MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacılar vekili, plakası tespit edilemeyen araç sürücüsünün kusurlu hareketi ile meydana gelen kazada desteklerinin öldüğünü açıklayıp, fazlaya dair haklarını saklı tutarak davacılar için 5.500'er TL destekten yoksun kalma tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre; davanın kabulü ile, davacılar için 5.500'er TL destekten yoksun kalma tazminatının 24.6.2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı istemini ilişkindir.
Islah dilekçesi davalı vekiline 15.2.2011 tarihinde tebliğ edilmiş olup, davalı vekili süresi içinde 21.2.2011 tarihli dilekesi ile ıslahın zamanaşımına uğradığını ileri sürmüştür. 2918 sayılı Karayolları Trafik Yasasının 109. maddesinde motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazmini için kaza gününden itibaren iki yıllık zamanaşımı süresi öngörülmüş, aynı maddenin ikinci fıkrasında davanın cezayı gerektiren bir eylemden kaynaklanması durumunda ceza kanununun öngörüdüğü ceza zamanaşımının (sürücü, işleten veya diğer sorumluluar için fark gözetilmeksizin uygulanacağı hükme bağlanmıştır. Trafik kazası 10.10.2001 tarihinde meydana gelmiş, ıslah ise 5 yıllık ceza zamanaşımı süresi dolduktan sonra 9.2.2011 tarihinde yapılmıştır. Bu hale göre mahkemece davalının ıslaha yönelik olarak süresinde yaptığı zamanaşımı defi dikkate alınarak davanın ıslah edilen kısmı yönünden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz tirazlarının reddine, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 21.2.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.