MAHKEMESİ:Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalılar vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 21.2.2012 Salı günü davacılar vekili Av. ... ile davalı ... vekili Av. ... geldiler. Diğer davalı ve dahili davalı tarafından gelen olmadı. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraf vekilleri dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü.
-K A R A R-
Davacılar vekili müvekkili ... ile davalı ...'nun, diğer davacı şirketin ortakları olduğunu, her iki ortağında ayrı ayrı şirkette temsil yetkilerinin bulunduğunu, davalı ...'un diğer davalı ...'nın kız kardeşi ve ev kadını olduğunu, davalı ...'nun şirket ortakları tarafından alınmış bir karar olmadığı halde şirket araçlarını kız kardeşi Mehtap'a sattığını, her davalının temsil yetkisini kötüye kullanarak müvekkili davacıları zarara uğrattıklarını belirterek muvazaalı ve hukuka aykırı devredilen araçların satışının iptali ile şirket adına tescilini talep etmiştir.
Davalılar davanın reddini savunmuştur.
Yargılama sırasında dava konusu aracın devredildiği ... davaya dahil edilmiş, ancak davacı bu davalı hakkındaki davasından 14.10.2010 celsede feragat etmiştir.
Mahkemece yapılan işlemlerin muvazaalı olması nedeniyle davalılar ... ve ... yönünden davanın kabulüne, dahili davalı ... yönünden feragat nedeniyle davanın reddine karar verilmiş; hküm, davalı ... vekili ile davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava İİK.nun 277 ve devamı maddeleri uyarınca açılan tasarrufun iptali davası olarak nitelendirilerek, yapılan satışların muvazaalı olması nedeniyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkemenin nitelendirilmesi ve verilen karar toplanan delillere, dosya içeriğine uygun değildir. Bir davanın İİk.nun 277 ve devamı maddeleri uyarınca açılan tasarrufun iptali davası olarak nitelendirilebilmesi için öncelikle davacının icra takibine konu ettiği kesinleşmiş bir alacağının bulunması, alacaklının alacağını tahsil edemeyip borçlu hakkında aciz belgesini alması ve alacaklının alacağına kavuşmasının engelenmesi için bu nedenle yapılmış bir muvazaalı tasarrufun olması gereklidir.
Davacı vekili 17.7.2007 havale dilekçesi ile davanın İİK. nun 277 maddesinden doğan tasarrufun iptali davası olmadığını, davanın şirket mal varlığının, şirket ortağı olan davalı ... tarafından satış olarak gösterilen ancak muvazaalı bağış işleminin iptali davası olduğunu beyan etmiştir.
Mahkemece dava İİK.nun 277. maddesindeki tasarrufun iptali davası olarak nitelendirildiği için araçların satıldığı ... davaya 4. kişi sıfatı ile dahil edilmiştir.
Somut olayda davacılar vekili, müvekkili .... davalı ... ile birlikte davacı şirketin iki ortağı oldukları, ...'nın ortaklar kurulu kararı olmadan şirkete ait araçları kız kardeşi olan diğer davalı ...'a muvazaalı olarak sattığını, temsil yetkileri kötüye kullandığını öne sürerek araçların satışının iptali ile tekrar davacı şirket adına tescilini talep etmiştir.
Olayda davacılar icra takibine konu ettikleri alacaklarının bulunmadığı, dolayısyla borçlu ile ilgili bir aciz belgesinin olmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda davacı vekilinin 17.7.2006 tarihli dilekçesindeki beyanıda nazara alınarak davanın İİk.nun 277. maddesindeki tasarrufun iptali davası olarak görülerek değerlendirilmesi ve kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
Diğer taraftan davacı vekilinin 17.7.2006 tarihli dilekçe kapsamı ve 14.10.2010 tarihli duruşmadaki beyanı nazara alınarak davacı şirketinin iki ortaklı limited şirket olup her iki ortağında ayrı ayrı şirket müdürü yetkilerine sahip oldukları, davalının müdürlük yetkilerini kötüye kullanmaktan kaynaklanak şirket zararının tazminine yönelik açılan dava olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim ... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2005/213-2007/173 Karar sayılı dosyasınını yargılaması sonucunda asıl davada, davacı ... tarafından davalılar ... San. Tic. karşı açılan fesih ve tasfiye davası kabul edilmiş, birleşlen davada davacı ... tarafından, davalı ... tavlaşolu tarafına açılan şirket müdürlüğünden azil talebi ise konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına şeklindeki kararla sonuçlandırılmış bu karar 24.5.2007 tarihinde kesinleşmiştir.
Bu durumda mahkemece davanın iki ortaklı limited şirkette her ikisi de müdürlük yetkisine sahip davacı ortağın davalı diğer ortağı karşı açtığı sorumluluk ve muvazaalı işlemin iptali davası olduğu nazara alınarak TTK.nun 540, TTK.nun 556 maddesi delaletiyle 336, 340, 341ve 342 maddeleri değerlendirilerek ortak olan davalı müdürün iddia edilen araçlar yönünden şirketi zararlandırıcı işlemlerinin bulunup bulunmadığı araştırılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, davanın İİK.nun 277 maddesinde tasarrufun iptali davası olarak değerlendirilip davanın kabulüne karar verilmesi yerinde görülmemiştir.
Ayrıca kabule göre de dava konusu ... plakalı aracın davalı ... tarafından elden çıkarılmış olması nedeniyle davalıların 73.719,71 TL tazminatla sorumlu tutulmasına karar verilmiş olup, İİk.nun 283. maddesine göre davalı 3. kişi ...'un aracı elinden çıkardığı tarihteki bilirkişi tarafından belirlenecek gerçek değer nisbetinde tazminat ödemesinden (takip konusu asıl alacak ve
ferilerinden sorumlu olmak üzere) sorumlu olması gerekirken bu aracın şirketin ticari defterlerinde kayıtlı bedeli üzerinden tazminata hükmedilmesi de doğru bulunmamıştır.
SONUÇ : Yukarda açıklanan nedenlerle davalı ... vekili ile davalı ...’un temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 900.00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalı ...'na verilmesine, duruşmada vekille temsil olunmayan davalı ... yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılara geri verilmesine 21.2.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy