MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili davalı ...’in müvekkiline olan borcu nedeniyle hakkında yaptıkları icra takibi sırasında borcuna yetecek haczi kabil malının bulunmadığını ancak alacaklılardan mal kaçırmak amacı ile kendisine ait 593 ada 7 sayılı parsel üzerindeki B blok 4 nolu bağımsız bölümün ½ payını davalı ...’e, A blok 2 nolu dükkanı ... ’ya, onun tarafından davalı ...’a, onun tarafından da ...’a, B blok 3 nolu meskenin ½ payını ...’ya, B blok 5 nolu meskeni ...’a, B.blok 1 ve 2 nolu bağımsız bölümlerin ½’şer paylarını ... ’ya sattığını öne sürerek yapılan tasarrufların iptali talep etmiştir.
Davalılar davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, aciz belgesi ibraz edilmemesi ve kanıtlanamaması nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, İİK.nun 277 ve devamı maddelerine dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkin olup, bu tür davaları elinde kat'i (İİK.nun ) yada geçici (İİK.nun ) aciz belgesi bulunan alacaklılar tarafından açılabilir. Bu husus davanın görülebilme koşulu olup mahkemece re'sen (kendiliğinden) gözönüne alınması gerekir. Aciz belgesinin dava açılmadan dava açıldıktan sonra veya temyiz aşamasından ve hatta hükmün Yargıtay'ca onanmasından veya bozulmasından sonra bile sunulma olanağı vardır. Somut olayda yerel mahkeme verdiği hükümden sonra 13.06.2011 tarihli aciz vesikasının ibraz edildiği görülmüştür. Bu nedenle dava şartının gerçekleştiği anlaşılmakla davanın esasına ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesi uygun bulunmuştur.
1)Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına,dava konusu 593 ada 7 sayılı parsel üzerindeki A blok 2 nolu dükkanın borcun doğumundan önce satılmış olmasına, aynı parsel üzerindeki 3, 4 ve 5 nolu bağımsız bölümler yönünden ivazlar arasında fahiş fark bulunmaması, bu taşınmazları satın alan davalıların gerçek bedeli ödediklerine ilişkin banka dekontu ibraz etmeleri yanında üçüncü kişi konumundaki davalıların kötü niyetli olduklarına ilişkin kanıt sunulamamasına ve kararda yazılı diğer gerekçelere göre davacı vekilinin 593 ada 7 sayılı parsel üzerindeki A blok 2 ve 5 nolu bağımsız bölümler ile B blok 3 ve 4 nolu bağımız bölümlere ilişkin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2)Davacı vekilinin 593 ada 7 sayılı parsel üzerindeki B blok 1 ve 2 nolu bağımsız bölümlere ilişkin temyiz itirazlarına gelince; Dava İİK.nın 277 ve devamı maddeleri uyarınca açılan tasarrufun iptali istemine ilişkindir. İİK'nun 278/III-2. fıkrasında aktin yapıldığı sırada, kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği akitlerin bağışlama hükmünde sayılacağının ve iptale tabi olduğu öngörülmekte, devamlılık arz eden yargısal uygulamalara göre taşınmazın tapudaki satış değeri ile gerçek değeri arasında bir misli ve daha fazla farkın fahiş olarak kabulü gerekmekte olup söz konusu maddenin uygulandığı hallerde 3.kişinin iyi niyetli ya da borçlunun alacaklısından mal kaçırmak kastıyla hareket ettiği konusunu bilip bilmemesi önem arz etmemektedir. Yine aynı yasanın 280/1 maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı işlemlerin borçlunun içinde bulunduğu mali durumun ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde iptal edilebileceğinin, aynı maddenin 2. fıkrasında da
maddede sözü edilen akrabaların borçlunun 1. fıkrada beyan olunan durumunu bildiğinin farz olunacağı öngörülmüştür. Somut olayda dava konusu B blok 1 ve 2 nolu bağımsız bölümlerin 1/2 paylarının 32.500.00’er TL bedellerle borçlu davalı ... tarafından üçüncü kişi konumundaki davalı ...’ya satıldığı, bilirkişiler tarafından verilen raporda ise 1 nolu bağımsız bölümün 1/2 payının tasarruf tarihindeki gerçek değerinin 140.000.00 TL, 2 nolu bağımsız bölümün 1/2 payının tasarruf tarihindeki gerçek değerinin 190.000.00 TL olduğu bildirilmiş, böylece ivazlar arasında bir mislini aşan fahiş fark olduğu gibi dosya kapsamından davalılar ...,...’ın iş ortaklıklarının bulunduğu ve birbirini tanıdıkları anlaşılmıştır. Bu durumda dava konusu 593 ada 7 sayılı parsel üzerindeki B blok 1 ve 2 nolu bağımsız bölümlere ilişkin davanın İİK.nın 278/III-2 ve 280/1 maddeleri uyarınca kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere davanın tümden reddine karar verilmesi doğru bulunmamıştır.
SONUÇ : Yukarda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin 593 ada 7 sayılı parsel üzerindeki A blok 2 ve 5 nolu bağımsız bölümler ile B blok 3 ve 4 nolu bağımız bölümlere ilişkin temyiz itirazlarının reddi ile bu taşınmazlara ilişkin hükmün ONANMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin 593 ada 7 sayılı parsel üzerindeki B blok 1 ve 2 nolu bağımsız bölümlere ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile bu taşınmazlara ilişkin hükmün BOZULMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 7,15 TL kalan harcın temyiz eden davacıdan alınmasına, 28.2.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy