MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, ... Gıda Mad. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti. aleyhine başlatılan icra takibinde, şirketin ortağı ve müdürü olan davalı ...'nın 02/04/2010 tarihinde borca kefil olduğunu, borçlunun 01/07/2009 tarihinde ...,... ada 50 parselde kayıtlı 1 no'lu bağımsız bölümü alacaklıyı zarara uğratmak amacıyla kızı olan diğer davalı ...'e sattığını belirterek tasarrufun İİK.nun 277 ve devamı maddeleri gereğince iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili, aciz vesikasının bulunmadığını ve tasarrufun borçtan önce yapılmış olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, borçlu ...'nın dava dışı şirket borçları nedeniyle koyduğu sermayesi oranında sorumlu olduğu, tasarrufun borçtan önce yapıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, İİK 277 ve devamı maddelerine dayanılarak açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Bu tür davaların dinlenebilmesi için alacaklının borçluda gerçek bir alacağının olması, borcun tasarruftan önce doğması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması ve borçlu hakkında alınmış aciz belgesinin bulunması gereklidir.
Somut olayda davalı ...; davacıya borçlu olan ... Gıda Ltd. Şti. nin ortağı ve müdürüdür. Davalı ..., ortağı olduğu borçlu ... Şti.nin borcuna karşılık şirket
hakkında yapılan icra takibi sırasında (02.04.2010 tarihinde) şirket borcuna kefil olmuştur. O halde davalı ... yönünden borcun doğum tarihi, kefil olduğu tarih değil, ortağı ve kefili olduğu ... Şti.nin borçlandığı tarih olarak kabul edilmelidir. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 13.10.2010 gün ve 2010/17-401 E.-500 K. sayılı kararı da bu yöndedir.
Asıl borçlu ... Ltd. Şti.nin borcunun, takip dayanağı olan bononun, 02.12.2008 olan tanzim tarihinde doğduğu konusunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Dava konusu tasarruf ise 01.07.2009 tarihinde yapılmıştır.
O halde mahkemece, borcun, iptali istenen tasarruftan önce doğduğunun kabulü ile işin esasına girilip sonucuna göre bir karar verilmelidir. Eksik incelemeye dayalı hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2-Diğer yandan tasarrufun iptali davalarında, 3. kişinin borçludan satın aldığı malı elinden çıkarması ve satın alan dördüncü kişinin iyi niyetli olması halinde, İİK’nin 283/2 maddesi uyarınca üçüncü kişinin malı elinden çıkardığı tarihteki gerçek değeri oranında bedelle sorumlu tutulması gerekir. Somut olayda taşınmazın davalı 3. kişi ... tarafından elden çıkarıldığı hususu getirtilen kayıtlardan açıkça görülmektedir. Ne var ki mahkemece, davacıdan 4. kişi durumundaki dava dışı ... hakkındaki talebi sorulmamış, adı geçenin davaya dahil edilip edilmeyeceği belirlenmemiştir. İİK'nin 282.maddesi hükmüne göre davacının 4. kişiye karşı da iptal istemini yönelterek kötü niyetli 3.kişi olduğunu iddia ve ispat etmek hakkı bulunmaktadır. Bu durumda hukuki yararının olmadığı da söylenemez.
Hal böyle olunca davacıya taşınmazın son maliki durumundaki dava dışı ... hakkındaki talebi açıklattırılmalı, davaya dahil etmesi durumunda anılan dördüncü kişinin delilleri toplanmalı, bu suretle toplanacak deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Eksik inceleme ile hüküm kurulması usule aykırı olmuştur.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 01.04.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.