MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı 3.kişi vekili ve davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı (üçüncü kişi) vekili, Kadıköy 1. İcra Müdürlüğü’nün 2010/4277 Takip sayılı dosyasında yazılan talimat uyarınca, Adana 10. İcra Müdürlüğü’nün 2010/69 Talimat sayılı dosyasında yapılan 08.03.2010 günlü hacze konu menkullerin, üçüncü kişi şirket tarafından imal edilen kazı kesiti üzerinde bulunan ek odaların içerisindeki kablolar olduğunu, 27.05.2010’da mahcuzların ek kutularından sökülerek mühürlendiğini, davacının Diyarbakır-Adana güzergâhındaki kablolu erişim şebekeleri tesisi işinin asıl yüklenicisi iken 04.05.2009’da işin bir bölümünü takip borçlusuna alt taşeron olarak verdiğini, borçlunun ise yüklendiği işi üçüncü kişinin onayı olmadan alt taşerona verme yasağının bulunduğunu, hacze konu boru ve kabloların mülkiyetinin üçüncü kişiye ait olduğunu belirterek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı (alacaklı) vekili, mahcuzların alacaklı tarafından satın alınan ve takip borçlusunun alt taşeronu sıfatı ile döşenen kablo ve borular olduğunu, işin tamamlanması üzerine de mülkiyetin borçluya geçtiğini, asıl yüklenici olan davacının ise kesin kabulü yapmaması nedeni ile kendisine teslim edilmeyen kablolar üzerinde mülkiyet iddia edemeyeceğini belirterek davanın reddine ve tazminata karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkeme toplanan delillere göre: “dava konusu fiber optik kabloların yer altında döşeli olması nedeni ile yer üzerinden tahmini olarak haciz işleminin yapıldığı, ancak İİK’nun 88/1. maddesi uyarınca İcra Müdürlüğü’nün istediği zaman bu mallara el koyabilme imkânının bulunmadığı, bir yediemin de teslim edilmediği, geçerli bir haczin varlığından söz edilemeyeceği için davanın konusunun bulunmadığı“ gerekçesi ile davanın konusu bulunmadığından reddine karar verilmiş; hüküm, davacı üçüncü kişi vekili ve davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1.Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca “istihkak” davası niteliğindedir.
Mahkemece dava konusu yapılan 08.03.2010 günlü haczin geçerli bir taşınır haczi olarak kabul edilemeyeceği düşüncesi ile dava şartı bulunmadığından davanın reddine karar verilmiştir.
Ne var ki İİK’nun 88/1. maddesindeki düzenleme para, cirosu kabil senetler, altın, gümüş gibi kıymetli şeyler için getirilmiş bir düzenleme olup, geçerli bir taşınır haczinden söz edebilmek için fiilen el koyma zorunluluğu bulunmamaktadır.
Bu nedenle somut olayda geçerli bir taşınır haczinin bulunduğunun kabulü ile işin esasına girilerek mahcuzların ilgili özel yasalar karşısındaki hukuki statüsünün değerlendirilmesi ve tarafların toplanan tüm delilerine göre bir karar verilmesi gerekmektedir.
Bu sırada haczedilen menkullerin üzerinde bulunduğu taşınmazın bütünleyici parçası vasfını kazandığı keşif ve bilirkişi incelemesi ile belirlenir, yasa ile aranan tüm koşulların gerçekleştiği de saptanırsa, bütünleyici parçanın tek başına haczinin mümkün olmadığı da dikkate alınmalıdır.
Belirtilen tüm bu hususlar dikkate alınmadan yazılı biçimde karar verilmesi isabetli olmamıştır.
2.Bozma neden ve şekline göre diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesi gerekli görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı üçüncü kişi vekili ile davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı 3.kişi ve davalı alacaklıya geri verilmesine 01.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.