MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacılar vekili, müvekkillerinin oğulları ...’ın kullandığı motosiklete 09/01/2011 tarihinde kimliği belirsiz bir sürücünün kullandığı aracın çarpması sonucunda ...’ın vefat ettiğini ileri sürerek, baba ... için 35.729,08 TL, anne ... için 51.365,76 TL destekten yoksun kalma tazminatının başvuru tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna dayanılarak, destek ...'ın müterafik kusurunun bulunduğuna dair delil bulunmadığı gerekçesiyle davacı baba İsmail için 35.729,08 TL, davacı anne ... için 51.365,76 TL destek tazminatının 06/04/2011 temerrüt tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1)Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir.
Hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunda murisin anne ve babası davacılar için CSO tablosuna göre hesaplanan destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmesi doğru olmamıştır. Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamalarına göre, destek tazminatının hesabında ... tablosu kullanılmakta olup, işleyecek dönem hesabında da %10 artırma ve %10 eksiltme yöntemine göre hesaplama yapılmaktadır. Mahkemece, bu ilkeler doğrultusunda desteğin de ölümünden önceki geliri ispatlanamadığından asgari ücret üzerinden PMF tablosu
kullanılarak uzman bir bilirkişiden yeni bir rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi için kararın bozulması gerekmiştir.
2) Mahkemece, motosiklet sürücüsü destek ... ’ın ölümü ile sonuçlanan trafik kazasında, kazaya karışan diğer aracın ve sürücüsünün tespit edilmediği, desteğin müterafik kusurunun bulunduğuna dair delil bulunmadığı belirtilerek uzman bilirkişiden kusura ilişkin rapor alınmadan karar verilmiştir.
Dava tarihi itibariyle yürürlükte olan 1086 sayılı HUMK.275.maddesinde “Mahkeme, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişi dinlenemez.” hükmü getirilmiştir. O halde mahkemece Cumhuriyet Savcılığı soruşturma dosyasındaki belgeler de incelenmek suretiyle uzman bilirkişiden tarafların kazanın meydana gelmesinde kusur oranlarını belirleyecek şekilde rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmesi isabetli olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 11.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.