Davacı ...Ş ile Davalılar ..., ..., ... aralarındaki dava hakkında İstanbul 20. Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 27.9.2011 gün ve 2008/61-2011/320 sayılı hükmün Dairenin 11.6.2012 gün ve 2012/3749-2012/7627 sayılı kararı ile bozulmasına karar verilmiş olup, süresi içinde davalılar ... ve ... vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
- K A R A R -
Dosya içeriğine, Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre 6100 Sayılı HMK.nin geçici 3.maddesinin 2.fıkrası delaletiyle 1086 Sayılı HUMK.nin 440. maddesinde sayılan nedenlerden hiç birisine uygun olmayan karar düzeltme isteğinin REDDİNE, aynı Yasanın 442. maddesi uyarınca 219,00 TL para cezasının davalılar ... ve ...'den alınarak Hazineye gelir kaydettirilmesine ve aşağıda dökümü yazılı 6,55 TL kalan red harcının karar düzeltme isteyen davalılar ... ve ...'den alınmasına 14.2.2013 tarihinde üye ...'ın karşı oyu ve oyçokluğuyla karar verildi.
-KARŞI OY -
Olay tarihinde sigorta ettiren ...'in, davalılardan ...'ın işletmecisi, ...'ün idari sorumlusu olduğu ... restorant isimli işyerine gelerek aracını park etmek üzere otopark görevlisi davalı ...'e bıraktığı, otopark görevlisinin başka bir araçla ilgilenirken kaskolu aracın otoparktan çalındığı kasko bedelinin davacı tarafından sigortalıya 21.11.2006 tarihinde ödendiği, aracın çalınmasına sebebiyet veren otopark görevlisi, idari sorumlu ve işletmeci haklarında yapılan icra takibine haksız yere itirazda bulundukları iddiasıyla itirazın iptali, takibin devamına karar verilmesi istemiyle dava açılmış,
Davalılar davanın reddini savunmuş,
Yargılama sonucunda mahkemece "davalıların kasko sigortası karşısında 3.kişi sayılamayacakları" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş,
Kararın davacı vekilince temyizi üzerine sayın çoğunluk görüşü doğrultusunda karar bozulmuştur.
Sayın çoğunluğun bozma gerekçesine katılamıyorum.
Açıklanan oluşa göre sigortalanan araç davalıların işletmeci, idari sorumlu ve otopark sorumlusu bulunduğu ... restoranta getirilerek otopark sorumlusu olan davalıya vedia (BK 463) sözleşmesi ile teslim edilmiştir.
Dava dışı sigortalının, aracı kendi rıza ve muvafakatı ile verdiğinde kuşku ve duraksamaya yer yoktur. Aksi iddia ve ispat edilmediğine göre somut olayda vedia sözleşmesinin sigortalının rıza ve muvafakatı ile yapılmış olduğunun kabulü gerekir. Bu nedenle de davalı, aşağıda değinilen mülga TTK 1278.maddesi anlamında "sigortalının fiillerinden sorumlu bulunduğu" kişi durumundadır.
Mülga TTK.nun "Sigorta Ettiren İle Sigortadan Faydalanan Kimsenin Kusuru" başlıklı 1278.maddesi aynen" mukavelede aksine hüküm olmadıkça sigortacı, sigorta ettiren veya sigortadan faydalanan kimsenin yahut fiillerinden hukuken mesul bulundukları kimselerin kusurlarından doğan hasarları tazmin ile mükelleftir. Fakat hiç bir halde sigortacı sigorta ettiren veya sigortadan faydalanan kimsenin kastından veya aski mukavelede yazılı değilse sigorta edilen malın ayıbından doğan hasarları tazmine mecbur olmaz" hükmünü taşımaktadır.
Somut olay bakımından değerlendirildiğinden bu hüküm sigorta ettiren veya sigortadan faydalanan kimsenin kastından kaynaklanmamış olması şartıyla sigorta ettirenin veya sigortadan faydalanan veya eylemlerinden bu ikisinin hukuken
sorumlu olduğu kişilerin kusurlarından doğan hasarlarında sigortacı tarafından tazmin edileceğini öngörmekte, ancak tarafların bunun tersini öngören sözleşme yapabileceklerini belirtmektedir. Dava dışı sigortalı ile davacı şirket arasındaki sözleşmede tersine bir hüküm bulunmadığı çekişmesizdir.
Öte yandan "Kara Taşıtları Kasko Sigortalı Genel Şartları"nın" Teminat Dışında Kalan Zararlar" başlıklı A.5.-6 maddesi de sadece sigortalı veya fiillerinden sorumlu bulunduğu kimseler veya birlikte yaşadığı kişiler tarafından taşıta kasten verilen zararlar ile sigortalının fiillerinden sorumlu olduğu kimseler veya birlikte yaşadığı kişiler tarafından sigortalı taşıtın kaçırılması veya çalınması nedeniyle meydana gelen zararları teminat dışında tutmuş, teminat dışında kalma olgusunu bu hallerle sınırlamıştır.
Yukarıda açıklanan oluşa göre dava dışı sigortalının vedia sözleşmesi ile otoparka çekilmek üzere davalılara teslim ettiği aracın, sözleşme sınırları içinde çalınması ile sonuçlanan süreçte dava dışı sigortalının eylemlerinden sorumlu olduğu davalıların TTK.1278.maddesi anlamında kasti davranışından sözedilmesine hukuken imkan yoktur ve esasen böyle bir iddia davacı tarafından dahi ileri sürülmemiştir. Yine "Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5.6.maddesi" belirtilen ve zararın teminat dışında kalmasını gerektiren hallerinde somut olayda söz konusu olmadığı açıktır.
Kasko Sigortasında sigorta ettirenin oluru ile araç davalılara bırakıldığından davalıların eylemini, sigorta ettirenin dışında mütala etmek ve davalıları 3. Kişi olarak kabul etmek olanağı yoktur.
Bu halde, davacı sigortacının sigortalı aracın çalınması nedeniyle dava dışı sigortalısına ödediği sigorta tazminatın davalılara rücu etmesine hukuken imkan bulunmamaktadır. (HGK'nin 09.04.2008 gün ve 2008/17-299 Esas 302 Karar sayılı, Y.11. HD'nin 10.05.2001 gün ve 1960-4102 sayılı, Y.11.HD'nin 03.06.2002 gün ve 1918-5615 sayılı, Y.11 H.D'nin 06.04.2006 gün ve 2005/3678-3619 sayılı, Y.11 H.D'nin 30.11.2006 gün ve 12444-12592 sayılı kararları)
Açıklanan nedenlerle yerel mahkeme kararının onanmasına karar verilmesi gerekirken bozulmasına yönelik sayın çoğunluk görüşüne karşıyım.
Full & Egal Universal Law Academy