MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün, süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi. Gereği düşünüldü.
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkili şirkete ait, davalıya kasko sigortalı aracın dava dışı ... tarafından kullanılmakta iken çalındığı iddiasıyla müvekkili şirkete başvurduğunu, hakkında emniyeti suiistimal suçundan açılan kamu davasından beraat ettiğini, aracın polis tarafından da bulunamadığını, ihbara rağmen davalı ... şirketinin ödeme yapmadığını belirterek 10.000.00 TL’nın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, aracın çalınmadığını, sürücüsü olduğu iddia edilen ....'ya rızaen verildiğini, emniyeti suiistimal suretiyle gerçekleşen eylemin teminat dışında kaldığını, talebin fâhiş olduğunu bildirerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan delillere göre, aracın, poliçe teminatı kapsamında çalındığının veya emniyeti suiistimal suretiyle alındığının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dava dilekçesinde, poliçede sigorta ettiren ruhsat sahibi şirket davacı olarak gösterildiği halde, vekaletnâme şirket yetkilisi .... adına verilmiştir. Mahkemece, davacı şirkete ait vekaletname eksikliği giderilmeden yargılama yapılıp hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
2-Dava, kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Poliçede, hırsızlık yanında %25 muafiyet oranı ile emniyeti suiistimal rizikoları da teminat kapsamına alınmıştır. Taraflar arasındaki çekişme, hırsızlık rizikosunun meydana gelip gelmediği yada emniyeti suistimal suçunun işlenip işlenmediği, dolayısıyla zararın teminat kapsamında kalıp kalmadığı noktasında toplanmaktadır.
Mal sigortaları türünden olan kasko sigortası poliçesinin teminat kapsamını belirleyen Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.1. maddesine göre; gerek hareket, gerekse durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketle bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması, müsademesi, devrilmesi, düşmesi, yuvarlanması gibi kazalar ile üçüncü kişilerin kötü niyet ve muziplikle yaptıkları hareketler, aracın yanması, çalınması veya çalınmaya teşebbüs sonucu oluşan maddi zararların bu tür sigortanın teminat kapsamında olduğu anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan, TTK.’nun 1282. maddesi uyarınca, sigortacı, geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi, aynı Yasanın 1281. maddesi hükmüne göre, kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de, sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise, bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5. maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir.
İlkeler yukarıda anlatılan şekilde olmakla birlikte, sigortalı, Kasko Sigortası Genel Şartlarının B.1.5. maddesi ve TTK.’nun 1292/3. maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyi niyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan riziko teminat içinde kalmış gibi ihbar edildiği somut delillerle kanıtlanırsa, ispat külfeti yer değiştirip sigortalıya geçer.(HGK 10.12.1997 gün ve 1997/11-772-1043; HGK 16.12.1998 gün ve 1998/11-872-905; HGK 22.12.2010 gün ve 2010/17-655-688 sayılı ilâmları) BK.’nun 53. maddesine ve yerleşik Yargıtay uygulamasına göre, hukuk hâkimi, gerek ceza hâkiminin belirlediği kusur oranı gerekse delil yetersizliğine
dayalı beraat kararı ile bağlı değil ise de, sanığın isnat edilen eylemi işlemediğinin kesin olarak tespiti olgusuna dayalı beraat kararı ile o eylemin hukuka aykırılığını ve failini belirleyen mahkumiyet kararına bu yönleriyle bağlıdır.
Somut olayda, .... Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2007/632 Esas ve 2008/840 Karar sayılı dosyasında, dava dışı sanık ... hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanmak suçundan kamu davası açılmış ve mahkemece delil yetersizliğinden beraat kararı verilmiş ise de, karar temyiz edilerek Yargıtay’a gönderilmiş olup henüz kesinleşmemiştir.
Bu durumda mahkemece, BK.’nun 53. maddesi uyarınca ceza mahkemesince tespit edilen maddi olguların hukuk hâkimini bağlayacağı gözetilerek, ceza davasının kesinleşmesi beklenip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) ve (2) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 6.2.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.