MAHKEMESİ:Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalının trafik sigortacısı olduğu aracın karıştığı trafik kazası sonucunda araç içinde yolcu olan davacının desteğinin vefat ettiğini, davalı aleyhine açılan tazminat davası ve yapılan icra takibi üzerine, davalıdan mahkeme kararı gereğince tahsil edilen tazminata uygulanan yasal faiz ve geç tahsilat yapılması nedeniyle munzam zarar oluştuğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL.nın faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 25.4.2012 tarihli ıslah dilekçesiyle taleplerini 3.080,00 TL.na yükselttiklerini bildirmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, davanın kabulü ile 3.080,00 TL. munzam zarar bedelinin 18.7.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, B.K'nun 105. maddesinden kaynaklanan munzam zarar tazmini istemine ilişkindir.
Yasa uyarınca, alacaklının geçmiş günler faiziyle karşılanamayan zararlarını, borçlu kusurlu olmadığını ispat edemedikçe tazmine yükümlüdür. Borcun kaynağı trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkin olup, davalı ... mahkeme ilamı ile belirlenen ve kesinleşmiş tazminat tutarını icra takibi sonucunda ödemiştir. Davacı tarafından yasal faiz uygulanması ve tazminatın geç ödenmesi nedeniyle geçmiş günler faizi ile karşılanmayan zararı olduğu ileri sürülmüştür.
Uyuşmazlık, davacının geçmiş günler faizinden fazla zararının varlığını somut delillerle ispat etmesinin gerekip gerekmediği noktasındadır.
Alacaklı B.K'nun 103. maddesi uyarınca borcun geç ödenmesinden kaynaklanan geçmiş günler faizini zararın varlığını ve borçlunun kusurunu ispat zorunda kalmaksızın talep edebilir.
Munzam zararda ise geçmiş günler faizi ile karşılanamayan bir zararı olduğunu kanıtlamak zorundadır. 103. madde ile geçmiş günler faizinin nasıl belirleneceği düzenlenmiş iken 105. maddede buna ilişkin bir düzenlemenin yer almamış olması da davacının zarara uğradığını kanıtlama yükünde olduğu göstermektedir. Salt ülkenin içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklar munzam zararın kanıtı olarak kabul edilemez. O halde davacının munzam zararını genel ekonomik olumsuzluklar dışında, somut vakıalarla kanıtlaması gerekir. Ancak somut zararın kanıtlanması halinde ekonomik veriler dikkate alınarak zarar miktarı belirlenebilir. (HGK'nun 31.10.2007 2007/701-800 Esas, 798 Karar)
Somut olayda, davacı taraf geç ödendiğini iddia ettiği meblağın zamanında ödenseydi ne şekilde değerlendireceğini açıkça belirtmediği gibi, somut olarak da zarara uğradığına ilişkin herhangi bir kanıt sunmamıştır. Öte yandan, davacı yönünden kaza tarihi ile davalının kısmi ödeme yaptığı tarih arasındaki faiz gelirinden yoksunluk söz konusu ise de, bu kısma ilişkin zararın verilen (önceki) kararın temyizi suretiyle giderilmesi mümkün iken temyiz yoluna başvurulmayarak kararın kesinleşmiş olması karşısında davacının talep edeceği bir munzam zararı bulunmadığından mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı ... şirketine geri verilmesine 18.3.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.