MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı (alacaklı) vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı (3.kişi) vekili, davalı alacaklı tarafından borçlu aleyhine İstanbul 5.İcra Müdürlüğünün 2007/7690 sayılı dosyasından yürütülen takipte uygulanan 09.5.2007 tarihli haciz işleminde, borçlu ile ilgisi bulunmayan müvekkiline ait işyerindeki malların haczedildiğini ileri sürerek, haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı (alacaklı) vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere göre; dava konusu mahcuzlarla borçlunun alakasının belirlenemediği ve mahcuzların davacı 3.kişiye ait olduğunun benimsenmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı (alacaklı) vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava 3.kişinin, İİK’nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak açtığı istihkak davasına ilişkindir.
Mahkemece yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, verilen karar dosyada mevcut delillere uygun düşmemektedir.
Dosya içindeki bilgi ve belgelere göre, takip dosyasından yapılan ödeme emri tebligatı haciz uygulanan adresten farklı bir yerde yapılmış ise de; takip talebinde gösterilen adres haciz işleminin yapıldığı adrestir. Vergi dairesi kayıtları ile haczin yapıldığı iş yerinin bağlı bulunduğu yönetimin cevabi yazılarından borçlu haciz tarihinde bu adreste faal olarak göründüğü gibi, borcun dayanağı 31.11.2006 keşide tarihli çek olup, borçlu ile davacı 3.kişi arasında borcun doğum tarihinden sonra noter huzurunda 23.2.2007 tarihinde Adi Ortaklık Sözleşmesi düzenlenmiş olduğu, sözleşme içeriğine göre adresin haciz işleminin yapıldığı adres olduğu da görülmektedir. Borçlu ve 3.kişi aynı iş kolunda faaliyet göstermekte olup, dava konusu mallar da bu faaliyet türüne ilişkin mallardır.
Buna göre, İİK.nun 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesi borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına olup, 3.kişi ile borçlu arasında alacaklıdan mal kaçırmaya yönelik danışıklı işlemler yapıldığı, bu tür işlemlerinin alacaklının haklarını etkilemeyeceği, yasal mülkiyet karinesinin aksinin davacı 3.kişi tarafından kesin ve güçlü delillerle ispatlanması gerektiği, davacının sunduğu ve borcun doğumundan sonraki tarihlere ilişkin olup her zaman düzenlenmesi mümkün nitelikteki belgelerle ve borcun doğumundan sonraya ait olan faturalarla yasal mülkiyet karinesinin aksinin ispat edildiğinden söz edilemez.
O halde, mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önüne alınarak, borçlu ve 3.kişi tarafından alacaklıdan mal kaçırmaya yönelik danışıklı işlemler yapıldığının kabulü ile davanın reddine karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ; Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı (alacaklı) vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine 10.6.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.