MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalıya kasko sigortalı davacıya ait aracın trafik kazası sonucu ağır hasarlandığını, hasar bedelinin davalı ... şirketi tarafından yapılan ihtara rağmen ödenmediğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 21.335,00 TL ( değer kaybı dahil) hasar bedeli, 118,00 TL çekici bedeli, 1.000,00 TL iş kaybı tazminatı, 300,00 TL delil tespiti gideri olmak üzere toplam 22.753,00 TL TL’nin 03.07.2009 tarihinden işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, sigortalı aracın kullanım tarzının hususi otomobil olmasına karşın uzun dönemli kira sözleşmesiyle kiralanması nedeniyle rizikonun teminat dışı olduğunu belirtip, tazminat miktarına ve faize itiraz ederek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre aracın hususi olarak poliçe kapsamına aldırılmasına rağmen poliçedeki kiralanamaz, taksi ve dolmuş olarak kullanılamaz emredici kuralına uyulmaksızın kiralandığı sırada hasarlanmış olması nedeniyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, aracın sözleşmeye aykırı olarak kiralanmış olmasına
göre davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 3,15 TL kalan onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına 1.4.2013 gününde üye ...'ın karşı oyu ve oyçokluğuyla karar verildi.
(Karşı Oy)
KARŞI OY
Somut uyuşmazlıkta;
Davacı vekili, müvekkili şirketin kamu kurumlarına uzun süreli araç kiralama işi ile iştigal ettiğini, şirket malvarlığına dahil ettiği ... plakalı aracı bu amaçla satın aldığını, nitekim aracın 1.7.2008-30.6.2011 tarihleri arasında geçerli olmak üzere 36 ay süreli olarak Darıca Farabi Devlet Hastanesine kiralandığını, dava dışı ...'den araç alımı nedeni ile kredi kullanıldığını, kredi işlemleri sırasında talep edilmesi nedeni ile araca davalı şirketin kasko poliçesi düzenlediğini, poliçe düzenlenmeden önce davalı şirket acentesine aracın kiralık olarak kullanılacağının bildirilerek poliçenin bu şekilde düzenlenmesinin istendiğini, aracın poliçe dönemi içerisinde 25.6.2009 tarihinde kiracı elinde iken hasara uğradığını, davalı ... şirketinin "poliçenin hususi araç için düzenlendiği, poliçe özel şartlarında araç kiralanmasının teminat dışında bırakıldığının kararlaştırıldığı" gerekçesiyle hasar bedelini ödemediğini, dosyaya mübrez poliçe ile ilgili müvekkilinin bilgilendirilmediğini, acenteye aracın kiralık kullanıldığı hususunun bildirilmesine rağmen acentenin poliçeyi yanlış düzenlediğini bildirerek hasar bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, aracın hususi araç olarak sigortalandığını, poliçe özel şartlarında "aracın kiralanması halinde hasarın teminat dışında kalacağının" taraflarca kararlaştırıldığını, aracın kiracı kullanımında iken hasara uğraması nedeni ile davacı talebinin karşılanmadığını bildirerek davanın reddini savunmuş,
Yargılama sonucunda mahkemece "davacının poliçe özel şartında getirilen yükümlülüğe uymadığı, rizikonun bu nedenle teminat kapsamı dışında kaldığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş,
Davacı vekilinin vaki temyizi sayın çoğunluk tarafından yerel mahkeme kararındaki gerekçeye dayanılarak red edilmiş, karar onanmıştır.
Sayın çoğunluğun onama yönündeki görüşüne katılamıyorum.
Dava kasko poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup uyuşmazlık sözleşme ilişkisinin kurulup kurulmadığı noktasında toplanmaktadır.
Dava ve karar tarihinde yürürlükte bulunan mülga TTK.1263 maddesine göre, sigorta sözleşmesi hiçbir şekle tabi tutulmamış ise de, sözleşme yapmaya ehil kişilerin karşılıklı ve birbirine uygun irade açıklamalarıyla sigorta sözleşmesinin kurulacağı kuşkusuzdur. Sözleşmenin yazılı bir belgeye bağlanması ancak ispat açısından önem taşır ve 6100 sayılı HMK.200 (mülga 1086 sayılı HUMK.288) maddesinde düzenlenmiş şekilde ispatı gerekir. Sigortacının TTK.1265 ve 1267 maddeleri uyarınca imzalı bir sigorta poliçesini belli bir süre içerisinde sigortalıya vermesi zorunludur. TTK.1265, 1267 ve 1295/1 maddeleri birlikte incelendiğinde sigorta şirketinin kendileri tarafından imzalanmış bulunan poliçenin bir örneğini sigortalının ikametgahına götürülerek ona vermek, dilerse bir suretini sigortalıya imzalattırarak almakla yükümlü olduğu görülecektir. (Y.11 H.D. 1.3.2010 gün 2008/11420E.,2010/22995K., 14.2.2011 gün 2010/2367E., 2011/1489K. sayılı kararları)
5684 sayılı Sigortacılık Kanununun 11/3 maddesinde "sigorta şirketleri ve sigorta acenteleri tarafından gerek sözleşmenin kurulması, gerekse sözleşmenin devamı sırasında sigorta ettiren, lehtar ve sigortalıya yapılacak bilgilendirmeye ilişkin hususların yönetmelikte düzenleneceği" öngörülmüş,
