MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün, süresi içinde davalı ... vekili ile katılma yoluyla davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkiline ait araca, davalıların malik ve sürücüsü olduğu aracın çarpması sonucu hasarlandığını belirterek davalı sürücünün %75 kusur oranına isabet eden 7.107.75 TL’nın ödeme tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekilleri, kusur oranına ve tazminat miktarına itiraz ederek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, Daire’nin 02.04.2009 tarih, 2008/5757 Esas ve 2009/1992 Karar sayılı bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonunda, davanın kısmen kabulüne, 2.098.19 TL’nın faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazla talebin reddine karar verilmiş; hüküm, davalı ... vekili ile katılma yoluyla davacı vekilince temyiz edilmiştir.
1- Davalı ... vekilinin temyiz dilekçesi davacı vekiline 04.11.2011 tarihinde tebliğ edilmiş, katılma yoluyla temyiz dilekçesi 1086 sayılı HUMK.’nun 433. maddesinde öngörülen 10 günlük yasal süre geçirildikten sonra 17.11.2011 tarihinde harç yatırılarak temyiz defterine kaydedilmiştir.
Süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 gün ve 3/4 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay’ca da bu yolda karar verilebileceğinden, davacı vekilinin süresinden sonra verilen temyiz dilekçesinin reddi gerekmiştir.
2- Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarına gelince:
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verildiği halde, kendisini vekille temsil ettiren davalı ... lehine A.A.Ü.T. uyarınca reddedilen kısım üzerinden diğer davalıyla birlikte tek maktu vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken, sadece diğer davalı yararına vekalet ücretine karar verilmesi doğru değil, bozma nedeni ise de; bu yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden, hükmün, 1086 sayılı HUMK.’nun 438/7. maddesi gereğince düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin katılma yoluyla temyiz dilekçesinin reddine; (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hüküm fıkrasının 8. bendindeki "davalı ...” ve “davalıya” tümcelerinin hükümden çıkartılmasına, yerine sırasıyla “davalılar ... ve ...” ve “davalılara” tümcelerinin yazılmasına ve hükmün bu şekli ile DÜZELTİLEREK ONANMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı ve davalı ...'a geri verilmesine 27.2.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.