MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkilinin yolcu olarak bulunduğu, davalıya trafik sigortalı motosikletin tek taraflı kaza yapması sonucu müvekkilinin ağır şekilde yaralandığını, kaza sonrası kulaklarının işitmez olduğunu, bir gözünün görmediğini belirterek 10.000,00 TL maddi tazminatın davalıya ihbar tarihinden 8 iş günü sonrasında işlemeye başlayacak faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 11/01/2012 tarihli tarihli ıslah dilekçesi ile tazminat taleplerini 45.500,66 TL'ye yükselttiklerini bildirmiştir.
Davalı vekili, davacının maluliyet durumunun tespit edilmesi gerektiğini, müterafik kusuru var ise tazminattan tenzil edilmesi gerektiğini bildirerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davanın kabulüne, 45.500,66 TL maddi tazminatın 10.000,00 TL'sine dava tarihinden, 35.500,66 TL'sine ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde, özellikle oluşa uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen kusur oranlarının hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
2918 sayılı KTK.’nin 99/1. ve ZMSS Genel Şartları’nın B.2.b. maddesi uyarınca, sigorta şirketinin tazminatı ödeme yükümlülüğü kendisine riziko ihbarı yapıldıktan itibaren 8 işgünü sonunda başlar. Somut olayda, davalı ... şirketine bu yönde bir müracaat olmadığından en erken dava tarihinde zararın tamamı yönünden temerrüde düştüğünü kabulü gerekir. Dolayısıyla, zarar gören, gerek kısmi talebine ilişkin, gerekse de ıslah ile artırdığı talebe ilişkin dava tarihinden itibaren temerrüt faizi isteme hakkına sahiptir. Mahkemece, ıslah edilen miktar yönünden ıslah tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmedilmesi doğru değil bozma nedeni ise de; bu yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nun geçici 3/2 maddesi delaletiyle 1086 sayılı HUMK'nun 438/7 maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hüküm fıkrasının 1. bendindeki “10.000,00 TL'sinin dava tarihi olan 21/04/2011 tarihinden itibaren, kalan 35.500,66 TL'sinin ıslah tarihi olan 11/01/2012 tarihinden” ibaresinin hükümden çıkarılarak yerine “dava tarihi olan 21/04/2011 tarihinden” ibaresinin yazılmasına ve hükmün bu şekli ile DÜZELTİLEREK ONANMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 13.5.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.