(2004 S. K. m. 96, 97/A)
Dava ve Karar: Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Davacı üçüncü kişi şirket vekili, İstanbul 3. İcra Müdürlüğünün 2003/2190 Esas sayılı dosyasından, davacıya ait işyerinde 2.5.2006 ve 19.9.2006 tarihlerinde borçlu şirketin borcudan dolayı haciz yapıldığını belirterek, İ.İ.K.nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak istihkak davasının kabulüyle anılan haczin kaldırılması istemi ile iki ayrı dava açmış davalar arasında irtibat bulunduğundan birleştirilmiştir.
Davalı alacaklı vekili, davacı ve borçlu şirket ortakları arasında organik bağ bulunduğunu, istihkak iddiasının kötü niyetle ileri sürüldüğünden haksız açılan davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Davalı borçlu, duruşmalara katılmamış ve cevap dilekçesi sunmamıştır.
Mahkemenin, kesin sürede bilirkişi ücreti yatırılmadığından, davanın reddine ilişkin kararı Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 10.2.2009 tarih 2008/4611 Esas ve 2009/1720 Karar sayılı ilamı ile kesin sürenin usule uygun olmadığından bahisle bozulmuş, bozmadan sonra yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İ.İ.K.nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak açtığı istihkak davasına ilişkindir.
Dava konusu hacizler 2.5.2006 ve 19.9.2006 tarihlerinde borçlu ve davacı şirket ortağı K. M. huzurunda yapılmıştır. Davacı ve borçlu şirketler borcun doğumundan önce kurulmuş ve %50 hissedarı K. M. isimli şahsa ait olup, ortaklar arasında organik bağ bulunduğu sabittir. Her iki şirketin kuruluş adresleri farklı olmakla beraber zaman zaman aynı adreslerde faaliyette bulundukları gelen Ticaret Sicil Kayıtlarından anlaşılmaktadır. Delil olarak mahkemeye sunulan İstanbul 1. İcra Mahkemesi'nin 2003/1797 Esas ve 2004/723 karar sayılı dosyasının konusu olan istihkak davasına esas 11.12.2003 tarihli haciz, bu davaya konu hacizlerin yapıldığı adreste gerçekleşmiş ve haciz tutanağında mahalde bulunan yazar kasaya ait ruhsatnamenin borçlu şirket adına olduğu kayıtlara geçmiştir.
Tüm bu olgulardan, davacı ve borçlu şirketin hacizli malları birlikte ellerinde bulundurduklarının kabulü gerekmektedir. İ.İ.K.nun 97/a maddesi 1. fıkra 2. cümlesi gereğince borçlu ve 3. şahısların taşınır malı birlikte ellerinde bulundurmaları halinde dahi mal borçlu elinde addolunur. Anılan madde de geçen mülkiyet karinesi borçlu dolayısı ile davalı alacaklı yararınadır. Bu yasal karine aksinin davacı üçüncü kişi tarafından kesin ve güçlü delillerle ispatlanması gerekmektedir.
Davacı tarafından sunulan faturalar her zaman istenilen kişi adına düzenlenmesi mümkün olduğu gibi, borcun doğumundan sonraki tarihlerde düzenlenmiş olup, misli nitelikteki mallara ait olduğunun tespiti de imkansızdır.
Bu durumda, mülkiyet karinesi, aksini ispatlayamayan davacı üçüncü kişinin davasının reddine karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA peşin alınan harcın istenmesi halinde temyiz eden davalı alacaklıya iadesine, 12.04.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy