MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalılar ..., ..., ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Hükmüne uyulan bozma ilamında, davanın tasarrufun iptali istemine ilişkin olduğu, tasarrufun iptali davasını, elinde geçici veya kesin aciz belgesi bulunan alacaklının açabileceği (İİK.md.277) bu hususun, dava şartı olup; hakimin, görevi gereği doğrudan gözetmek zorunda olduğu, dava dosyası kapsamından, borçlu aleyhine yapılan takiplerin hepsinde davalı borçlunun mal beyanı dilekçelerine göre hiçbir malı bulunmadığı, 27/10/2004 ve 02/12/2004 tarihli hacizlerde çilingir temin edilemediğinden fiili haciz uygulaması yapılamamış ise de 11/03/2005 tarihli haciz zaptında haciz uygulaması yapılacak borçlu adresinin boşaltıldığının belirlendiği kaldı ki hüküm verildikten sonra yapılan ve temyiz dilekçesine eklenen 28/11/2007 tarihli haciz zaptında da borçlunun adresini terk ettiği ve bu yerin harabe bir yer olduğunun yazıldığı, açıklanan nedenlerle davalı borçlunun aciz halinin gerçekleştiğinin kabul edilerek davanın diğer şartları araştırılması gereğine değinilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda davacı vekili tarafından devam edilen parseller yönünden devirlerin kan ve sıhri hısımlar arasında alacaklıdan mal kaçırmak amacıyla yapıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, atiye terk edilen parseller yönünden ise karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş; hüküm, davalıla...ve ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Mahkemece 21/05/2004 tarihinde yapılan satış iptal edilmek sureti ile kabulüne karar verilen önceden 463 ada 19 parsel iken imar ile 701 ada 16 parsel numarasını alan taşın-
mazın davalı ...’ya 21/05/2004 tarihli satışından sonra dava dışı ... ...’a 11/06/2004 tarihinde davalı ... tarafından satıldığı bundan sonra da davalı ...’a geçtiği anlaşılmaktadır. Bu durumda dava dışı ...’in davaya dahil edilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi yerine taraf teşkili sağlanmadan yargılamaya devam ile hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
2- Önceden 463 ada 18 parsel iken imar ile 701 ada 15 parsel numarasını alan taşınmazın davalı ...’ya geçişinin borçludan değil dava dışı...’den olduğu ve yine davalı ...’a intikal etmeden evvel dava dışı ...’e satılmış olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda taşınmazda borçlunun tasarrufu bulunmadığından bu parsele ilişkin davanın reddine karar vermek gerekirken yazılı gerekçelerle davanın kabul edilmesi yanlıştır.
3- Dava konusu 266 ada 12 ve 13 parsellerin evveliyatının 266 ada 3 ve 4 numaralı parseller olduğu, davalı borçlunun 266/3 parselde 2808 m2 ve 266/4 parselde ise 1794,5 m2 tasarrufta bulunduğu görülmekte ise de iptaline karar verilen 266/12 parselin 5614 m2, 266/13 parselin ise 3589 m2 büyüklüğünde olduğu tapu kayıtları ile sabittir. Bu durumda aradaki farkların neden meydana geldiği ve davacı talebinin aşılıp aşılmadığının yeterince araştırılmadığı anlaşılmaktadır. Bu şekilde eksik inceleme ile hüküm tesisi isabetsizdir.
4- Dava konusu her bir tasarruf için yapılan yargılama giderinin ayrı ayrı tespit edilerek tasarrufun taraflarına hasren yargılama giderlerinin belirlenmesi yerine masrafların toplam olarak hesap edilerek tahsil usulü de gösterilmeden tüm davalılardan alınmasına karar verilmesi doğru değildir.
5- 144 ada 317 parsele ilişkin feragat beyanları nazara alınmadan karar verilmesine yer olmadığına şeklinde hüküm kurulması yasaya aykırı olmuştur.
6- Atiye terk edilen taleplerle ilgili olarak HUMK.nun 185/I-1 maddesi uyarınca davalılara muvafakatlerinin açıkça sorularak muvafakat etmedikleri takdirde yapılacak araştırma ve inceleme sonucunda haklılık durumlarına göre bir karar verilmesi gerekirken bu yönde bir işlem yapılmadan karar verilmesine yer olmadığına dair hüküm oluşturulması isabetli değildir.
7- Mahkemece yargılama sırasında konulan ihtiyati haciz mahiyetindeki ihtiyati tedbirin hüküm kesinleşinceye kadar
devamına karar verilmiş ise de tasarrufun iptali davalarında dava kabulle sonuçlandığı takdirde, alacaklı tarafından başlatılacak bir icra takibi olmayacağı, İİK'nun 281/II maddesi uyarınca uygulanan ihtiyati haczin tasarrufun iptali davasının kabulü ile kesin hacze dönüşeceği ve davacı alacaklının verilen ilamı icra dosyasına ibrazı ile cebri icra işlemine devam edileceği gözetilmeden mahkemece kabule karar verilen taşınmazlar için ihtiyati haciz mahiyetindeki ihtiyati hacizlerin kararın kesinleştiği tarihle sınırlandırması yanlıştır.
8- Davanın kabulüne karar verildiği halde infazda tereddüt yaratacak şekilde icra dosya numaralarının yazılmaması ve iptalin alacak ve ferileri ile sınırlı olduğunun belirtilmemesi, yalnızca tasarrufun iptaline dair hüküm kurulması da isabetli olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalılar ..., ..., ... ve ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılar ..., ..., ... ve ...'e geri verilmesine 28.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.