MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde taraflar vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı, davalı şirkete kasko sigortalı aracın kaybolduğunu, Mersin Ağır Ceza Mahkemesi'nin 06.02.2009 tarihi itibari ile aracın çalınmış olduğuna ve aranması gerektiğine dair karar verdiğini, araç kaydına çalıntı şerhi konulmasından 1 ay sonra 03.06.2011 tarihinde Sigorta Acenteliğine başvurarak hasar ihbarında bulunduğunu ve aracının kasko bedelini isteğini, ancak aracın üzerinde tedbir olduğu için kendisine kasko bedelinin ödenemeyeceğinin ileri sürülerek ödeme yapılmadığını, riziko gerçekleştiği anda 12.000,00-TL olan kasko bedelinin araç üzerinde bulunan ihtiyati tedbirin kaldırılmasına gerek kalmadan ödenmesi gerektiğini beyanla, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile alacağın muaccel hale geldiği tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının tazminat talebinin zamanaşımına uğradığını, açılan davanın mesnetsiz ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, poliçe süresi içerisinde müvekkil sigortaya herhangi bir bildirimde bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Feri Müdahil, Davacı ile aralarında devam eden davalar nedeni ile araç üzerine tedbir şerhi konduğunu, ödemenin açmış olduğu davaların neticesine göre gerçek hak sahibine yapılması gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere göre, 12.000,00-TL yönünden davanın kabulüne, hükmolunan bedelin davacı adına ... Bankasına açtırılacak bir vadeli hesaba yatırılarak Aile Mahkemesinin tedbir konusunda vereceği karara göre işlem yapılmasına karar verilmiş; hüküm, taraflar vekilince temyiz edilmiştir.
1- Dava, Kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
TTK.’nun 1268. maddesi ve Kasko Sigortası Genel Şartlarının C.9. maddesine göre, sigorta sözleşmesinden doğan alacaklar iki yılda zamanaşımına uğrar. Zamanaşımı süresinin başlangıç tarihi ise aynı Yasa’nın 1299. ve Kasko Sigortası Genel Şartlarının B.1.1. maddesi uyarınca sigortalının rizikonun gerçekleştiğini öğrendiği günden itibaren başlayan 5 günlük ihbar tarihinin son günü olmaktadır.
Somut olayda, davacı Cumhuriyet Savcılığına verdiği 03.03.2009 tarihli şikayet dilekçesi ile çalınan aracının bulunmasını talep etmiş ve Cumhuriyet Savcılığı tarafından yapılan soruşturmada suç tarihi 06.02.2009 tarihi olarak kabul edilmiştir. Davacı ... şirketine 30.05.2011 tarihinde başvuru yapmış ve 25.11.2011 tarihinde bu dava açılmıştır. BK.’nun 133. maddesindeki zamanaşımını kesen sebepler bulunmadığı gibi, davalı ... şirketinin davacıyı tazminatın ödeneceğine dair oyaladığı da iddia ve ispat edilmediğinden, mahkemece, rizikonun gerçekleştiğini sigortacıya bildirme borcunun doğduğu TTK.’nun 1299. maddesi yollamasıyla aynı Yasa’nın 1292. maddesi hükmünde belirtilen tarihten itibaren, TTK.’nun 1268. maddesindeki iki yıllık zamanaşımı süresi dolduktan sonra davanın açıldığı anlaşılmakla, zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden taraflara geri verilmesine 14.03.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.