(2004 S. K. m. 96, 97)
Dava ve Karar: Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı 3.Kişi vekili tarafından temyiz edilmiş, mahkemece 5.10.2009 tarihli ek karar ile hüküm kesin olarak verilmiş olduğu gerekçesiyle red edilmiş, bu defa davalı (alacaklı) vekilinin kanun yararına bozma istemli 19.11.2009 tarihli dilekçesi ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına kanun yararına bozulması için temyiz isteminde bulunulması üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Davacı (3.kişi) vekili, davalı alacaklı tarafından dava dışı borçlu aleyhine İhsaniye İcra Müdürlüğünün 2006/72 sayılı dosyasından yapılan takipte, borçlu ile ilgisi olmayan müvekkiline ait menkullerin haczedildiğini ileri sürerek, haczin kaldırılmasına ve mahcuzların satış işleminin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, yapılan yargılama sonunda 30.7.2009 tarihinde davanın süre yönünden reddine miktar itibariyle kesin olmak üzere karar verilmiş, bu esas hükme yönelik olarak davacı 3.kişi vekilinin temyiz talebi, mahkemece 05.10.2009 tarihli Ek karar ile hükmün kesin olarak verilmiş olduğu gerekçesiyle red edilmiş, bu defa davalı (alacaklı) vekilinin Kanun Yararına Bozma istemli 19.11.2009 tarihli dilekçesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 05.4.2011 gün ve 2011/104803 sayılı yazısı ile 30.7.2009 tarihli hükmün HUMK.nun 427/6. maddesi uyarınca kanun yararına bozulması için temyiz isteminde bulunulmuştur.
Dava, 3.kişinin IİK'nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak açtığı istihkak davasına ilişkindir.
1-) İIK.nun 97/3. maddesine göre Takibin talikine karar verilirse, haksız çıktığı takdirde alacaklının muhtemel zararına (İİK.Md.97/13) karşı davacıdan 36. maddede gösterilen teminat alınır. hükmü öngörülmüştür. Anılan madde gereğince, mahkemece teminat alınarak takibin ertelenmesi kararı verilmişse, haczedilen mal veya hakka ilişkin takip işlemleri ertelenmiş sayılır. Ancak, takip işlemlerinin ertelenmiş sayılması için, İIK. nun 97/3. maddesi uyarınca alacaklının muhtemel zararı karşılığı 36. maddede gösterilen teminatın alınması zorunludur. İcra Mahkemesince takibin ertelenmesine karar vermiş olmasına karşın, 3.kişiden teminat alınması kararlaştırılmamış veya karar altına alınmış olsa bile bu teminat 3.kişi tarafından yatırılmamışsa, icra Müdürlüğü takibe devam eder. Çünkü böyle bir durumda istihkak davası yüzünden alacağın tahsilinin geciktiğinden söz edilemez.
Somut olayda, mahkemece 13.2.2009 tarihinde satışın durdurulmasına karar verilmiş olmasına ve icra müdürlüğünce de 16.2.2009 tarihinde satış fiilen durdurulmuş olmasına rağmen, mahkemece teminat belirlenmediğinden davacının %40 tazminatla sorumlu tutulmasına ilişkin İIK.nun 97/13. maddesi koşulları alacaklı yararına oluşmamıştır. Bu nedenle, davalı alacaklı yararına tazminata hükmedilmemiş olması usul ve yasaya uygun görüldüğünden, bu yöndeki kanun yararına bozma isteğinin reddi gerekmiştir.
2-) Mahkemece davanın süre yönünden reddine karar verilmiş olup, bu durumda dava ön şartının yokluğu nedeniyle dava reddedilmiş olduğundan, hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7/2.maddesi uyarınca, davalı taraf yararına 285,00 TL. maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının HUMK.nun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma talebinin REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, talebin kabulü ile hükmün hukuki sonuçlarına etkili olmamak kaydı ile kanun yararına BOZULMASINA, gereğinin yapılması için kararın bir örneği ile dosyanın Yargıtay Başsavcılığına gönderilmesine, 13.06.2011 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy