MAHKEMESİ:Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili müvekkiline kasko sigortalı aracın, davalılardan ...’in maliki, ...’in sevk ve idaresindeki aracın çarpması sonucu hasarlandığını belirtip fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak sigortalıya ödenen tazminatın kusur oranına göre 4.520,00 TL’lik bölümünün 02.09.2005 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar ... ve ... kusura itiraz ederek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre davanın kısmen kabulü ile 900,00 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1.Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2. Dava kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Davaya konu trafik kazasına ilişkin kaza tespit tutanağında; davacıya kasko sigortalı sürücüye, trafik güvenliği ve düzeniyle ilgili olan diğer kural ve yasaklara uymamak kuralını ihlal etmekten, davalı araç sürücüsüne ise kavşaklara yaklaşırken hızını azaltmamak, kuralını ihlal etmekten karşılıklı kusur izafe edilmiştir. Davacı vekili, kendisine kasko sigortalı araç sürücüsü ile davalı araç sürücüsünün % 50'şer oranda kusurlu olduklarına dayanarak işbu davayı açmıştır. Mahkemece yapılan keşif sonucu düzenlenen 11.04.2007 tarihli bilirkişi raporunda, davacıya kasko sigortalı araç sürücüsünün kavşaklarda geçiş önceliğine uymamaktan %70 oranında, davalı araç sürücüsünün ise araçların hızını, aracın yük ve teknik özellikleriyle, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmamaktan %30 oranında kusurlu oldukları belirlenmiştir. Hükme esas alınan 27.02.2008 tarihli Adli Tıp Kurumu bilirkişi raporunda ise davacıya kasko sigortalı araç sürücüsünün kavşaklara yaklaşırken hızını azaltıp gerekli kontrolü yapmamakla ve ışıklara dikkat etmeden kavşağa girmekle % 90 oranında kusurlu olduğu, davalı araç sürücüsünün de süratini yeterince azaltmadan kavşağa yaklaşmakla %10 oranında kusurlu bulunduğu tespit edilmiştir. Kusur konusunda alınan 11.04.2007 tarihli bilirkişi raporu, 27.02.2008 tarihli Adli Tıp Kurumu bilirkişi raporu ve kaza tespit tutanağında belirlenen kusur oranları tamamiyle birbirinden farklı olup bu farklılık nedeniyle ortaya çıkan çelişkinin giderilmesi gerekir. Eksik incelemeyle hüküm kurulması doğru değildir.
Bu durumda mahkemece, tarafların davaya konu trafik kazasındaki kusur durumlarının tesbiti için İstanbul Teknik Üniversitesi veya Karayolları Genel Müdürlüğü fen heyetinden seçilecek kusur konusunda uzman bilirkişi kurulundan tüm dosya kapsamına göre kaza tespit tutanağı, bilirkişi raporları, ceza dosyası ve diğer tüm delillerin irdelendiği ayrıntılı, gerekçeli, denetime elverişli, kaza tespit tutanağı, bilirkişi raporu ve Adli Tıp Kurumu bilirkişi raporları arasındaki çelişkiyi gideren bir rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması isabetli değildir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı ...Ş. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı ...Ş'ye geri verilmesine 18.3.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.