Anılan yasa hükmüne dayanılarak Hazine Müsteşarlığınca çıkarılan ve 28.10.2007 günlü Resmi Gazetede yayınlanan Sigorta Sözleşmelerinde Bilgilendirmeye İlişkin Yönetmeliğin 5.maddesinde "Sigortacının bilgilendirme yükümlülüğünün sigortacı tarafından sigorta ettirene ve sigorta sözleşmesine taraf olmak isteyen kişilere karşı sözlü ve yazılı şekilde yerine getirileceği, bilgilendirmenin yazılı yapılmasının esas olduğu, sigortacının asgari bilgilendirmenin yapıldığını ispatla yükümlü bulunduğu, bilgilendirme yükümlülüğünün sigorta sözleşmesinin kurulmasından önce başlacağı ve sözleşmenin geçerli olduğu süre içinde de devam edeceği, sigortacının dürüstlük ilkeleri çerçevesinde davranmak, sigorta ettireni yanıltıcı her türlü hal ve davranıştan kaçınmak zorunda bulunduğu",
Yönetmeliğin 7.maddesinde "bilgilendirme yükümlülüğünün gereği gibi yerine getirilmemiş, bilgilendirme formu gereği gibi teslim edilmemiş veya bilgiler gerçeğe aykırı düzenlenmiş ise bu hallerden her hangi birinin sigorta ettirenin kararına etkili olmuş ise sigorta ettirenin sigorta sözleşmesini feshedebileceği ve uğradığı zararının tazminini de talep edebileceği",
Yönetmeliğin 8.maddesinde "bilgilendirme formu içeriğinden akdedilecek sözleşmeye ilişkin genel uyarılar, sözleşme ile verilen teminatlar, sözleşmeye eklenebilecek özel hükümler...vs. bulunacağı"
Yönetmeliğin 9.maddesinde "bilgilendirme formunun en az iki nüsha düzenlenerek sigortacı tarafından kaşelenip imzalandıktan sonra bir nüshasının sözleşmeye taraf olmak isteyen kişiye imza karşılığı verileceği, imzanın sigorta ettirenin sigorta sözleşmesi ve işleyişi hakkında bilgi sahibi olduğu hususunda aksi ispat edilebilir karine teşkil edeceği" öngörülmüştür.
Somut uyuşmazlığı dönüldüğünde;
Davacı, araç kiralama işi ile iştigal ettiğini, hasara uğrayan aracı da bu nedenle satın aldığını ve kiraladığını, aracın banka kredisi ile satın alınması nedeni ile kasko poliçesi düzenlenmesi esnasında aracın kiralık olarak kullanılacağının acenteye bildirilmesine, acentenin poliçeyi bu şekilde düzenlemesinin gerekmesine rağmen acentenin aracın kasko poliçesini hususi araç olarak düzenlediğini, bu durumdan kendisinin haberdar olmadığını, davalının bilgilendirme yükümlülüğüne aykırı davrandığını beyanla zararının tazmininin gerektiğini iddia etmekte,
Davalı ... şirketi ise aracın poliçesinin hususi araç olarak düzenlendiğini, poliçe özel şartında aracın kiralık olarak kullanılmasının yasaklandığını, rizikonun kiralandığı dönemde gerçekleştiğini, Poliçe özel şartı gereğince rizikonun teminat dışında kaldığını savunmaktadır.
TTK.1263 maddesi gereğince sigorta akitlerinin şekle tabi akitlerden olmaması, poliçenin sadece tarafların hak ve yükümlülüklerini gösteren bir ispat aracı olması karşısında kasko poliçesinin hususi araç olarak düzenlendiğine ilişkin davalı savunmasının davalı tarafça 6100 sayılı HMK.200 (mülga 1086 sayılı HUMK.288)vd. maddesi uyarınca kesin delillerle ispatlanması gerekir.
Dosyaya mübrez tüm poliçe ve nüshaları davalı ... şirketince ibraz edilmiş olup, davacının iddia ettiği gibi hiçbir poliçede davacının, sigortalı ve sigorta ettirenin imzası bulunmamaktadır.
Kasko poliçesinin Sigorta Sözleşmelerinde Bilgilendirmeye İlişkin Yönetmelik hükümlerine göre düzenlendiği konusunda sigortalı ve sigorta ettirenin imzalarını içeren bilgilendirme formu da ibraz edilmiş değildir.
Bu durumda ispat külfeti kendisine düşen davalı ... şirketine aracın kasko poliçesinin hususi araç olarak düzenlendiği ve aracın kiralık olarak kullanılmasının teminat dışında bulunduğuna ilişkin özel şartın geçerliliğinin ispatı zımnında davacının imzasını içeren poliçe aslını veya poliçenin yönetmelik hükümlerine uygun düzenlendiğine ilişkin davacının imzasını içeren bilgilendirme formunu ibraz etmesi,
Davalıya tüm kesin delillerini sunması,
Gerekirse davalı ... şirketi ile poliçeyi düzenleyen acentenin tüm ticari defter ve kayıtlarında uyuşmazlık konusu poliçenin bulunup bulunmadığı, poliçenin taraflarca düzenlenip düzenlenmediği konusunda bilirkişi incelemesi yaptırılması,
Davalının delil listesinde "hertürlü yasal delil"e dayanması nedeniyle davacıya yemin teklifi hakkının hatırlatılması, hasıl olacak sonuca göre karar verilmek üzere yerel mahkeme kararının bozulması gerekirken onanmasına ilişkin sayın çoğunluk görüşüne karşıyım.
...
(Karşı Oy)
Full & Egal Universal Law Academy