MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkili şirkete trafik sigortalı davalıya ait aracın alkollü sürücü yönetiminde iken karıştığı trafik kazasında 3.kişilere ait araçların hasarlanmasına sebebiyet verdiğini, toplam 4.244 TL hasar bedelinin zarar görenlere ödendiğini belirterek bu meblağın ödeme tarihinden işleyecek reeskont faizi ile davalı sigortalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı kusuru, hasarı kabul etmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Beyoğlu Sulh Hukuk Mahkemesince verilen 18.3.2008 gün 2007/510-2008/176 sayılı önceki hükmün davalı tarafından temyizi üzerine Dairenin 10.11.2008 gün 2008/3753-5181 sayılı ilamı ile hükmün bozulmasına (yetki yönünden) karar verilmiştir.
Bozma ilamına uyulmasından sonra yetkili mahkemece davanın kısmen kabulü ile 3.730 TL tazminatın 9.6.2005 ödeme tarihinden işleyecek reeskont faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmama-
sına göre davalı ...'un aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, ... sözleşmesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir.
2918 sayılı KTK'nun 48.maddesinde; alkollü içki alması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir. Karayolları Trafik Yönetmeliğinin "Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddeler ile İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı" başlıklı 97/1.maddesinde; alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu açıklandıktan sonra, bu konu ile ilgili olan "b-2" bendinde; alkollü içki almış olarak araç kullandığı tesbit edilen diğer araç sürücülerinden kandaki alkol miktarı 0.50 promil üstünde olanların araç kullanamayacakları belirtilmiştir.
Öte yandan; ... Genel Şartlarının B.4.d maddesinde, tazminatı gerektiren olay işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için karşılıksız olarak kendilerine verilen kişilerin uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış olarak aracı sevk ve idare etmeleri esnasında meydana gelmiş veya olay yukarıda sayılan kişilerin alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa sigortacının sigorta ettirine rücu hakkı olduğu açıklanmıştır. Bununla birlikte, ... Genel Şartlarının B.4.d maddesinin dayanağını teşkil eden KTK'nun 48.maddesinin yasaklamayı düzenleyen ilk fıkrasında, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli araç sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmeleri yasaklanmış olup, aynı maddenin 2.fıkrasındaki yönetmelik düzenlenmesine olanak tanıyan hükümle yasaklama yetkisi yönetmeliğe bırakılmış olmadığından, Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 97.maddesinde, yukarıda anılan yasa hükmü tekrarlandıktan ve mütakip, uyuşturucu veya keyif verici maddeler ile alkollü içkilerin oranlarının ne şekilde saptanacağı belirlendikten sonra yasada yer alan hükmü dikkate almadan salt 0.50 promilin üstünde alınan alkol miktarına göre araç kullanma yasağı getirilmesinin yasal dayanağı bulunmadığından geçersiz bulunmaktadır. Geçersiz yönetmelik hükümlerinin yasaya aykırı bir şekilde genel şart olarak kabulü de mümkün değildir.
O halde, hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücüün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, sürücünün alkollü olması tekbaşına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığının ispat yükü TTK'nun 1281.maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir.
Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurlarında olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin belirlenmesi durumunda oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kalacağından davanın kabulüne, aksi halinde reddine karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir. (YHGK 23.10.2002 gün 2001/11-768,840; YHGK 7.4.2004 gün ve 2004/11-257-212; YHGK 2.3.2005 gün 2005/11-81-18; YHGK 14.12.2005 gün ve 2005/11-624-713 sayılı ilamları)
Somut olayda davalı aracının sürücüsü ... ... olayın akabinde 27.3.2005 tarihinde saat 05.50'de karakolda verdiği ifadesinde; saat 03.00 sıralarında alkollü bir vaziyette idaresindeki araç ile Ordu Caddesinden Üniversite istikametine seyrederken arkasından gelen plakasını alamadığı bir otonun kendisini sollayarak geçtiği sırada sıkıştırması nedeniyle yolun sağ kısmına doğru aracını sürdüğünü, bu sırada yolun sağında park halinde bulunan 3.kişiye ait araca çarparak maddi hasarlı kazaya sebebiyet verdiğini beyan etmiştir. Sürücünün alkollü olduğuna ya da alkol miktarının tesbitine dair bir belge yoktur. Davacı ... vekili, sürücünün karakol ifadesinde aklollüydüm şeklindeki beyanına dayanarak bu davayı açmıştır.
Kusur ve hasar yönünden alınan 28.1.2008 tarihli bilirkişi raporunda davalı aracının sürücüsünün meskun mahalde dikkatsiz ve tedbirsiz biçimde seyretmesi sonucu aracının direksiyon hakimiyetini kaybedip yol kenarında park halinde bulunan araca çarparak zincirleme kazaya yol açtığın-
dan %100 kusurlu olduğu, kazaya karışan diğer araçların yol kenarında kurallara uygun biçimde park halindeyken araçlarına çarpılması sonucu zincirleme kazaya karıştıklarından kusurlarının bulunmadığı belirtilmiş; sürücü ... ...'nın beyanında söz edilen plakasını alamadığı kendisini sollayarak sıkıştıran aracın varlığı olaya etkisi yönünden değerlendirme yapılmamıştır. Yine nörolog olmayan Adli Tıp Uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenen 30.1.2008 tarihli raporda da kaza esnasında sürücünün alkollü olduğu, aldığı alkolün etkisiyle emniyetli sürüş yapamadığı reflekslerinin aşırı yavaşlaması nedeniyle gereken önlemleri zamanında alamadığı, aracının hızını istikametini ayarlayamadığı bildirilmiştir.
Yukarıda açıklanan ilkelere göre sürücünün alkollü olması yalnız başına hasarın teminat dışında kalmasını gerektirmez. Oluşan hasarın salt alkolün etkisi altında oluşup oluşmadığının saptanması gerekir. Bu konuda mahkemece alınan raporlar hüküm kurmaya yeterli olmadığı gibi nörolog bilirkişiden de rapor alınmamıştır.
Bu durumda mahkemece yapılacak iş; aralarında nöroloji ve trafik uzmanı bulunan bilirkişi kurulundan, olayın oluş şekli, yol, hava durumu, araçlarda meydana gelen hasarlar sürücünün 27.3.2005 tarihli ifadesi, önceki bilirkişi raporları, davalının itirazları, temyiz sebepleri, park yasağı olup olmadığı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilip, kazanın münhasıran alkolün etkisi altında gerçekleşip gerçekleşmediğinin, başka unsurların da kazanın meydana gelmesinde etkili olup olmadığının tesbiti hususlarında ayrıntılı, gerekçeli, denetime elverişli rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu biçimde eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
3-Kabule göre de; davalı aracı özel otomobil olup, kamyon, kamyonet vs gibi ticari nitelikteki araçlardan olmadığından, davanın haksız fiilden kaynaklanmasına göre yasal faize karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu biçimde reeskont faizine hükmedilmesi de isabetli görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, 2 ve 3 nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalı ...'un temyiz
itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 1.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.