MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
- K A R A R -
Davacı vekili, müvekkiline ait, davalıya kasko sigortalı özel ambulans aracının çalındığını ve daha sonra yakılmış şekilde bulunduğunu, davalı ... şirketinin müvekkilinin olayda kasdi eylemi ve muvazaası olduğundan bahisle ödeme yapmadığını, müvekkili hakkında sigorta dolandırıcılığından dolayı açılan ceza davasının beraat kararı ile sonuçlandığını belirterek sigorta bedeli olan 85.000 TL'nin olay tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, sigortalı aracın yakılması olayının şüpheli olduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davanın kısmen kabulüne, 32.000 TL'nin dava tarihinden işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dava, kasko sigortası poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Mal sigortaları türünden olan Kasko Sigortası Genel Şartları'nın teminat kapsamını belirleyen A.1.maddesine göre, gerek hareket, gerekse durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında aracı ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketli bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması, müsadamesi, devrilmesi, düşmesi, yuvarlanması gibi kazalar ile 3.kişilerin kötü niyet ve müziplikle yaptıkları hareketler, aracın yanması, çalınması veya çalınmaya teşebbüsü sonucu oluşan maddi zararların bu tür sigortanın teminatı kapsamında olduğu anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan, 6762 sayılı TTK'nun 1282.maddesi uyarınca, sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi, aynı yasanın 1281.maddesi hükmü uyarınca da, kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşme halinde ise, bu oluş şeklinin KSGŞ.nın A.5.maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir.
KSGŞ.nın A.5.maddesi ve 6762 sayılı TTK.nun 1292.maddesi uyarınca, rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan riziko teminat içinde imiş gibi ihbar ederse ispat külfeti yer değiştirip, oluşan rizikonun teminat içinde kaldığını ispat külfeti sigortalıya geçer.
Somut olayda, davacıya ait araç, davalı ... tarafından kasko sigortası poliçesi ile teminat altına alınmıştır. Poliçe içeriğinde, aracın niteliğinin cankuran olarak belirtildiği, aracın bedelinin 37.000 TL, araç üzerindeki donanım bedelinin 48.000 TL olmak üzere toplam sigorta bedelinin 85.000 TL olarak gösterildiği görülmüştür. Davacı hakkında kasko bedelini almak için araç üzerindeki donanımı sökerek aracı yaktığı iddiası ile açılan Elmalı Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2006/89 Esas 2007/114 Karar sayılı dosyasında davalının beraatine karar verilmiş, karar Yargıtay'ca onanmıştır. Davalı ..., rizikonun teminat dışında kaldığı iddiasını somut delillerle ispat etmekle yükümlüdür. Davacının, sigortalı araç üzerindeki donanımı söktüğü ve daha sonra aracı yaktığı iddiası davalı ... tarafından ispat edilemediğine göre çalınan donanım teminat kapsamındadır. Hal böyleyken, davacı sigortalıya, aracın çalındığında üzerinde donanımın bulunduğunu ispat külfetini yükleyerek davacının donanım bedeline ilişkin talebinin reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2-Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartları’nın B.3.1. maddesine göre sigortacı, hasar miktarına ilişkin belgelerin kendisine verilmesinden itibaren en geç 15 gün içinde gerekli incelemeleri tamamlayıp, hasar ve tazminat miktarını tespit edip sigortalıya bildirmek zorundadır. Dolayısıyla, sigortalı araçtaki hasarın belirlenmesi bir
incelemeyi gerektirmektedir. Bu nedenle, gerçek zararın tespitinden sonra sigorta şirketinin temerrüde düştüğünün kabulü gerekir. O halde mahkemece, davacı tarafa varsa davalı ... şirketine olayın ihbar edildiğine dair belgelerini ibraz etmek üzere süre verilmesi, daha önce davalı ... şirketine ihbar edildiği ispat edilemediği taktirde ekspertiz raporunun tanzim edildiği tarihte davalı ... şirketinin temerrüde düştüğünün kabul edilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli değildir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 11/02/2013 gününde oybirliği ile karar verildi.