MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabul kısmen reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili, davalılar .... ve ... Tic. Koll. Şti. vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalıların işleteni, sürücüsü ve trafik sigortacısı olduğu aracın karşıdan karşıya yolu geçmek istediği sırada davacıya çarparak yaraladığını belirterek 10.000,00.-TL maddi ve sigorta şirketi dışındaki davalılar yönünden 30.000,00.-TL manevi tazminatın, sigorta şirketi yönünden dava tarihi, diğer davalılar yönünden olay tarihinden işleyecek yasal faizi ile tahsili talep ve dava etmiştir.
Davalı .... ve ... Tic. Koll. Şti. vekilleri ile ..., davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre; davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davalı sürücünün % 100 kusurlu olduğu ve davacının %10 çalışma gücünün sürekli kayba uğradığı kabul edilerek 9.500,00.-TL çalışma gücü kaybı, 500,00.-TL tedavi gideri toplamı 10.000,00.-TL'nin 9.500,00.-TL'lik bölümünün tüm davalılardan, 500,00.-TL'lik bölümünün ve 10.000,00.-TL manevi tazminatın sigorta şirketi dışındaki davalılardan, sigorta şirketi yönünden dava tarihinden, diğer davalılar yönünden olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsiline, bakiye manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili, davalılar ... Sigorta AŞ ve ... Tic. Koll. Şti tarafından temyiz edilmiştir.
Dava Borçlar Kanunu'nun 46. maddesi (6098 sayılı TBK md. 54) gereğince çalışma gücünün kaybı nedeniyle açılmış maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Tazminat davalarında delillerin değerlendirilmesi hakime aittir. Borçlar Kanununun 53. maddesi (6098 sayılı TBK md. 74) hükmüne göre hukuk hakimi kusurun varlığına karar verebilmek için ceza hukukunun mes’uliyete dair hükümleri ile bağlı olmadığı gibi, kusurun taktiri ve zararın miktarını tayin gibi hususlarda da ceza mahkemesi kararı ile bağlı değilse de, ceza mahkemesinde kesinleşmiş maddi olgu ile bağlıdır. Ayrıca olgularda ve ortaya konulan delillerde farklılık olmaksızın aynı kazada farklı kusur oranlarına ulaşılması adalete olan güveni sarsabilecektir.
Bu ilkelere göre somut olayda mahkemece alınan bilirkişi raporunda davacı yaya ...'in, yaya geçidinden karşıdan karşıya geçtiğini davalı sürücü ...'nin farkettiğini ve manevra yaptığını değerlendirerek sürücünün yayaya ilk geçiş hakkını vermemesi nedeniyle tam kusurlu olduğu, yaya davacının ise kusursuz olduğu değerlendirilmiş, Samsun 4. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 04.12.2012 tarih, 2010/546 esas, 2012/1012 sayılı kararında hükme esas aldığı Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi raporunda ise temyiz incelemesi yapılan Samsun Asliye 2. Hukuk Mahkemesi dosyasından alınan bilirkişi raporu da değerlendirilerek kavşak başını kullanarak karşıya geçmek isteyen davacıya ilk geçiş hakkını vermemesi nedeniyle davalı sürücü ...'nin asli kusurlu, davacının ise yolu iyice kontrol edip, yol boş ise geçmesi gerektiğinden tali kusurlu olduğu belirlenmiş olması bakımından olgularda ve kusur oranlarındaki kabullerde her iki yargılamada farklı bilirkişi raporları hükme esas alınarak karar verilmiş olması dikkate alınarak mahkemece, ceza davasının sonucu beklenerek bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Bozma gerekçesine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.
SONUÇ :Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı ... Tic.Koll.Şti. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma gerekçesine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı ve davalılar ... Sigorta AŞ ile ... Tic. Koll. Şti.'ye geri verilmesine 14.03.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.