MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın karar verilmesine yer olmadığına dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı 3.kişi vekili, ...İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı takip dosyasından haczedilen menkullerin müvekkiline ait olduğunu ileri sürerek haczin kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, davacı 3.kişi ile borçlu şirket ortaklarının akraba olduklarını, haczin borçlunun resmi adresinde yapıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece haczin tebligat adresinde yapılmadığı, mülkiyet karinesinin 3.kişi yararına olduğu aksinin alacaklı tarafından kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, Dairemizin 24.11.2009 gün ve ... sayılı ilamıyla, borçlu şirketin haciz adresinde 3.kişi ile birlikte faaliyet gösterdiği, mülkiyet karinesinin alacaklı yararına olduğu, davacının haciz tutanağının 3 ve 4.sırasındaki menkullere ilişkin olarak sunduğu faturaların eski tarihli olduğu, diğer mahcuzlar yönünden sunulan faturaların yeni tarihli olup karine aksini ispata elverişli olmadığından bahisle bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyularak; haciz tutanağının 3 ve 4.sırasındaki mahcuzlar yönünden davanın kabulüne, haciz tutanağının 1, 2, 5 ve 6.sırasındaki mahcuzlar yönünden davanın reddine karar verilmiş; hüküm, yine Dairemizin 20.9.2011 gün ve 2011/2345-7906 sayılı ilamıyla yargılama masrafları, vekalet ücreti ve tazminata yönelik olarak bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyularak, istihkak davasında verilen karar onanarak kesinleştiğinden yeniden karar verilmesine yer olmadığına ve talep edilmediğinden tazminata hükmedilmesine
yer olmadığına karar verilmiş; hüküm, tazminata yönelik olarak davalı alacaklı vekilince temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık, 3.kişinin İİK'nin 96 vd maddelerine dayalı istihkak davasına ilişkindir. Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm kurulması doğrudur. Ancak mahkemece davalı alacaklının tazminat isteminde bulunmadığı gerekçesiyle tazminata hükmedilmemiş ise de davalı alacaklının cevap dilekçesinden tazminat isteminde bulunduğu anlaşılmaktadır. Kaldı ki, alacaklı tarafından tazminat istemine bulunulmamış olsa bile Yargıtay'ın yerleşmiş uygulanmasına göre İİK'nin 97/13.maddesi uyarınca alacaklı yararına tazminata hükmedilebilmesi için alacaklının isteği koşul değildir. Bu nedenle icra mahkemesince teminat alınmak suretiyle takibin ihtiyati tedbir yolu ile durdurulmasına karar verildiğine İİK'nin 97/13.maddesi gereğince bu dava nedeniyle davacı 3.kişinin tutumu sonucu alacağın tahsili geciktiğinden davanın reddi nedeniyle alacaklı yararına %40 tazminata hükmedilmesi gerekirken bu yönün gözardı edilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Ne varki bu yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirmediğinden hükmün 6100 sayılı HMK'nin geçici 3/2.maddesi göndermesiyle HUMK'nin 438/7.maddesi uyarınca düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hüküm fıkrasının yedinci (7) bendinin tamamen hükümden çıkartılarak yerine "takip teminatla durdurulmuş olduğundan hakkındaki dava reddedilen mahcuzlerin değeri olan 15.100,00 TL'nın %40'ı üzerinden hesaplanan 6.040,00 TL icra inkar tazminatının davacıdan alınıp davalı alacaklıya verilmesine" cümlesinin yazılmasına ve hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine 7.3.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy