MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı 3.kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı (üçüncü kişi) vekili, Yenişehir İcra Müdürlüğü’nün 2010/3447 sayılı Takip dosyasında yapılan 30.11.2010 günlü hacze konu menkullerin davacı üçüncü kişiye ait olduğunu, borçlu ile ilgisinin bulunmadığını belirterek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına ve tazminata karar verilmesini istemiştir.
Davalı (alacaklı) vekili, dava konusu haczin ödeme emrinin tebliğ edildiği, takibe dayanak senet üzerinde de gösterilen yerde yapıldığını, üçüncü kişinin sunduğu faturaların mahcuzlarla ilgisinin bulunmadığını, sunulan diğer delillerin de istihkak iddiasını kanıtlamaya elverişli olmadığını belirterek davanın reddine ve tazminata karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı (borçlu) vekili, borçlunun dava konusu haciz adresinde bulunan 9 numaralı dükkânda faaliyet gösterirken 26.03.2009’dan itibaren işini genişleterek bitişikte bulunan 10 numaralı yerde de çalışmaya başladığını, nargile ve kafeterya hizmetlerini birlikte yürüttüğünü, daha sonra buranın üçüncü kişi tarafından işletilmesine muvafakat ettiğini, hatta bu dönemde oluşan 6.200,00.-TL şirket alacağının ödenmesi halinde işletme hakkının üçüncü kişiye devredilmesinin de kararlaştırıldığını, sonradan bundan
vazgeçildiğini, üçüncü kişinin ise bu arada borçluya ait haczedilen malları almaya çalıştığını belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece toplanan delillere göre davanın kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmiştir. Temyiz incelemesi sonucunda Dairemize ait 24.01.2012 gün, 10160–435 sayılı ilamla, kısa karar ve gerekçeli karar arasında çelişki bulunduğu gerekçesi ile hüküm, diğer yönleri incelenmeksizin bozulmuştur.
Mahkemece uyma kararı verilerek yapılan yargılama sonucunda: “dava konusu haczin ödeme emrinin tebliğ edildiği yerde yapıldığı, borçlunun adresinin işyeri açma ve çalıştırma ruhsatında da aynı adres olarak göründüğü, ancak dayandığı faturalara ve kira sözleşmesine göre üçüncü kişinin de aynı adresi kullandığı, borçlunun ruhsatının iptal edilerek üçüncü kişi adına iş yeri açma ve çalıştırma ruhsatının verildiği, haciz tarihi itibarı haciz mahallinde davacının faaliyet gösterdiği, İİK’nun 97/a maddesindeki mülkiyet karinesinin üçüncü kişi yararına olduğu, ispat yükü altında olan davalıların karinenin aksini kanıtlamaya elverişli delilleri sunamadığı“ gerekçesi ile davanın kabulü ile haczedilen koltuklar dışındaki mahcuzlar üzerindeki haczin kaldırılmasına karar verilmiş; hüküm, tazminat talebinin reddi ve vekâlet ücreti yönünden davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1.Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı “istihkak” davası niteliğindedir.
Mahkemece kısa kararda davanın kabulü yönünde hüküm kurulduktan sonra 4 kalem eşya tek tek belirtilerek üzerlerindeki haczin kaldırılması kararlaştırılmış; ancak, bu sırada dava konusu hacizli koltuk takımından hiç bahsedilmemiştir.Oysaki 1086 sayılı HUMK’nun 388/son (6100 sayılı HMK’nun 297/2. maddesi) uyarınca, hükmün sonuç kısmında, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.
Gerekçeli kararda ise dava konusu hacizli eşyaların tamamı üzerindeki haczin kaldırılması kararlaştırılmıştır.
Kısa karar ve gerekçeli karar arasındaki çelişki de hükmün infazı sırasında bir tereddüdün oluşmasına neden olmuştur ve bu durum bozma nedenidir.
Kabule göre de; istihkak davalarında dava değerini, takip konusu alacak miktarı ile hacizli mal değerinden hagisi az ise o değer oluşturmakta olup davanın kabulü halinde karar tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca dava değeri üzerinden nispi tarife değerince hesaplanacak vekâlet ücretinin takdir ve tayin edilmesi gerektiğinin dikkate alınmaması da hatalı olmuştur.
2.Bozma neden ve şekline göre diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesi gerekli görülmemiştir.
S O N U Ç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı üçüncü kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına 18.3.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.