MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki rücuan tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
- K A R A R -
Davacı vekili, müvekkiline kasko sigortalı araca, davalının maliki ve sürücüsü olduğu aracın arkadan çarpması sonucu hasarlandığını, davalı sürücünün tam kusurlu olduğunu, müvekkili tarafından sigortalısına 21.996,00 TL hasar bedeli ödendiğini, davalı tarafın trafik sigortacısından 15.000,00 TL tahsil edildiğini belirterek bakiye 6.996,00 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, kazanın meydana gelmesine davacıya kasko sigortalı araç sürücüsünün kusurlu olduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; kazanın oluşumunda davalının %20 kusurlu olduğu, davacının trafik sigortacısından tahsil ettiği bedel de gözetildiğinde davacının talep edebileceği bir alacağın kalmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 6762 sayılı TTK.nun 1301. Maddesine dayalı olarak açılan rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Müteselsil sorumluluk yasadan kaynaklanan bir sorumluluktur. Borçlar Kanunu'nun "müşterek borçluların mesuliyeti" başlığını taşıyan 142. Maddesinin 1. Fıkrasına göre "alacaklı, müteselsil)" borçluların cümlesinden veya birinden borcun tamamen veya kısmen edasını istemekte muhtardır. Aynı maddesinin 2. fıkrasında ise " borcun edasına kadar bütün borçluların mesuliyetinin devam edeceği" hükme bağlanmıştır.
Yine BK.nun 50.maddesinde "birden ziyade kimseler birlikte bir zarar ika ettikleri takdirde müşevvik ile asıl fail ve fer'an methali olanlar, tefrik edilmeksizin müteselsilen mesul olurlar. Hakim bunların birbiri aleyhine rücu hakları olup olmadığını takdir ve icabında bu rücuun şumulünün derecesini tayin eyler" hükmü açıkça zarara sebebiyet verenler arasındaki kusur oranlarının kendi aralarındaki rücu durumunda önemli olduğunu vurgulamaktadır.
2918 sayılı KTK.nun 88. Maddesi uyarınca da "bir motorlu aracın katıldığı bir kazada bir 3. kişinin uğradığı zarardan dolayı birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur" denilmektedir.
Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında somut olaya baktığımızda; davalı taraf, kazaya ... plakalı dava dışı aracın neden olduğunu ileri sürmüş, mahkemece hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunda dava dışı aracın kazanın oluşumunda %80 oranında, davalıya ait aracın ise %20 oranında kusurlu olduğu, davacıya kasko sigortalı araç sürücüsünün ise kusursuz olduğu belirtilmiştir. Hal böyleyken, mahkemece, davacının aracındaki hasarın 21.996,00 TL olduğu, davalının kusur oranına isabet eden kısıma göre, trafik sigortacısı tarafından davacıya yapılan 15.000,00 TL'lik ödeme dikkate alındığında davacının davalıdan bir alacağının kalmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Müteselsil sorumlulukta kural olarak borçlulardan her biri borcun tamamından sorumludur. Bu itibarla, davalının, kabul edilen zararın tamamından sorumlu tutulması gerekirken yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ :Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 01/04/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy