MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabul kısmen reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacılar vekili, yaya olan davacı desteğinin plakası tespit edilemeyen bir aracın çarpması sonucu vefat ettiğini belirterek, fazlaya dair haklarını saklı tutarak 10.000,00.-TL destekten yoksun tazminatının olay tarihinden işleyecek avans faizi ile tahsilini talep etmiştir.
Davalı ... vekili, davacının desteğinin ölüm nedeni ile trafik kazası arasında illiyet bağı bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlara ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davanın kısmen kabul kısmen reddi ile 50.000,00.-TL destekten yoksun kalmaz tazminatının temerrüt tarihi olan 01.01.2010 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı ... vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışına kalan temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir.
Mahkeme kararlarında nelerin yazılacağı karar tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK’nın 388. maddesinde belirtilmiştir (6100 sayılı HMK m. 297). Hüküm sonucu kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası
altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Aynı kural HUMK’nın 389. maddelerinde de tekrarlanmıştır. Keza HUMK’nın 381. maddesinde de "kararın tefhimi en az 388. maddede belirtilen hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur" hükmüne yer verilmiştir. Bu kurallar yargıda açıklık ve netlik prensibinin bir gereğidir.
Somut uyuşmazlıkta mahkemece benimsenen bilirkişi raporuna göre davacı vekilinin dilekçesiyle talep ettiği maddi tazminat miktarlarına hükmedilmiş olup, hükmedilen miktar poliçe limitini aşmamakta olmasına karşın gerekçeli kararın hüküm fıkrasında “Davalı ... Hesabının 60.000,00 TL teminat limiti dahilinde sorumlu tutulmasına” ibaresinin yazılarak infazda tereddüt doğuracak biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
3-Davacının murisinin vefatına neden olan araç belirlenememesi nedeniyle davalı ...'ndan maddi tazminat talep edilmektedir. Asıl zarar verenden talep edilebilecek faiz türüne göre zarar veren aracın sigorta şirketi veya sigorta şirketi yoksa ...'ndan bu tür faiz talep edilebilecektir. Somut olayda davacının murisinin vefatına neden olan araç belirlenememiş olması bakımından asıl zarar verenden istenilemeyecek ticari temerrüt faizinin, onun sorumluluğunu üstlenen davalı ... Hesabından da istenemeyeceği, dolayısıyla aracın haksız eyleminin de TTK'nın 3. maddesi uyarınca ticari iş niteliği taşımamasına, bu durumda da bu davalıdan ancak yasal faiz istenebileceğine, bu davalının hukuki sorumluluğunu üzerine alan davalı ... Hesabının da ancak aynı oranda temerrüt faizi istenebileceğine göre, davalı ... aleyhine yasal faize hükmedilmesi gerekirken avans faizine hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
Ne var ki, yukarıda (2 ve 3) numaralı bentlerde belirtilen yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden hükmün 6100 sayılı HMK’nın geçici 3/II maddesi delaletiyle 1086 sayılı HMUK’nın 438/7 maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine; (2 ve 3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin ve davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, hüküm fıkrasının 1. bendindeki “avans faizi" ibarelerinin çıkarılarak yerine “yasal faizi” ibaresinin yazılmasına, 2.bendindeki “Davalı ... Hesabının 60.000,00 TL teminat limiti dahilinde sorumlu tutulmasına” ibaresinin hüküm fıkrasından çıkartılmasına ve hükmün bu şekli ile DÜZELTİLEREK ONANMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı ve davacıya geri verilmesine 13.6.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy