MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkiline ait, davalıya kasko sigortalı aracın dava dışı diğer bir araca çarpması sonucu hasarlandığını belirtip fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 10.885,00 TL hasar tazminatı ile 373,90 TL tesbit gideri olmak üzere 11.258,90 TL’nin 02.04.2010 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili dava konusu kazanın gerçeği yansıtmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur
Mahkemece toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre davanın kısmen kabulü ile 4.585,08 TL’nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamın dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2. Dava, kasko sigorta sözleşmesine dayanılarak, davacı sigortalı tarafından davalı ... aleyhine açılan alacak istemine ilişkindir.
Somut olayda, davacıya sigortalı araç, 02.04.2010 tarihinde bir başka araçla karıştığı kazada hasarlanmıştır. Davacı aracı ...model ... marka otomobil olup 15.400,00 TL sigorta bedeli vardır. Kazanın ihbarı üzerine davalı ... nezdinde yapılan 05.04.2010 tarihli ön ekspertiz raporunda aracın onarım giderinin KDV dahil 6.503,27 TL olduğu, 29.04.2010 tarihli kesin ekspertiz raporunda ise 1.149,07 TL iskonto ile onarım masrafının KDV hariç 4.585,08 TL olduğu, aracın kazadan önce ayrı tarihlerde 5 kez hasarlandığı belirtilmiştir.
Davacı tarafça, Ankara 10. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2010/417 değişik iş sayılı dosyasında alınan 28.06.2010 tarihli tesbit bilirkişi raporunda, davacı aracında 6.050,00 TL parça bedeli, 1.635,00 TL işçilik bedeli olmak üzere toplam 7.685,00 TL tutarında (KDV dahil) onarım gideri, 3.000,00 TL değer kaybı ve 200,00 TL (10 iş günüx20,00 TL=200,00 TL) araç mahrumiyeti zararı olduğu tespit edilmiştir.
Davacı vekili, tespit raporuna dayanarak 10.885,00 TL zararının olay tarihinden işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsilini talep etmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda kesin ekspertiz raporunda belirlenen 4.585,08 TL zarar miktarının uygun olduğu, 200,00 TL araç mahrumiyeti zararının bulunduğu, tespit raporunda, ekspertiz raporlarına göre hasarlı olmayan bir kısım parçaların listelendiği, aracın daha önce 5 kez ayrı tarihlerde karıştığı kazalarda, aynı noktalardan hasara uğradığı bu nedenle değer kaybı zararı olmadığı belirtilmiştir. Davacı vekili araçta değer kaybı zararı olduğunu, bilirkişi raporunda esas alınan ekspertiz raporlarında fazlasıyla iskonto adı altında indirim yapıldığını, orijinal parça fiyatlarının değil eşdeğer parçaların fiyatlarının hesaplandığını, KDV eklenmediğini belirterek bilirkişi raporuna itiraz etmiş ve yeni bir bilirkişi raporu alınmasını talep etmiştir. Mahkemece davacı vekilinin bu talebi reddedilmiş ve 4.585,08 TL hasar bedeli yönünden dava kabul edilmiştir. Eksik incelemeyle hüküm kurulamaz.
Bu durumda mahkemece, Karayolları Genel Müdürlüğü fen heyeti gibi kurum ve kuruluşlardan seçilecek hasar konusunda uzman, önceki bilirkişiler dışında, bilirkişi veya bilirkişi kurulundan davacı aracında bu kaza nedeniyle meydana gelen hasar bedelinin tespiti hususunda ayrıntılı, gerekçeli,
denetime elverişli, önceki bilirkişi raporu ile tespit bilirkişi raporunun ve ekspertiz raporlarının, davacı vekilinin itirazlarının da irdelenip değerlendirildiği, aracın davaya konu rizikodan önce karıştığı kazalar ile hasarlarının da dikkate alındığı, bir rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Kabule göre de; sigortacı, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazmin borcunu yerine getirirken, sigorta ettirenin gerçek zararını gidermekle yükümlü olduğundan, hasar bedeli sebebiyle sigorta ettirenin 3065 sayılı KDV Kanunu gereğince ödenmesi gereken KDV’yide sigortalısına ödemekle yükümlü olduğu hususu gözetilmeden, KDV dahil edilmeyen hasar bedeline hükmedilmesi de isabetli değildir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı ... vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 18.3.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy