MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı 3.kişi vekili, Serik İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı takip dosyasından 1.4.2010 tarihinde haczedilen menkullerin müvekkiline ait olduğunu, hacizlerin müvekkilinin ev ve işyerinde yapıldığını borçlu ve müvekkilinin boşanmış olduklarını ileri sürerek haczin kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, haczin borçluya ödeme emri tebliğ edilen adreste yapıldığını, mülkiyet karinesinin alacaklı yararına olduğunu, aksini davacı 3.kişi tarafından ispat edilmesi gerektiğini, taraflar arasındaki boşanmanın anlaşmalı olup muvazaaya dayandığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı borçlu davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece haczin yapıldığı işyerinin davacı adına kayıtlı olduğu mülkiyet karinesinin davacı 3.kişi yararına olduğu, karine aksinin davalı alacaklı tarafından ispat edilemediği gerekçesiyle davanın kabulü ile mahcuzlar üzerindeki haczin kaldırılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekilince temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık, 3.kişinin İİK'nin 96 vd.maddelerine dayalı istihkak davasına ilişkindir.
Haciz 1.4.2010 tarihinde ilk olarak borçluya ödeme emri tebliğ edilen takip adresinde, daha sonra da komşularınca borçlunun ikamet ettiği belirtilen adreste yapılmıştır. Her iki halde de İİK'nin 97/a maddesinde düzenlenen mülkiyet
karinesi borçlu dolayısıyla alacaklı yararınadır. Bu yasal karine aksinin davacı 3.kişi tarafından güçlü ve inandırıcı delillerle ispat edilmesi gerekir. Davacı 3.kişi mahcuzlara ilişkin herhangi bir fatura sunmadığı gibi adi şekilde düzenlenmiş kira sözleşmesi ve vergi kaydı tek başına karine aksini ispata yeterli değildir. Davacı borçludan boşandığını belirterek boşanma ilamı sunmuş ise de boşanmanın anlaşmalı olduğu, borcun doğumundan sonra boşandıkları, kararın temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır. Bu durumda davacı ile borçlu arasındaki boşanmanın alacaklıdan mal kaçırma amacına yönelik muvazaalı bir işlem olduğu açıktır. Bu muvazaalı işlem alacaklıların haklarını etkilemez. Mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken aksi gerekçelerle kabulüne karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine 14.3.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.