MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı asıl davada kısmen kabul kısmen reddine, birleştirilen davada karar verilmesine yer olmadığına dair verilen hükmün, süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacılar vekili, müvekkillerinin murisi ... ’in kullanmakta olduğu aracın, davalı ... Merkezi'nin işleteni, davalı ...'ın mirasçısı ... 'ın sürücüsü olduğu ve davalı ... Sigortaya ZMSS poliçesi ile sigortalı araç ile çarpışması sonucu meydana gelen kazada murisin vefat ettiğini belirterek, asıl davada eş için 10.000 TL, çocukları için ayrı ayrı 5.000'er TL destekten yoksun kalma tazminatı ve cenaze defin giderinin, eş için 10.000 TL, çocukları için ayrı ayrı 5.000'er TL manevi tazminatın ve 8.000 TL araç hasar bedelinin davalı sürücü mirasçıları ve işletenden tahsilini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile eş için talebini 42.628,87 TL.ye, ... için 7.000 TL.ye, ... için 5.912,44 TL.ye yükseltmiş; birleşen dosya ile de, 500 TL cenaze gideri, 8.000 TL araç hasarı ve poliçe limiti olan 18.000 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı ZMSS sigortacısından, ZMSS limitinin artırılmış olması ancak zeyilname düzenlenmediğinden limitin üstünde kalan 18.000 yönünden davalı ... Hesabının 36.000 TL ile sorumlu tutulmasını talep etmiştir.
Davalı ... Sigorta vekili, usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen davaya cevap vermemiştir.
Davalı ... vekili, sigortalı araç sürücüsünün kusuru ve kaza tarihinde geçerli poliçe limiti ile sınırlı sorumlu olduklarını, iflas eden Kapital sigortanın kuruma devredilmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... vekili, davacıların murisinini de kazada kusurunun bulunduğunu, talep edilen tazminat miktarlarının fahiş olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... Merkezi temsilcisi de, davacıların murisinini de kazada kusurunun bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; toplanan delillere ve alınan bilirkişi raporuna göre, ...,...'in destekten yoksun kalma zararlarının Bağkur'dan peşin sermaye değerli gelir ile karşılandığından ve bakiye zarar kalmadığından reddine; ... için 651,98 TL, eş için taleple bağlı kalınarak 10.000 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalılar ...,... Eğitim Merkezi'nden tahsiline, ıslah dilekçesi harçlandırılmadığından eş için fazlaya dair talebin saklı tutulmasına; eş için 10.000 TL, çocuklar için ayrı ayrı 5.000'er TL manevi tazminatın ve 100 TL cenaze giderinin davalılar ...,... Eğitim Merkezi'nden tahsiline, 7.200 TL araç hasarının davalılar ...,... Eğitim Merkezi'nden ve poliçe limiti dahilinde davalı ... Sigorta'dan tahsiline, sigortanın karşılayamaması halinde Güvence Hesabından tahsiline, birleşen dosya yönünden talepler asıl dosya ile aynı olduğundan ve asıl dosyada karar bağlandığından yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı ve maddi manevi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, birleştirilen dosyada birleştirme kararı ve yeni duruşma günü birleştirilen davanın davalılarına tebliğ edilmediği gibi, ıslah dilekçesi de davalılara tebliğ
edilmemiştir. Birleştirme kararının birleştirilen davanın davalılarına tebliğ edilmemesi, davacı tarafından ibraz edilen ıslah dilekçesinin tüm davalılara tebliğ edilmemesi doğru görülmemiştir.
2- Mahkemece hüküm fıkrasında, hükmedilen araç hasarının tüm davalılardan tahsili, sigortadan tahsil edilememesi halinde Güvence Hesabından tahsili şeklinde hüküm kurulmuş ise de, bu haliyle hüküm infaza uygun değildir. Davalıların her birinin sorumlu tutulduğu tazminat miktarlarının infaza uygun, tereddüte yer bırakmayacak şekilde açıkça belirlenmemesi isabetli değildir.
3- Asıl ve birleştirilen davalar ayrı ve bağımsız dava olup, her dava için ayrı ayrı hüküm kurulması gerekirken birleştirilen dava için asıl dava ile hükme bağlandığı gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi de bozmayı gerektirmiştir.
4- Davacı vekili, harçlandırdığı ıslah dilekçesi ile talebini artırdığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, ıslah dilekçesi nazara alınarak sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, ıslah dilekçesi harçlandırılmadığı gerekçesiyle eksik tazminata hükmedilmesi de doğru görülmemiştir.
Kabule göre de;
Yargılamanın devamı sırasında davalı... Sigorta'nın iflas ettiği dosya kapsamındaki belgelerden anlaşılmaktadır. İcra İflas Kanununun 194.maddesinde 'Acele haller müstesna olmak üzere müflisin davacı ve davalı olduğu hukuk davaları durur ve ancak alacaklıların ikinci toplanmasından on gün sonra devam olunabilir.' hükmü getirilmiştir. O halde davalı ... Sigorta hakkında iflas kararının kesinleşip kesinleşmediği araştırılıp sonucuna göre sigortanın sorumluluğuna karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ile sigortanın tazminatlardan sorumluluğuna karar verilmesi de doğru bulunmamıştır.
Diğer yandan, dava dilekçesinde talep edilen araç hasarı için kaza tarihinden itibaren reeskont faize hükmedimesi istenmişse de, mahkemece bu hususta bir hüküm kurulmamıştır. Hükmedilen araç hasar bedeli ile ilgili olarak davalı sigortaya dava tarihinden önce müracaat olup olmadığının araştırılması, müracaat var ise temerrüt tarihinin tespit edilmesi, müracaat yok ise davalı sigorta yönünden dava, diğer davalılar sürücü ve işleten yönünden kaza tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerekirken faizle ilgili olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi de isabetli olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda (1) (2) ve (3) (4) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma sebebine göre davacı vekilinin vekalet ücreti ile ilgili temyiz sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 13.02.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.