MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
- K A R A R -
Davacı vekili, müvekkiline ait, davalıya kasko sigortalı aracın, tek taraflı kaza sonucu hasarlandığını ve kullanılamaz hale geldiğini, başvuruya rağmen davalı ... şirketinin hasar bedelini müvekkiline ödemediğini iddia ederek sigorta bedeli olan 13.499 TL tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, kaza tespit tutanağına göre aracın olay yerine hasarlı şekilde getirildiğini ve uçuruma yuvarlandığını, kazanın kurgu olduğunun tespit edildiğini, aracın poliçe tanziminden kısa bir süre önce kazaya karıştığının belirlendiğini, davacının doğru ihbar yükümlülüğünü ihlal ettiğini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan delillere göre; davacı tarafından bildirilen kazanın gerçek olmadığı kanaatine varıldığı gerekçesiyla davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kasko sigortası poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Mal sigortası türünden olan kasko sigorta sözleşmeleri gerek kuruluşlarında, gerek devamı sırasında ve gerekse rizikonun gerçekleşmesi aşamasındaki ihbar yükümlülükleri bakımından iyiniyet esasına dayalı sözleşme türlerindendir.
Kasko Sigortası Genel Şartlarının A/1 maddesine göre, gerek hareket gerekse durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketle bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması, müsademesi, devrilmesi, düşmesi, yuvarlanması gibi kazalar ile üçüncü kişilerin kötüniyet ve muziplikle yaptıkları hareketler, aracın yanması, çalınması veya çalınmaya teşebbüs sonucu oluşan maddi zararların bu tür sigortanın teminat kapsamında olduğu anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan, TTK. 1282. maddesi uyarınca, sigortacı, geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı Yasanın 1281. maddesi hükmüne göre, kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de, sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise, bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5.maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir.
İlkeler yukarıda anlatılan şekilde olmakla birlikte, sigortalı, Kasko Poliçesi Genel Şartlarının B.1.5 maddesi ve TTK. 1292/3. maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan riziko teminat içinde kalmış gibi ihbar edildiği somut delillerle kanıtlanılırsa, ispat külfeti yer değiştirip sigortalıya geçer.
Yukarıdaki ilkeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; dava konusu olaya ilişkin tanzim edilen kaza tespit tutanağında, davacının kendilerine, yeğeni ile birlikte aracıyla olay yerine geldiğini, ihtiyaç gidermek için araçtan indiklerini, aracın kendiliğinden hareket ederek uçuruma yuvarlandığını beyan ettikleri belirtildikten sonra tutanağı tanzim eden jandarma görevlileri bazı tespitler yaparak (aracın kaputunun, önden darbe almış gibi ağır şekilde hasarlanmış olması, akünün yerinden çıkarak düşmüş olması, aracın kaporta ve motor aksamında paslanma olması gibi) buna göre aracın olay yerine kaza yapmış halde getirildiği ve uçuruma yuvarlandığı kanaatine varıldığı belirtilmiştir. Bunun üzerine davacı ve yeğeni ... hakkında memura yalan beyanda bulunmak suçundan kamu
davası açılmış, tanık olarak dinlenen tutanağı tanzim eden jandarma görevlisi ... beyanında, tutanağı tanzim ettikten sonra olayı derinlemesine araştırdığını, kazanın gerçek olabileceği kanaatine vardığını belirterek tutanakla çelişkili beyanda bulunmuştur. Ayrıca, poliçeyi tanzim eden acente ... tanık olarak dinlenmiş, poliçeyi tanzim etmeden önce aracı gördüğünü, aracın hasarlı olmadığını tespit ettiğini, ondan sonra poliçeyi tanzim ettiklerini beyan etmiştir. Yapılan ceza yargılaması sonucu, davacı sigortalı ve yeğeni hakkında beraat kararı verilmiş, verilen karar temyiz edilmediğinden kesinleşmiştir. Mahkemece, keşif yapılarak bilirkişi heyetinden rapor alınmış, raporda, kaza ile keşif tarihi arasında iki yıldan fazla süre geçtiği, mevcut haliyle araç üzerinde tespit yapılmasının mümkün olmadığı belirtilmiş, kazanın gerçek olmadığına, aracın olay yerine getirilip uçuruma yuvarlandığına dair bir tespit veya bir kanaat bildirilmemiştir. Kasko Sigortası Genel Şartları'nın A.5. maddesinde belirtilen teminat dışı hallerin mevcut olduğunun somut delillerle sigortacı tarafından ispat edilmesi gerekir. O halde mahkemece, davalı ... şirketinin hasarın teminat dışında olduğunu somut delillerle ispat edemediği gözetilerek hasarın teminat kapsamında olduğunun kabulü ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken aksi düşüncelerle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 18.2.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.