MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-KARAR-
Davacı vekili dava dilekçesinde, davalıların murisine ait ve onun sevk ve idaresindeki, müvekkilinin zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olduğu aracın sebebiyet verdiği kazada yaralanan ve zarar görenlere müvekkilince muhtelif ödemeler yapıldığını, davalıların murisinin olay anında alkollü olduğunu ve müvekkilinin bu nedenle rücu hakkının doğduğunu ileri sürerek toplam 21.982 TL tazminatın ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde, öncelikle zamanaşımı itirazında bulunarak davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan delillere göre; davacı tarafça son ödemenin 09.10.2008 tarihinde yapıldığı ve bu tarihten itibaren TTK'nin 1268. maddesinde öngörülen 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, davacı sigortacının, sigortalı aracın sebebiyet verdiği kaza dolayısıyla oluşan zararlar yönünden yaptığı ödemelerin, müteveffa sürücünün alkollü olması sebebiyle mirasçılarından rücuen tahsili isteminden ibarettir.
Mahkeme, son ödeme tarihinden itibaren TTK'nin 1268. maddesinde öngörülen iki yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.
2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 109/4 maddesine göre "Motorlu araç kazalarında tazminat yükümlülerinin birbirlerine karşı rücu hakları, kendi yükümlülüklerini tam olarak yerine getirdikleri ve rücu edilecek kimseyi öğrendikleri günden başlayarak iki yılda zamanaşımına uğrar." Anılan madde çerçevesinde değerlendirildiğinde, davacının yaptığı son ödeme fiilen 21.10.2008 tarihinde gerçekleşmiş olup, zamanaşımı süresinin başlangıcına esas olan, davacı tarafça yükümlülüğün son olarak yerine getirildiği tarih de 21.10.2008 tarihidir. Dava dilekçesi ise, ilk 11.10.2010 tarihinde havale edilmiş olup, harcı da aynı tarihte yatırılmıştır. Bu durumda yasada öngörülen iki yıllık zamanaşımı süresi dolmamıştır.
Kaldı ki; mahkemece kabul gördüğü üzere, son ödemenin 21.10.2008 tarihinde değil de, hasar ödeme onay föyünde yer alan 09.10.2008 tarihinde yapıldığı kabul edilse dahi, iki yıllık sürenin son günü olan 09.10.2010 tarihi cumartesiye denk geldiğinden ve dava 11.10.2010 pazartesi günü açıldığından, zamanaşımının süresinin dolduğundan bahsetmek yine mümkün olmayacaktır. Hal böyle olunca; mahkemece işin esasına girilerek, deliller toplandıktan sonra sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olması doğru olmamış, bozma sebebi yapılmıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı ... şirketine geri verilmesine 2.4.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy