MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı 3.kişi vekili, Küçükçekmece 3. İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip doyasında 11.1.2010 tarihinde haczedilen menkullerin müvekkiline ait olduğunu ileri sürerek haczin kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, davacı ile borçlu şirketler arasında bağlantı bulunduğunu şirket ortakları arasında akrabalık ilişkisi olduğunun davacı şirketin borçlu şirkete ait makinaları kullandığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece haczin borçluya ödeme emri tebliğ edilen adreste yapılmadığı, adreste borçlu şirket yetkilisinin bulunmadığı davacı ve borçlu şirket ortaklarının akraba olmalarının tek başına aralarında bağlantı olduğunu göstermeyeceği, gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekilince temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık, 3. Kişinin İİK.nin 96 vd maddelerine dayalı istihkak davasına ilişkindir.
Dava konusu haciz 11.1.2010 tarihinde 3. Kişinin faaliyet adresinde 3. Kişi yetkilisi huzurunda yapılmıştır. İİK.nin 97/a maddesindeki mülkiyet karinesi 3. Kişi yararınadır. Ancak bu yasal karinenin aksi davalı alacaklı tarafından her türlü delille ispat edilebilir.
Dosya içindeki ticaret sicili kayıtlarından davacı ve borçlu şirket ortaklarının soyadlarının aynı olup akraba oldukları, davacı 3. Kişi şirketin haciz adresindeki faaliyetine borcun doğumundan sonra başladığı anlaşılmaktadır.
Davacı 3. Kişi şirket ortağı ... isimli şahsın, alacaklı tarafından borçluya satılan makinaların borçlu şirkete teslimi sırasında fatura altına teslim alan kişi olarak borçlu adına imza attığı tesbit edilmiştir.
Kaldıki daha önce borçlu şirkette çalışan bir kısım işçinin sonradan davacı şirkette çalışmaya devam ettikleri SGK yazısı ile sabittir.
Davacı şirketin dayandığı her zaman sağlanması mümkün olan ve borcun doğumundan sonraki tarihi taşıyan mahcuzlara uygunluğunun tesbiti yönünden hiç bir ayırt edici özellik taşımaya faturaların da mülkiyete delil teşkil etmeyeceği açıktır.
Tüm bu olgular hep birlikte değerlendirildiğinde davacı ve borçlu şirket arasında alacaklıdan mal kaçırma kasdıyla mavuazalı işlemler yapıldığı sonucu ortaya çıkmaktadır. Bu muavazaalı işlemler alacaklıların haklarını etkilemez. Mahkemece bu yönler gözardı edilerek aksi düşüncelerle yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine 14.2.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy