MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacılar vekili, davalı ... Su Nak. Ltd. Şti. vekili ve davalı ... Kiralama AŞ vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
- K A R A R -
Davacı vekili, müvekkili ... 'ye ait, müvekkili ...'in sevk ve idaresindeki araca, davalıların işleteni, sürücüsü ve trafik sigortacısı olduğu çekici ve römorkunun çarpması sonucu hasarlandığını, araçtaki hasarın mahkeme aracılığı ile tespit edildiğini, kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün tam kusurlu olduğunu belirterek hasar bedeli 10.900,00 TL, araç mahrumiyet zararı 1.100,00 TL ile 5.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davanın kısmen kabulü ile 900,00 TL araç mahrumiyet zararının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... şirketi dışındaki davalılardan, 8.500,00 TL hasar bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili, davalı ... Su Nak.Ltd.Şti. vekili ve davalı ... Kiralama AŞ vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Somut olayda uyuşmazlık, haksız eylemden kaynaklanmaktadır. Haksız eylem faili, ihtar ve ihbara gerek olmaksızın, zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır. O halde, davalı sürücü yönünden faiz başlangıcının kaza tarihi olarak kabulü gerekirken yazılı şekilde yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
3-Davalılar vekillerinin temyizlerine gelince;
2918 sayılı KTK.nun hükümlerine göre trafik kaydı, işleteni kesin olarak gösteren bir karine değilse de, onun kim olduğunu belirleyen güçlü bir kanıt niteliğindedir. Ancak trafik kaydına rağmen işletenliğin 3. kişi üzerinde bulunmasını engelleyen bir yasa hükmü de yoktur. Aynı yasanın 3. maddesinde "işleten, araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görünen veya aracın uzun süreli kiralama ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin olan kişidir. Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse bu kimse işleten sayılır" şeklinde tanımlanmıştır. Aynı kanunun 85. maddesinde ise "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa motorlu aracın bir teşebbüsün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen bilet ile işletilmesi halinde motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar." hükmüne yer verilmiştir.
Bu yasal düzenlemeler karşısında kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, bu araçların sahipleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılmasının bir başka kimseye devir edilmesi halinde (çok kısa bir süre olmaması kaydıyla) artık üzerindeki fiili
hakimiyeti kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda o aracı kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekip bunun sonucu olarak da araç malikinin sorumlu tutulmaması gerekecektir.
Gerek doktrinde gerekse Yargıtay'ın uygulamalarında kiracının işleten sıfatının belirlenmesinde kira sözleşmesinin uzun süreli olması, araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması gerekmektedir.
Somut olayda, davalı ... Su Nak.Ltd.Şti. adına kayıtlı, ... plakalı, kazaya karışan çekicinin, davalı tarafından dava dışı 77 İnşaat ve Taahhüt Limited Şirketi'ne, 13.10.2008 tarihinde Silopi 2. Noterliği'nce tanzim edilen Taşıt Kira Sözlemesi ile kiralandığı anlaşılmıştır. Anılan sözleşmede, kira süresinin, taşımacının yetki belgesinin bitim tarihine kadar olduğu belirtilmiştir. Bu durumda mahkemece, aracı kiralayan şirketin yetki belgesinin geçerlilik süresi araştırılarak, kira sözleşmesinin süresinin belirlenmesi ve buna göre davalı ... Su Nak.Ltd.Şti.'nin işletenlik sıfatının kaza tarihi itibariyle bulunup bulunmadığının tartışılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken bu husus üzerinde durulmadan karar verilmiş olması doğru değildir.
Ayrıca, davalı ... Kiralama AŞ adına kayıtlı, ... plakalı, kazaya karışan 34 ZJ 3852 plakalı yarı römorkun, davalı tarafından 77 İnşaat ve Taahhüt Limited Şirketi'ne, 24/04/2006 tarihinde Beyoğlu 24. Noterliği'nce tanzim edilen Düzenleme Şeklinde Finansal Kiralama Sözleşmesi ile kiralandığı anlaşılmıştır. Anılan sözleşmede, kira süresinin 48 ay olarak belirtildiği görülmüştür. Araç sürücüsü de kaza sonrası alınan beyanında, kendisinin 77 İnşaat ve Taahhüt Limited Şirketi'nin çalışanı olduğunu, olay günü çimento taşıdığını ifade etmiştir. Bu durumda mahkemece, davalı ... Kiralama AŞ yönünden davanın pasif sıfat (husumet) yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
4-Davacı ..., aracın sürücüsü olup, araç maliki davacı ... ile birlikte araç hasar bedeli ve kazanç kaybı zararının davalılardan tahsilini talep etmiş, mahkeme onun açısından da kısmen kabul kararı vermiştir.
Tazminat davasında dava açma yetkisi kural olarak malvarlığı doğrudan doğruya zarar gören kişiye aittir. Eldeki davada araç maliki ... de dava açmış olmasına göre, davacı sürücü ...'in dava açmada hukuki yararı olmayıp, aktif dava ehliyeti de bulunmamaktadır. Bu durumda davacı ...'in maddi tazminat talebinin aktif dava ehliyetinin bulunmaması sebebiyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin, (3) ve (4) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalı ... Su Nak. Ltd. Şti. vekili ve davalı ... Kiralama AŞ vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA,peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacılar ile davalı ... Su Nak. Ltd. Şti. ve davalı ... Kiralama AŞ.ne geri verilmesine 25.3.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy