MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün, süresi içinde davalı ...Ş vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı ...'in işleteni ve sürücüsü olduğu ve davalı ...'ya ZMSS poliçesi ile sigortalı aracın yaya kaldırımında bulunmakta olan müvekkiline çarpması sonucu müvekkilinin yaralandığını belirterek tedavi süresince yapılan ve fatura edilemeyen tedavi gideri ve işgöremezlik tazminatı için ıslahla artırılmış haliyle 3.132,50 TL maddi tazminat ile 15.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
Davalı ... vekili, sigortalı araç sürücüsünün kusuru ve poliçe limiti ile sınırlı sorumlu olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... vekili, kusur oranını kabul etmediğini, talep edilen tazminat miktarlarının fahiş olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; toplanan delillere ve alınan bilirkişi
raporuna göre, davalının %100 kusuruna göre davanın kısmen kabulü ile 3.132,5 TL maddi tazminat ile 3.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı ...Ş vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, trafik kazasından kaynaklanan yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece kısa kararda, hükmedilen manevi tazminatın sigortacı dışındaki davalılardan tahsiline karar verilmiş, gerekçeli kararın hüküm fıkrasında ise manevi tazminatın tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir. Duruşma tutanağına geçirilerek okunan kararın, HUMK.nun m.388’de belirtilen biçimde hüküm sonucunu içermesi gerekmektedir (H.U.M.K.nun m.388.II.388.II, 389,489.II). Kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki oluştuğundan kararın bozulması gerekmiştir.
Kabule göre ise;
a-Davacı vekili dava dilekçesinde SGK tarafından karşılanmayan ve fatura edilemeyen tedavi giderlerinin tahsilini talep etmiş, hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise davacının tedavi edilmesi için zorunlu olan giderler hesaplanmıştır. Mahkemece davacıya talebini açıklayarak hangi tazminat kaleminden ne miktarda talep ettiğinin belirlenmesi için süre verilmesi, doktor bilirkişiden ek rapor alınarak bu taleplerden 6111 s.Kanun uyarınca ...nın sorumluluğunda olmayan tazminat miktarının belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulması isabetli değildir.
b- Davanın açılmasından önce davalı sigortacıya müracaat edilmemiş olup sigortacı dava tarihi itibariyle temerrüde düşmüştür. Mahkemece sigortacının hükmedilen tazminatlar yönünden dava tarihinden itibaren faizle sorumlu tutulması gerekirken kaza tarihinden itibaren faize hükmedilmesi de doğru olmamıştır.
c-Mahkemece hükmedilen maddi ve manevi tazminatlar toplanarak toplam tazminat miktarı üzerinden davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmişse de, maddi ve manevi tazminat talepleri ayrı davaların konusu olup davacı lehine hükmedilen maddi tazminat miktarı üzerinden 400 TL, manevi tazminat miktarı üzerinden 400 TL, reddedilen manevi tazminat miktarı üzerinden de davacı için hükmedileni geçmeyecek şekilde davalı lehine 400 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken davacı lehine fazla vekalet ücretine hükmedilmesi de isabetli olmamıştır.
Bozma neden ve şekline göre davalı ...Ş ve davalı ...'ın temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, bozma şekline göre davalı ...Ş ve ... vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı ... şirketi ile ...'a geri verilmesine 27.5.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.