davacıya sigortalı aracın tekeri ile rögar kapağına basması sonucu kapağın yerinden fırlayıp aracın alt kısımlarına çarparak hasarlanması sebebiyle hizmet kusuruna dayanılarak dava açılmıştır.
Bu durumda mahkemece davanın hizmet kusuru esasına dayanılarak açıldığının anlaşılmasına göre davalı ... Belediyesi Başkanlığı aleyhinde açılan davanın görev yönünden reddine (yargı yolu bakımından görevsizliğine) karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı ... Belediyesi Başkanlığı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma sebebine ve şekline göre
davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 5.4.2012 gününde üye ...'ın karşı oyu ve oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Davalı Belediyenin kara yolu üzerindeki logar kapağının yapım bakım ve korunmasındaki ihmali sonucu meydana gelen maddi hasarlı kazada, kasko sigortalı araçta oluşan hasar bedeli davacı ... tarafından sigortalısına ödenerek sorumluluğu nedeniyle davalı ... aleyhine hasarın rücuen ödenmesi istemiyle ilamsız icra takibi yapılmış,
Borçlunun süresinde takibe vaki itirazı nedeniyle adli yargıda eldeki itirazın iptali davası açılmış,
Adli yargı ilk derece mahkemesince davanın kabulü üzerine vaki temyiz sonucu karar, sayın çoğunluk tarafından "davanın hizmet kusuruna dayalı olduğu, uyuşmazlıkta idari yargının görevli bulunduğu" gerekçesiyle davanın yargı yolu yönünden reddine karar verilmesi gerektiğinden bahisle bozulmuştur.
Sayın çoğunluğun bozma gerekçesine katılamamaktayım.
Zira;
Davada, davalı belediyenin kara yolu üzerindeki logar kapağının yapım bakım ve korunmasındaki ihmali sonucu zarara neden olan kazanın meydana geldiği iddia edilmektedir.
2918 sayılı KTK 10.maddesi "Belediyelerin yapım ve bakımından sorumlu olduğu yolları trafik düzen ve güvenliğini sağlayacak durumda bulundurmak, kara yolu yapısında ve üzerinde yapılacak çalışmalarda gerekli tedbirleri almakla görevli" olduğuna işaret edilmiş,
3030 sayılı yasanın 6.maddesi " Büyükşehir dahilindeki meydan bulvar, cadde ve anayolları yapma, yaptırma bakım ve onarımını sağlama.." büyükşehir belediyesinin görevleri arasında gösterilmiş,
TC Anayasasının 125/son maddesinde "idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu" kurala bağlanmış,
2577 sayılı İYUK 2/1-b maddesinde "İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları ihlal edilenler tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava çeşitleri arasında" sayılmıştır.
Bu durumda belediye sınırları içerisindeki yol yapım bakım ve onarımının yapılmadığı nedeniyle doğan zararın tazmininin amaçlanmış olması karşısında idarenin görevinde olan kamu hizmetini yürüttüğü esnada kişileri verdiği zararın ödetilmesine yönelik bulunan uyuşmazlık konusu davanın, olayda kamu hizmetinin usulüne ve hukuka uygun olarak yürütülüp yürütülmediğini, hizmet kusuru veya idarenin sorumluluğunu gerektiren bir husus olup olmadığının tesbitinde esas alınan idare hukuku kurallarına ve 2577 sayılı İYUK 2/1-b maddesinde sayılan tam yargı davasında görüm ve çözümünde idari yargı yerleri görevli bulunmaktadır.
O halde, tam yargı davasına konu olabilecek bir uyuşmazlığın nasıl ki adli yargıda dava konusu edilmesi mümkün değil ise ilamsız icra takibine konu edilmeside mümkün değildir.
Eldeki davanın itirazın iptali davası oluşuna göre geçerli bir icra takibinin bulunması dava önşartıdır.
Mahkemece, yargı yolundan önce dava önşartı olan geçerli bir icra takibinin bulunup bulunmadığı, takibe konu alacağın genel haciz yolu ile takibe konu edilebilecek alacaklardan olup olmadığını mahkemenin görevinden önce davanın niteliği itibariyle icra dairesinin görevini incelemesi gerekir.
Somut uyuşmazlıkta idarenin hizmet kusurundan doğan tam yargı davasına konu olabilecek bir alacak ilamsız icra takibine konu edilmiştir. Bu tür bir alacağın tahsilinde icra dairesi görevsiz olduğundan dava önşartı olan geçerli bir icra takibinin bulunması koşulu gerçekleşmemiştir. Bu halde mahkemece önşart yokluğundan dava reddedilmek üzere yerel mahkeme kararının bozulması gerekmektedir.
Kaldı ki, idari yargının görev alanına giren, idarenin hizmet kusurundan kaynaklanan alacak ve tazminat davalarıdır. Oysa eldeki dava itirazın iptali istemine ilişkindir. Yukarıda belirtildiği gibi 2004 sayılı İİK 58, 60, 61, 62, 65 ve 67.madde hükümleri uyarınca itirazın iptali davaları idari yargının görev alanında olmayıp adli yargının görev alanına girmektedir.
2004 Sayılı İİK.nun 67. maddesinde;"Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden bir sene içinde mahkemeye başvurarak genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir." hükmüne yer verildiğine göre itirazın iptali davaları açıkça adli yargının görev alanına girmektedir. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 04.04.2007 gün ve 2007/4-141 E-188 K; 23.06.2010 gün ve 2010/7-332 E- 344 K; 14.04.2010 gün ve 2010/7-184-214 K; 22.12.2010 gün ve 2010/3-635 E- 686 Karar sayılı ilamlarında da aynı ilkeler benimsenmiştir.
Bu halde sayın çoğunluk görüşü doğrultusunda yerel mahkemece davanın yargı yolu yönünden reddine karar verilmesi durumunda itirazın iptali davasının açılacağı idari yargıda uyuşmazlığın adli yargının görev alanına girmesi nedeniyle yargı yolu yönünden davanın reddine karar verilecektir.
Adli ve idari yargı merciileri arasındaki görev uyuşmazlıklarını gidermek ve görevli yargı kolunu belirlemek üzere görevli bulunan uyuşmazlık mahkemesinin bu konudaki istikrarlı kararları (20.11.2000 gün 38/49 sayı vb) itirazın iptali davalarında görevli yargı kolunun adli yargı olduğu yönündedir.
Uyuşmazlık mahkemesi kararı üzerine, davaya bakacak adli yargı mercii, aslında idari yargının görev alanına giren temelde idarenin hizmet kusuruna dayanan bir davaya bakmak zorunda kalacaktır.
Bu tür sakıncaların giderilmesi için eldeki itirazın iptali davasının geçerli bir icra takibinin olmaması nedeniyle önşart yokluğundan red edilmek üzere bozulması gerekirken, sayın çoğunluğun itirazın iptali davasının idari yargının görev alanına girdiğinden bahisle yargı yolu yönünden reddi gerektiğine ilişkin bozma gerekçesine katılamıyoruz.
Full & Egal Universal Law Academy