MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
- K A R A R -
Davacı vekili, müvekkiline ait, davalıya kasko sigortalı çekici ve römorkunun tek taraflı kaza sonucu hasarlanarak pert olduğunu, davalı ... şirketinin sigortalı araç sürücüsünün alkollü olduğunu ileri sürerek hasar bedelini ödemediğini bildirerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 10.000,00 TL tazminatın reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 19/07/2012 tarihli ıslah dilekçesi ile tazminat taleplerini 141.508,00 TL'ye yükselttiklerini, sigorta şirketine müracaat tarihinden itibaren reeskont faizi yürütülmesine karar verilmesini bildirmiştir.
Davalı vekili, sigortalı araç sürücüsünün alkollü olduğunun tespit edildiğini, bu nedenle hasarın teminat dışı olduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; 141.508,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Hükmü temyiz eden davalı vekilinin, 16/11/2012 tarihli dilekçesiyle temyiz isteğinden feragat ettiğini bildirdiği ve vekaletnamede feragate yetkili olduğu anlaşıldığından temyiz isteminin feragat nedeniyle reddi gerekmiştir.
2-Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Kasko sigorta şirketi hasar miktarına ilişkin belgelerin kendisine verilmesinden itibaren en geç 15 gün içinde gerekli incelemeleri tamamlayıp, hasar ve tazminat miktarını tespit edip sigortalıya bildirmek zorundadır. Dolayısıyla, sigortalı araçtaki hasarın belirlenmesi bir incelemeyi gerektirmektedir. Bu nedenle, gerçek zararın tespitinden sonra sigorta şirketinin temerrüde düştüğünün kabulü gerekir. O halde, rizikonun davalıya ihbar tarihi belirlenerek bu tarihten itibaren 15 gün sonrasında veya hasar ekspertiz raporu ile daha erken bir tarihte belirlenmiş ise bu tarih itibariyle temerrüde düştüğünün kabulü gerekir. Somut olayda, kazanın davalı ... şirketine ihbar tarihinin 18/08/2010 olduğu görülmekle temerrüt tarihinin 03/09/2010 olduğu anlaşılmıştır. Bununla birlikte davacı vekili dava dilekçesinde faiz talebinde bulunmuş ancak hangi tarihten itibaren faiz istendiğini belirtmediğinden dava dilekçesindeki talep yönünden dava tarihinden itibaren faiz istendiğinin kabulü gerekmiştir. Islah dilekçesinde ise ihbar tarihinden itibaren faiz istendiği bildirilmiştir. Bu durumda mahkemece, dava dilekçesinde talep edilen tazminat miktarı yönünden dava tarihinden, ıslah dilekçesi ile talep edilen tazminat miktarı yönünden ise temerrüt tarihinden itibaren faiz yürütülmesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değil, bozma nedeni ise de; bu yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden hükmün 6100 sayılı HMK'nun geçici 3/2 maddesi delaletiyle, 1086 Sayılı HMK'nun 438/7 maddesi uyarınca düzeltilerek onanması gerekmiştir.
3-Gerekçeli karar başlığında dava tarihinin 15/04/2011 yerine 09/07/2012 olarak yazılması mahallinde düzeltilebilir maddi hata niteliğinde görülmekle bozma nedeni yapılmamıştır.
SONUÇ : Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz dilekçesinin feragat nedeniyle REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, hüküm fıkrasının 1. bendindeki “141.508,00 TL sigorta tazminatının dava tarihinden” ibaresinin hükümden çıkartılarak yerine “10.000,00 TL tazminatın dava tarihinden, 131.508,00 TL tazminatın 03/09/2010 tarihinden” ibaresinin yazılmasına ve hükmün bu şekli ile DÜZELTİLEREK ONANMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı ve davalıya geri verilmesine 08/04/2013 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy