MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen kararının davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkilinin trafik sigortacısı olduğu aracın alkollü sürücü tarafından kullanılması sırasında meydana gelen kaza sonucunda yaralanan kişinin yakınlarına tazminat ödendiğini, ödenen tazminatın rücuan tahsili için başlatılan icra takibinin davalının haksız itirazı ile durduğunu ileri sürerek itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, yaralanan kişinin müterafik kusurlu olduğunu, rücu koşulları oluşmadığını savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre icra takibinin 2 yıllık zamanaşımından sonra yapıldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, trafik sigortası tarafından yaralanan kişiye ödenen tazminatın davalı sigortalıdan rücuan tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
İtirazın iptali davası İcra ve İflas Kanunu'nun 67. maddesinde düzenlenmiş, borçlunun alacaklının yapmış olduğu takibe itirazının hükümden düşürülmesine yönelik, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan normal bir eda davasıdır.
Borçlunun takibe yaptığı itiraz üzerine alacaklının alacağı İİK'nin 68-68/a. maddesindeki belgelerden birine bağlı değilse alacaklı ancak itirazın iptali davası açabilir. İtirazın iptali davası, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Bu bakımdan borçlu, takip hukukuna özgü bir dava olan itirazın kaldırılmasından farklı olarak itirazın iptali davasına karşı vereceği cevapta, ödeme emrine itiraz ederken bildirmiş olduğu itiraz sebepleri ile bağlı değildir. Borçlu, cevap layihasında, bütün savunma sebeplerini bildirebilir.
Somut olayda, davalı itirazın iptali davasına karşıverdiği cevap dilekçesinde zamanaşımı def'inde bulunmamış, rücu koşulları oluşmadığını savunmuş, mahkemece icra takibinde davalı vekilinin zamanaşımı definde bulunduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Bilindiği gibi zamanaşımının dolduğu savunması bir def’i niteliğindedir. Bu bakımdan zamanaşımı, alacaklının borçluya karşı dava açma veya icra takibinde bulunma hakkını ortadan kaldırmamakla birlikte, açılan davada veya başlatılan takipte borçlunun zamanaşımı def’ini ileri sürmesiyle, alacaklının ifa talebinin reddine neden olmaktadır. Bu nedenle zamanaşımı alacak hakkının ifa edilebilirliğine etki etmekte, alacağın ifasının borçlunun iradesine bırakılmasına neden olmaktadır. Zamanaşımının bu niteliği hakim, hak düşürücü süreden farklı olarak, alacak hakkının zamanaşımına uğradığını dava dosyasından anlasa bile, borçlu tarafından alacağın zamanaşımına uğradığı defi olarak ileri sürülmedikçe kendiliğinden dikkate alamaz.
İtirazın iptali davasının niteliği gözününe alındığında, borçlu itirazın iptali davasına karşı vereceği cevap layihasında, ödeme emrine itiraz ederken bildirmiş olup olmadığına bakmaksızın, bütün itiraz sebeplerini (mesela zamanaşımını) bildirmelidir. Aksi halde, HUMK'nin 202. maddesi gereğince savunmanın genişletildiği itirazı ile karşılaşabilir (KURU Baki, İcra ve İflas Hukuku, C.I, 3. B, İstanbul 1988, s. 294). Bu anlamda itirazın iptali davasının takipten bağımsız ayrı bir eda davası olduğu dikkate alındığında borçlu davalı zamanaşımı defini cevap layihasında cevap süresi içerisinde ileri sürmelidir. Aksi halde HUMK'nin 202. maddesi (HMK md. 141) gereğince savunmanın genişletilmesi itirazı ile karşılaşabilecektir.
Somut olaya dönüldüğünde ise davalı borçlu zamanaşımı def'inde bulunmamıştır. Hal böyleyken mahkemece defi niteliğindeki zamanaşımının ayrıca ve açıkça davalı tarafından savunma olarak getirilmemiş olması nedeniyle işin esasına girerek yapılacak yargılama sonucunda bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde davanın reddine karar verilmiş olması yerinde görülmeyerek bozma nedeni kabul edilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 30.5.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.