MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı Belediye vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı 3.kişi vekili, davalı alacaklı belediye başkanlığınca 6183 sayılı kanuna göre 17.6.2004 tarihinde haczedilen menkullerin müvekkiline ait olduğunu, dava konusu menkullerin borçlu şirketten 17.4.2004 tarihinde fatura ile satın alındığını ileri sürerek haczin kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı alacaklı belediye vekili, dava konusu edilen menkul ile haczedilen menkulün aynı mal olmadığını, davacının dayandığı faturadaki mal ile haczedilen malın aynı olduğunun tespit edilemediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dava konusu mahcuzların 27.4.2004 tarihli faturalarla davacı şirket tarafından borçludan satın alındığı, faturaların davacı ve borçlu şirket defterlerinde kayıtlı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı belediye vekilince temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık, 3.kişinin 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanunun 68.maddesine dayalı istihkak davasına ilişkindir.
Borçluya İmar Kanununa muhalefet suçundan kesilen para cezasının tahliye için davalı alacaklı belediye tarafından borçlu aleyhine 6183 Sayılı Kanun uyarınca 9.5.2003 tarihli Belediye Encümen kararı ile takip başlatılmıştır. Dava konusu haciz de 17.6.2004 tarihinde yapılmış ve bir adet mucur eleği haczedilmiştir. Haciz sırasında borçlu hazır değildir. Ancak aynı adreste bir gün önce 16.6.2004 tarihinde yapılan hacizde hazır bulunan bekçi ... tarafından mahaldeki menkullerin borçluya ait olduğu beyan edilmiştir. Bu durumda mülkiyet karinesi alacaklı yararına olup aksinin davacı 3.kişi tarafından güçlü ve inandırıcı delillerle ispat edilmesi gerekir.
Davacı 3.kişi borcun doğumundan sonraki tarihi (hacizde aynı tarihi taşıyan) ve hiçbir ayırt edici özelliği bulunmayan 17.4.2004 tarihli borçlu tarafından 3.kişi adına kesilmiş fatura sunmuştur. Dosyada davacının sunduğu faturanın davacı 3.kişi ve borçlunun yevmiye defterinde kayıtlı olduğuna dair bilirkişi raporu varsa da raporda defterin açılış tasdikinin bulunduğunun belirtilmesine karşın kapanış tasdikinden söz edilmemiş, envanter defterleri incelenmemiş, malların envanter defterlerinde kayıtlı olup olmadığı saptanmamıştır.
Kaldı ki, borçlunun bir takım mallarını bu fatura ile davacı 3.kişiye sattığı anlaşılmaktadır. İİK'nin 280/3.maddesi uyarınca, ticari işletmenin veya işyerindeki ticari emtianın tamamını veya mühim bir kısmını devirle satın alan veyahut bir kısmını iktisapla beraber işyerini sonradan işgal eden şahsın borçlunun alacaklılarına zarar verme kasdıyla hareket ettiği kabul edilir. Bu kesin karinenin aksi de iddia ve ispat edilememiştir.
Mahkemece bu yönler gözardı edilerek aksi düşüncelerle yetersiz bilirkişi raporunda dayanılmak suretiyle eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine 11.4.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.