Davacı 3.kişi Haber Tekstil Konfeksiyon A.Ş ile davalı alacaklılar ..., ... ve borçlu ... Tekstil Ltd. Şti. aralarındaki dava hakkında....İcra Hukuk Mahkemesi’nden verilen 8.11.2007 gün ve 2006/240-2007/766 sayılı hükmün, Daire’nin 13.2.2012 gün ve 2011/11434 2012/1491 sayılı kararı ile onanmasına karar verilmiş olup, süresi içinde davalı alacaklı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı (üçüncü kişi) vekili, ...İcra Müdürlüğü’nün 2006/11930 sayılı Takip dosyasında yazılan talimat uyarınca,....İcra Müdürlüğü’nün 2006/4442 sayılı Talimat dosyasında yapılan 13.10.2006 günlü hacze konu menkullerin 3.kişiye ait olduğunu, borçlu ile ilgisinin bulunmadığını belirterek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı (alacaklı) vekili, haciz sırasında borçlu şirket ortağı ...'ün hazır bulunduğunu, adı geçen şahsın davacı şirketin de ortağı olduğunu, davacı ve borçlu şirketlerin organik bağ içinde olduğunu ve alacaklıdan mal kaçırmak için danışıklı işlemler yapıldığını belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı (borçlu şirket ortağı) 1998'de borçlu şirketin dağıldığını belirtmiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre: “haczin yapıldığı yerin borçlunun ticaret sicilde kayıtlı adresi olmadığı, ödeme emrinin burada tebliğ edilmediği, borçlunun burada faaliyet gösterdiğine göre bir bilgi ya da belge bulunmadığı, davacının ise haciz adresini dava ve takip dışı kişilerden kiraladığı, bu durumda mülkiyet karinesinin üçüncü kişi yararına olduğu, davacı şirketin hâkim ortağının borçlu şirket ortağının eşi olmasının iki şirket arasında ortaklar itibarı ile organik bağ bulunduğunun kabulü için yeterli olmadığı, karinenin aksinin alacaklı tarafından kanıtlanamadığı“ gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı “istihkak” davası niteliğindedir.
Davacı ve borçlu şirketler arasında ortaklar itibarı ile ve aynı alanda faaliyet göstermeleri nedeni ile organik bağ vardır. Aynı zamanda borçlu şirketin ortağı olan ..., dava konusu haciz sırasında hazır bulunmuştur.
Öte yandan, icra takibine konu borca dayanak senetlerin düzenlenme tarihi 12.02.1998’dir. Davacı şirket bahse konu senedin düzenlenmesinden sonra 11.08.1998’de unvan değişikliği yapmış, borçlu şirket ortağı Hayri ve eşi davacı şirket bünyesinde hâkim ortağı olarak faaliyete başlamıştır.
Bununla birlikte Vergi Dairesi’nden gelen yazı cevabına göre takip borçlusu şirket, takibe konu senedin düzenlenmesinden sonra 31.07.2000 tarihinde adresini kapatarak bir başka yere taşınmıştır. Ne var ki bu adresin de boş olduğu, taşınmadan sonra burada faaliyet göstermediği 22.03.2002 tarihli yoklama fişi ile belirlenmiştir.
Bu koşullarda yapılması gereken iş öncelikle, borçlu şirketin faaliyetini davacı şirket üzerinden devam ettirip ettirmediğini belirlemektir. Bunun içinde iki şirketin vergi tarh dosyaları da dikkate alınarak ticari kayıtları üzerinden bilirkişi incelemesi, ayrıca mahallinde kolluk aracılığı ile de inceleme yaptırılması gerekir.
Belirtilen tüm bu hususlar dikkate alınmadan eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi hatalı olduğundan Dairemize onama kararının kaldırılması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin karar düzeltme itirazlarının kabulü ile Dairemize ait 09.03.2010 gün, 6493–2027 sayılı onama ilamının ortadan kaldırılmasına, yerel mahkeme hükmünün BOZULMASINA, tashihi karar ve temyiz peşin harçlarının istek halinde davalı alacaklıya geri verilmesine 13.2.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.