MAHKEMESİ:Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı ... şirketi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı şirkete kasko sigortalı aracın trafik kazası sonucunda hasara uğradığını, davalının ihbara rağmen sigorta tazminatı ödemediğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla (araç hasarına ilişkin) 4.000,00 TL. nın hasar tarihinden itibaren işleyecek faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 23.02.2012 tarihli dilekçe ile talebini 177,20 TL artırarak ıslah etmiştir
Davalı vekili, kasko sigortalı araç üserindeki hasarın çarpıldığı iddia edilen araç üzerindeki hasarla uyuşmadığını, dolayısı ile mevcut kazanın iddia edilen yerde ve zamanda meydana gelmediğini, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece toplanan delillere göre, davanın kabulü ile 4.177,20 TL.nın 14.05.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 11. maddesi hükmü gereğince “vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligat vekile yapılır.” Somut olayda, davalı ... kendisini vekili aracılığıyla temsil ettirmiş ve 25.04.2011 tarihinde vekil aracılığıyla cevap dilekçesi sunmuştur. Ancak mahkemece Islah dilekçesi, bilirkişi raporları ve gerekçeli karar
vekile tebliğ edilmemiş, gerekçeli karar başlığında davalı vekili gösterilmemiştir. Vekil vasıtası ile takip edilen işlerde tebligatın davalı şirket (asil) yerine, vekile yapılması gerektiği halde bu hususun göz önünde bulundurulmaması ve karar başlığında vekilin gösterilmemesi bozma sebebidir.
2- Kabule göre de; 6100 Sayılı HMK.’nun 266. (1086 Sayılı HUMK.’nun 275.) ve takip eden maddeleri uyarınca, mahkemece, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşü alınarak karar verilmelidir. Sonucu açık ve belli durumlar ayrık olmak üzere, trafik kazalarında kusur oranının ve hasarın tespiti de uzman bilirkişi aracılığıyla yapılmalıdır.
O halde mahkemece, trafik kusur ve hasar uzmanı bilirkişiden ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınıp, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, uzman olmayan mali müşavirden alınan kusur ve tazminat raporu esas alınarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Bozma nedenine göre, diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile usul ve yasaya aykırı hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 28.2.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.