MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalıların işleten ve sürücüsü olduğu aracın trafik kazası sonucu kusurlu olarak müvekkili şirkete kasko sigortalı araçta hasara neden olduğunu ve hasar bedelinin davacı tarafından ödendiğini, alacağın rücuen tahsili için davalı aleyhine Cizre İcra Müdürlüğünün 2010/205 sayılı dosyasından yapılan icra takibine itiraz nedeniyle takibin durduğunu ileri sürerek, 17.983,75 TL. asıl alacak üzerinden yapılan takibe vaki itirazın iptaline ve takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere göre, davanın kısmen kabulü ile davalıların itirazlarının iptaline, takibin 17.983,75 TL. asıl alacak ve bu miktar üzerinden (icra takip tarihinden itibaren) hesap edilen 3.596,75 TL. işlemiş (ticari) faizi olmak üzere toplam 21.580,50 TL. üzerinden devamına karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, TTK.nun 1301.maddesi uyarınca, alacağın hasar sorumlusundan rücuen tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptaline ilişkindir.
1-) TTK.nun 1301.maddesi uyarınca sigortacı, sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren yerine geçer ve dava tazmin ettiği bedel nispetinde sigortacıya intikal eder. Bu madde metninden de açıkça anlaşıldığı üzere sigortacının sigorta ettirene halef olabilmesi için öncelikle
gerçekleşen riziko bedelinin sigortalısına ödenmesi gerekmektedir. Bu nedenle sigortacının 3. şahsa rücu edebilme tarihi, sigorta ettirene ödeme yaptığı tarihtir. Somut olayda, davacı ... şirketi tarafından sigortalısına hasar bedeli 18.1.2008 tarihinde ödenmiş, takip talebinde ödeme tarihinden itibaren ticari temerrüt faiz hesabı yapılarak buna göre takibe başlanılmış ve mahkemece takip tarihinden dava tarihine kadar faiz hesaplanmış ise de yukarıda açıklandığı üzere, davalıların faizden sorumluluğunun başlangıç tarihi davacı sigortacının halefiyetinin başlangıcı olan 18.1.2008 ödeme tarihi olduğundan, mahkemece asıl alacağa ödeme tarihinden tahsil tarihine kadar ticari temerrüt faizi işletilmesine karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
2-) Dava asıl alacak yönünden kabul edilip, reddedilen kısım bulunmadığına göre, asıl alacak bölümünün ferileri niteliğinde olan faizin talepten farklı olarak belirlenmesi davanın kısmen reddi biçiminde değerlendirilerek, davacı ... şirketi aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesi de doğru değildir.
Yukarıda açıklanan hususlar usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiş ise de, bu yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden, hükmün HMK.nun geçici 3/2 maddesi delaletiyle HUMK.nun 438/7 maddesi uyarınca aşağıda yazılı olduğu şekilde düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hüküm fıkrasının davanın kabulü ile ibaresinden sonraki (1) nolu bendinin hükümden çıkartılarak yerine “Cizre İcra Müdürlüğünün 2010/205 sayılı takip dosyasında davalıların vaki itirazlarının iptaline, takibin 17.983,75 TL. asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa 18.1.2008 ödeme tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi işletilmesine” ibaresinin yazılmasına, hüküm fıkrasının davacı taraf aleyhine 1.100,00 TL. vekalet ücreti hükmedilmesine ilişkin (5) nolu bendinin de tümüyle hükümden çıkartılmasına ve hükmün bu haliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 25.2.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy