MAHKEMESİ:Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkiline ait olan ve davalı ...'ya ZMSS poliçesi ile sigortalı araç nedeniyle meydana gelen kazada ...'nin vefat ettiğini, hak sahipleri tarafından açılan tazminat davasında hükmedilen tazminatın başlatılan icra takibi ile müvekkili tarafından ödendiğini belirterek aracın sigortası bulunduğundan müvekkili tarafından ödenen tazminat bedelinden şimdilik 8.000 TL.nin sigortadan rücuen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, poliçe kapsamında hak sahiplerine ödeme yapıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; toplanan delillere göre, 6100 s. HMK.nin 109/2.maddesinde talep konusunun taraflar arasında tartışmasız ve açıkça belirlenebilir mahiyette olması halinde kısmi dava açılamayacağının düzenlendiği, bu durumda davacının kısmi dava açmakta bir hukuki yararı olmadığı, hukuki yararın HMK.nin 114.maddesi uyarınca dava şartı olduğu gerekçesiyle davanın dava şartı bulunmadığından usulden reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, trafik kazası nedeniyle ödenen tazminat bedelinin sigortacıdan rücuen tahsili istemine ilişkindir.
6100 s. HMK.nin 109.maddesinin 1.ve 2.fıkrasında 'Talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmı da dava yoluyla ileri sürülebilir. Talep konusunun miktarı, taraflar arasında tartışmasız veya açıkça belirli ise kısmi dava açılamaz' hükmü getirilmiştir.
Davacı, hak sahiplerine toplam 33.425,12 TL ödediğini belirterek şimdilik 8.000 TL.nin tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı gerçek zarar ile sorumlu olup davacının ödemesi gereken tazminat miktarı ve ferileri yargılama aşamasında alınacak bilirkişi raporu ile belirlenecektir. O halde alacak miktarı henüz belli olmayıp yukarıdaki maddede belirtilen tartışmasız ve açıkça belirli olma durumu somut olayda gerçekleşmemiştir. Mahkemece davanın esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken hatalı gerekçe ile davacının dava açmakta hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmesi isabetli olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 10.6.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.