MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Hükmüne Uyulan Yargıtay bozma ilamında özetle; Davalı ...’e dava dilekçesi ve duruşma günü yeniden usulüne uygun biçimde tebliğ edilerek HUMK.nun 73. maddesi uyarınca savunma yapma hakkı tanınması, bildireceği delillerinin toplanması ondan sonra hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozmaya uyulduktan sonra davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava 6183 sayılı yasanın 24 ve devamı maddeleri uyarınca açılan tasarrufun iptali isteğine ilişkindir. Aynı yasanın 28/2 maddesinde kendi verdiği malın, akdin yapıldığı sıradaki değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği akitlerin bağışlama hükmünde olduğu ve iptale tabi oldukları belirtilmiş olup, ivazlar arasında fahiş fark olması halinde üçüncü kişinin iyi niyetli olup olmaması önem arz etmez. Yine aynı yasanın 30. maddesinde ise borçlunun malı bulunmadığı veya borca yetmediği takdirde amme alacağının bir kısmının veya tamamının tahsiline imkan bırakmamak maksadıyla borçlu tarafından yapılan bir taraflı muamelelerle borçlunun maksadını bilen veya bilmesi lazım gelen kimselerle yapılan bütün muameleler tarihleri ne olursa
olsun hükümsüz olduğu bildirilmiştir. Somut olayda borçlu davalı tarafından üçüncü kişi konumundaki davalı ...’e 1 sayılı parsel üzerindeki 16 nolu bağımsız bölümün 22.05.1998 tarihinde 100 TL (eski 100 milyon TL) bedelle satıldığı, ... tarafından da 30.01.2001 tarihinde dava dışı ... ...’e satıldığı, bilirkişiler tarafından verilen raporda ise taşınmazın 22.05.1998 tarihindeki gerçek değerinin 12.000.00 TL, 30.01.2001 tarihindeki değerinin ise 35.000.00 TL. olduğu bildirilmiş böylece ivazlar arasında bir mislini aşan fahiş fark olduğu anlaşılmıştır. Mahkemece tanık beyanına dayanılarak davalı ... tarafından borçlu davalıya gerçek bedelin ödendiği ve iptal koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak dosya arasında gerçek bedelin ödendiğine ilişkin banka dekontu gibi yasal ve geçerli bir delil ibraz edilmemiş, sadece tanık beyanına dayanılarak gerçek değerin ödendiği kabul edilmiş, bunun dışında 03.05.2010 tarihli “Beyan ve Açıklama” başlıklı borçlu davalı ... imzalı bir yazı ibraz edilmiştir. Ancak gerek tanık beyanı gerekse borçlu davalı tarafından verilen yazı tasarrufun iptali davalarında gerçek bedelin ödendiğine ilişkin yasal ve geçerli delil niteliğinde değildir. Bu durumda mahkemece ivazlar arasında fahiş fark olduğunun kabulü ile 6183 sayılı yasanın 28/2 maddesi uyarınca yapılan tasarrufun iptaline ancak taşınmaz davalı ... tarafından elden çıkarılmış olduğundan ve davacı da davasını bedele dönüştürdüğünü beyan ettiğinden davalı ...’in taşınmazı elden çıkardığı tarihteki gerçek değeri oranında ve davacının alacak ve ferileri ile sınırlı olarak tazminata mahkum edilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere davanın reddine karar verilmesi doğru bulunmamıştır.
SONUÇ : Yukarda açıklan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 22.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.