MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-KARAR-
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkiline ait, davalıya kasko sigortalı aracın 22.11.2009 tarihinde karıştığı kazada hasarlandığını, davalıya başvurduklarını, ancak davalının sürücünün alkollü olduğu gerekçesiyle ödeme yapmaktan kaçındığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 8.182 TL maddi tazminatın davalıya başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde, kazanın davacının alkollü araç kullanmasından ileri geldiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan delillere göre; davanın kısmen kabulü ile 5.920 TL'nin 23.12.2009 temerrüt tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin isteminin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, sigortalının kasko sigortacısından araç hasar bedelinin tahsili isteminden ibarettir.
Mahkemece hükme esas alınan 11.05.2012 tarihli bilirkişi raporunda, kasko raporunda hasarlı olduğu belirtilen bazı parçaların davacı tarafından fatura edilmediği, kasko raporunda belirtildiği halde fatura edilmeyen parçaların değişimine gerek bulunmadığı kanaatine varıldığı gerekçesiyle fatura bedeli olan 5.990,64 TL zarar miktarı olarak kabul edilmiş, bundan 70,64 TL hurda bedelinin tenzili sonrası bulunan 5.920 TL'ye mahkemece hükmedilmiştir.
Davalı ... şirketi, aracın kasko sigortacısı olup, araçta meydana gelen gerçek zarardan sorumludur. Sigortalı aracı hiç tamir ettirmeden gerçek zararın istemi için dava açabileceği gibi, kısmi tamir sonrası da dava açma hakkını kullanabilir. Bu durumda mahkemece yapılması gereken iş, araçtaki gerçek zararın tespit edilerek bu miktara hükmedilmesidir. Hal böyle iken; mahkemece, araçtaki gerçek zararı değil, aracın tamir edilmiş şekline göre yapılması gereken masrafları belirleyen eksik ve hatalı bilirkişi raporuna itibar edilerek hüküm verilmiş olması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 5.3.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy